11.06.2012

Dünya Hali - 11 Haziran 2012

Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması-4
Buluşmadan kimler neler bekliyordu?
Türkiye'nin yurtdışındaki vatandaşlarına bakışında bir değişiklik var mı?
STK'ların Türkiye için anlamı

Prof. Dr. Necdet BASA
Eski Bonn Çalışma Müşaviri
Eski Çalışma Bakanlığı Müsteşarı


Yayından:
"Bugün gelinen nokta yıllar öncesinden planlanmış olması gereken nokta. Türk kökenlilerin ilgili ülkelerdeki varlıkları sonuçlarına katlanılması gereken dinamikleri doğurmuştur. Demografik gelişmeler Türk kökenlilerin o ülkelerde kalıcı olduğu görülüyor. Bu yüzden onlara Türk varlığının kalıcılığı anlamında bakmak gerekir. STK buluşması, her şeyden önce dayanışmayı pekiştirmeye yarar. Bu adım geç olmuştur ama , kim katkı verdiyse iyi olmuştur.
Bu yeni bir çaba değildir. 86'da ilk kez başlatılmıştır. Sosyal kültürel ihtiyaçlar, dini ihtiyaçların olacağı görülememiş ve başkaları o boşluğu doldurmuştur.
1986'da Türkiye yurtdışına din görevlileri göndermeye başlamıştır.
Bir de ekonomik boyut var.
Yurtdışındaki Türk işadamları grubunun Türkiye ile ilişkileri önemlidir.
Türkiye ile yapacakları işbirliğinin doğuracağı sinerji önemlidir.
STK buluşması bir güven ortamının oluşmasına katkı sağlamıştır.
320'den fazla işçi şirketi kuruldu. Bugün sadece birkaç tanesi ayakta kalabildi. Tarih kendinden ders almayanlar için tekerrür eder. Bu potansiyeli Türkiye açısından değerlendirmek gerekir.
Sadece Almanya'da 1,5 milyon civarında Türk kökenli seçmen 
Sadece Almanya'da 50 bin gencimiz eğitim görüyor. Bu beni heyecanlandırıyor.
Bu genç dimağlarla ülkenin ilişkilerinin sağlam tutulması bu yüzden önemli.
…………

Daha fazlasını dinlemek için:
 Prof. Dr. Necdet Basa ve Hilkat Özgün

Necdet Basa, Hilkat Özgün ve İpek Erdem
Ankara Türkiye'nin Sesi Stüdyosu
STK Buluşması ve Avustralya
Avustralya’daki Türk varlığı ve örgütlenmesi
Acil sorunlar
Buluşmadan beklentiler



Hilkat Özgün
Avustralya Türk Kültür Platformu Başkanı

Yayından:
Avustrulya'ya göç edenlerin hikayesi Avrupa'ya gidenlerden farklı. Avustralya'ya gidenler göçmen belgesi imzaladılar ve oranın vatandaşı olarak gittiler. Dolayısıyla Almanya'da karşılaşılan sorunları yaşamadık.
Benim için bu toplantı diğer ülkelerden STK temsilcileriyle tanışma, paylaşma açısından yararlı oldu.
Tahminlerimize göre 150 bin vatandaşımız daha çok Melbourn, Sydney gibi büyük şehirlerde yaşıyorlar.
Gözden ırak olan gönülden de mi ırak kaygımız var.


Daha fazlasını dinlemek için:
 Prof. Dr. Necdet Basa ve Hilkat Özgün


STK Buluşması ve Belçika
Belçika’daki Türk varlığı ve örgütlenmesi
Acil sorunlar
Buluşmadan beklentiler
Rıfat Can
Belçika Türk Dernekleri Birliği Başkanı


Yayından:
Rıfat Can
Geç kalınmıştır, ama çok olumludur.
Yurtdışındaki insanlarımız bir müddet sahipsiz bırakılmıştır. Son zamanlarda gayretli çalışmalar var. Tebrik ediyoruz.
Birçok sorun ilgili mercilere iletildi ama sonuç almak uzun zaman gerektiriyor. Şimdi bir muhatap var. En kısa yoldan kendilerine ulaşabiliyoruz.
Yaklaşık 10 yıldır Brüksel eğitim müşavirliği boş geçmiştir. Daha önce 190 Türkçe kültür dersi öğretmeni varken şu anda sayıları 60'a düşmüş durumdadır. Türkçe okul saatlerinin dışına itildi.
Yükselen ırkçılık bir sorun.
Değişik bakanlarımızla da görüşme fırsatımız oldu. Belçika'nın da çok önemli bir yer olduğunu söyledik.
Her ülkenin değişik problemleri var. Ayrı toplantılarla ülke ülke konuşulması gerek.
Çifte vatandaşlığı tanımış bir ülke. 
Türk toplumunun bir dağınıklığı var. STK'lar birliktelik oluşturabilmiş değil.
Hoşgörü var, fikir alışverişi var ama resmi olarak bir üst kurul oluşturulamadı.
Daha fazlasını dinlemek için:
Rıfat CAN




Bloğumuzda 
daha fazlası var:


Yurtdışındaki sivil toplum kuruluşları Türkiye'den ne bekliyor?
Yurtdışındaki Sivil Toplum Kuruluşları buluşması
Dünya Hali - 06 Haz. 2012 .Yurtdışında Sivil toplum Kuruluşları: hedefleri, işlevleri, sorunları ve çözüm yolları
Göçün 50. Yılında Almanya'da Sivil toplum Kuruluşları
Almanya'da Türk toplumunun örgütlenme çabaları
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı



8.06.2012

Dünya Hali - 08 Haziran 2012

Yurtdışı Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması-3
Yurtdışındaki Türkler açısından sunduğu fırsatlar
STK temsilcileri Türkiye’den neler bekliyor

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen buluşmanın yapıldığı merkezden canlı yayın

Dr. Ata ERİM
Dünya Türkleri Konseyi Başkanı

Ata Erim
"Amerika'daki Türkler bilhassa Ermeni diasporası nedeniyle büyük sıkıntılar çektik. Görüyoruzki artık bir Türk diasporası teşekkül etmiş durumda. 
Güzel bir tarafı da değişik siyasi düşünceleri olan insanları da bir araya getirdi ki, diasporada güzel olan şey, ortak paydamız olan bir şeyde değişik siyasi fikirlerimiz olsa da müşterek bir yolu bulduk. Bugün belki iyi bir başlangıç yaptık."  Daha fazlasını dinle:  Ata Erim
......................................
Nihat Sorgeç
BWK Eğitim Kurucusu

"Farkettiğim taraf şu: yıllar öncesine kadar siyasi adamlarımızın bizlere karşı olan görüşlerinin başka olduğunu fak ediyorduk. Daha önce bize şöyle bir mesaj veriyorlardı: Bizler sizi yönetmek için, yönlendirmek için burada bulunmaktayız. Fakat bu son iki gün içinde şöyle bir hisse kapıldım: Bizler sizlere hizmet vermek için bulunmaktayız. Aynı göz hizasında sizlerle karşılıklı fikir alışverişi yapmak için sizlerle buluşmaktayız."  Daha fazlasını dinle: Nihat Sorgeç






Dr. Cebel Küçükkaraca
Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı

Cebel Küçükkaraca
"Böyle bir toplantının yapılmasını çok olumlu buluyoruz. Söylenenler çok olumlu. İsteriz ki bunlar ayrım yapılmadan yerine getirilir. Katılanların beklentileri çok büyük. İnsanların hala Türkiye Cumhuriyeti'nin yurtdışındaki, Almanya'daki,Fransa'daki problemleri çözeceğine inanması çok üzücü. Oradaki problemler orada yaşayan, oranın vatandaşı olan insanlarla çözülecektir. tabii ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yapacağı bir görev var. Türkiye ile ilgili görevler. Türkiye, ikili anlaşmalardan kaynaklanan hakların, kendi vatandaşlarının Türkiye'deki sorunları, askerlik, seçme hakkı, oy kullanmaya kadar buları çözmesi gerekiyor." Daha fazlası için:  Cebel Küçükkaraca'yı Dinle


Kemal Yurtnaç
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı

Kemal Yurtnaç
"Sivil toplum Örgütleri demokrasinin vazgeçilmez unsurları. Bu yüzden çok önemsiyoruz. İdare tek taraflı olmamalı. Aynı zamanda hesap verebilmeli, vatandaşların karşısına çıkabilmeli.  Bu yüzden devletlerin buna izin vermesi gerekiyor. Biz de yurtdışındaki vatandaşlarımızın kurmuş oldukları bu derneklere  bu ortamı sağlamaya çalıştık. 155 ülkede 6 milyona yakın vatandaşımız var. Bir sürü sorunları var. 8 başlıkta toparladık. 7 bakanımız geldi bürokratlarıyla birlikte bu sorunları dinlediler. Demokrasi her zaman güzel bir araç. Sivil toplum örgütleri kendi haklarını savunurken ortak menfaatler için beraber hareket etmeliler. Bu toplantının belki en önemli amacı, toplumun sağcısı solcusu, alevisi sunnisi ortak değerler çerçevesinde tanışmak kaynaşmak. Yurtdışında 5 bine yakın sivil toplum kuruluşu var.  Önemli olan sorunlarının çözümü için güçlerini birleştirebiliyorlar mı, ortak hareket edebiliyorlar mı?" 
Daha fazlası için:
 Kemal Yurtnaç'ı Dinle

Doç. Dr. Zehra Gülmüş
Anadolu Üniversitesi 
Yurtdışında Yaşayan Türk Vatandaşlarının 
Sorunlarını Araştırma Merkezi (YUTAM) Müdürü

İpek Erdem, Mustafa Ulusoy, Zehra Gülmüş
"Son derece verimli geçen bir toplantı. Özellikle çalışmamız gereken konular hakkında bilgi sahibi olduk. Bunların başında eğitim sorunu geliyor. Biz Anadolu Üniversitesi olarak doğru bir yönde çalıştığımızı da gördük. 
En önemli sorun eğitim ve dil. Dilde eksiklik olduğunda eğitimde istediğimiz noktaya gelemiyoruz, eşit katılım sağlayamıyoruz. " 
Daha fazlası için:
 Zehra Gülmüş'ü Dinle


Mustafa Ulusoy
Avrupa Akademik Çalışmalar Merkezi Başkanı

Nilgün Yıldırım
İngiltere Kadın Platformu Kurucusu ve Yöneticisi

Nilgün Yıldırım
"Bir kere çok iyi bir ağ oluştu. Belki geç kalınmış bir projeydi ama en azından başladı. Biz halkın içinden geliyoruz, halkın sesini getiriyoruz. Sayın Fatma Şahin'le iki oturum yaptık. İngiltere Türk toplumu'na müjdeli haberlerle döneceğiz."
Daha Fazlası için:  Nilgün Yıldırım'ı Dinle






Ayrıca:
Yurtdışındaki Sivil Toplum Kuruluşları buluşması
Dünya Hali - 06 Haz. 2012 .Yurtdışında Sivil toplum Kuruluşları: hedefleri, işlevleri, sorunları ve çözüm yolları
Göçün 50. Yılında Almanya'da Sivil toplum Kuruluşları
Almanya'da Türk toplumunun örgütlenme çabaları
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı
..........................................................................................................................................................
Meraklısına:

Programımıza aynı zamanda danışmanlık yapan Mete Atay'dan Ankara'da Sivil Toplum Kuruluşları buluşmasının gerçekleşeceğini haber aldığımızda Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nı aradık. Basın Müşaviri Mehtap Altınok'a buluşma sırasında canlı yayın yapmak istediğimizi bildirdik. Buluşmaya gelen katılımcıların listesini rica ettik. 


Yayın buluşmanın gerçekleştiği Ankara'nın yeni otellerinden JW Marriot'dan yapıldı. Salı günü Türkiye'nin Sesi Radyosu Teknik Müdürlüğü'nden Berk  Özdem ve Fatih Kesikbıyık otele giderek buluşmanın gerçekleşeceği salonu ve yayının yapılabileceği mekanı araştırdı. Otel ön büro yöneticisi Gözde Eşit'in de büyük yardımlarıyla yayın için özel bir bölüm düzenlendi.
Yayının ISDN hat üzerinden yapılabilme olanakları araştırıldı ancak ayrı bir ISDN hattı bulunamadığı için 3G üzerinden yapılması kararlaştırıldı.
Sonuçta Ankara'nın merkezinde bir otelden yayın yapılacaktı ve denemeler sonrasında 3G yayında sorun olmadığı görüldü.


7 Haziran Perşembe günü programın Yapımcısı Nurettin Turan ve Sunucu İpek Erdem buluşmanın ilk gününü izlemek üzere sabah 9.3'dan itibaren toplantı salonundaydık. Teknik sorumlumuz Fatih de tekrar otele geldi ve 3G yayınını tekrar prova ettik. Yayının yapılacağı odayı da inceledik. Ayrılan bölümde yerlerin mermer olması nedeniyle sesin yankılandığı anlaşıldı ve Otel yönetiminden yeni bir düzen rica ettik. Gözde Hanım ve Ömür Bey'in de yardımlarıyla otelin iş merkezini yayın için bize tahsis ettiler. Oradan da yaptığımız denemelerde 3G yayınında sorun olmadığını gördük. 


Nurettin Turan, Mete Atay, Nihat Sorgeç
Programa önceden daha çok telefonla konuk ettiğimiz birçok ismi salonda görmek bizleri sevindirdi. Paris Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Dr. Demir Önger, Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı Mete Atay, İngiltere Kadın platformu Başkanı Nilgün Yıldırım,  Avrupa Akademik Çalışmalar Merkezi Başkanı  Mustafa Ulusoy gibi isimleri salonda gördük. Dünya Türkleri Konseyi Başkanı Ata Erim ve BWK Eğitim Kurucusu Nihat Sorgeç'i görmekten ayrı bir mutluluk duyduk. Nihat Bey'le bu kez Türkiye saatiyle 14.00'te buluşma sözü aldık. 


Özellikle Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın yurtdışında yaşayan bütün vatandaşları kucaklayan ve görüş, parti, mezhep farkına dayalı yaklaşımın "çöpe atıldığı"nı vurgulayan, yurtdışındaki her bir Türk vatandaşının taleplerinin Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından aynı duyarlılıkla dikkate alınacağını söylediği konuşmasından çok etkilendik.  


Buluşmanın ikinci günü yayın ekibi olarak Nurettin Turan, İpek Erdem, Yapım yardımcımız Arzu Yaman TRT'de bir eğitime katıldığı için bize yardım etmek üzere gelen Şule Çankaya ve Fatih Kesikbıyık yine 9.30'dan itibaren buluşmanın gerçekleştiği JW Marriot oteldeydik. Fatih odanın farklı yerlerinden 3G yayını tekrar prova ettikten sonra pencereye yakın bir yerde daha iyi sonuç verdiğini görerek teknik altyapıyı ona göre düzenledi. Bu arada bir başka teknik görevlimiz Kemal Öktem de izinli olduğu halde yayına yardımcı olmak üzere yayın odasındaydı. Türkiye'nin Sesi Radyosu Yayın şefi Özlem Şahin Öztaş ve Türkçe Yayın Stüdyosu'nda görevli Ayhan Taşkın ile irtibat halindeydik. Yayının stüdyo dışından 3G üzerinden gerçekleşecek olması her zaman bir risk oluşturuyordu. Arkadaşlarımızdan saat başında okunacak haberlerin süresi, 3G'nin bir azizlik yapması durumunda yapacaklarımız konusunda görüş alışverişinde bulunduk.
Yeni Gün programının yapımcısı
Didem Güneri de buluşmayı izleyenlerdendi


Programımıza katılmayı kabul eden konuklarımızı sabah tekrar bularak yayınımızı hatırlattık ve yayının yapılacağı alanı tarif ettik. Basın Müşaviri Mehtap Altınok ve yardımcısı Aslı Akın yayınımızın pürüzsüz gerçekleşmesi ve Başkan Kemal Yurtnaç'ın yoğun trafiğinde yayına katılabilmesi için büyük çaba gösterdiler. 


Ankara'da Türkiye'nin Sesi stüdyolarından 14.00 haberleri okunduktan hemen sonra yayınımız tam planlandığı gibi 14.05'te JW Marriot otelden başladı. İlk konuğumuz Ata Erim ve Ardından Nihat Sorgeç ve Cebel Küçükkaraca ve daha sonra yoğun trafiği arasında bize zaman ayırmayı ihmal etmeyen Kemal Yurtnaç ile pürüzsüz devem etti. Ne zaman ki Mustafa Ulusoy söze başladı 3G sorun yaratmaya başladı. Teknik olarak sesi önce sayısal olarak paketleyerek şifreleyen ve karşı merkeze yani alıcıya gönderen 3G bağlantı cihazımızda bağlantının koptuğunu gördük. Her saniye yeniden bağlanabilmek tekrar tekrar bağlanmayı denediysek de yaklaşık 10 dakika sesimizi TSR stüdyolarına iletemedik. Bu yüzden dinleycilerimiz radyoda yayınımız içinde planlamadığımız enstrümental müzik dinlediler.
Daha sonra bağlantınız yeniden sağlandı ve yayınımızı tamamladık. Gönül isterdi ki 3G bizlere bu azizliği yapmasın. Sesini iletemediğimiz Mustafa Ulusoy'a sözümüz var. İlk fırsatta kendisine programımızda yer vereceğiz.

7.06.2012

Ankara'da Yurtdışı STK Buluşması

Yurtdışı Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması-2


Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen Yurtdışı Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması 1. gününü geniş bir katılımla tamamladı.


Sırasıyla Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Başbakan Yardımcısı  Bekir Bozdağ, Devlet Bakanı hayati yazıcı, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın konuşmaları ve oturumların yapıldığı ilk gün konuşmacılar yurtdışında bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarının Türkiye için taşıdığı anlamı ve önemi vurguladılar, Türkiye'nin göçün ilk yıllarına kıyasla bugün geldiği aşamayı ve yurtdışındaki vatandaşların sorunlarının çözümü için oluşturulmuş mekanizmaları anlattılar. Oturumlarda sivil toplum kuruluşlarının da soruları yazılı ve sözlü olarak alındı ve cevaplandırıldı.


STK temsilcileri söz alarak
sorunlarını ve taleplerini dile getirdi
Yurtdışında Türk sivil toplum kuruluşlarının etkin çalışmalarına dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Siz herkese örnek oldunuz. Biz kendi ayaklarımız üzerinde durabiliriz mesajını bütün dünyaya verdiniz. Sizin Türkiye'ye yaptığınız katkılar tartışılamaz. Bundan dolayı ayrı ayrı gönül dolusu teşekkürler ediyorum" dedi.
Bakan Bozdağ sözlerini şöyle sürdürdü:
"Artık Türkiye daha güçlü bir Türkiye. Biz diyoruz ki; nerede bir soydaşımız, nerede bir akrabamız varsa, nerede bir vatandaşımız varsa Türkiye orada olacaktır, yanında olacaktır, beraber olacaktır. Bunun için çalışıyoruz, bunun için gayret ediyoruz. İşte bu toplantı da bu amaçla Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız tarafından tertip edilmiştir. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı aslında Diaspora Bakanlığı'dır. Nerede bir vatandaşımız varsa orada dalgalanan bir ay-yıldızlı bayrağımız var demektir."
"Bizim entegrasyon sorunumuz yok. Bugünkü sorun entegrasyon değil eşit katılım sorunudur. Bugünkü sorun ırkçılık sorunudur, ayırımcılık sorunudur."
"Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız artık yaşadıkları ülkelerde oy kullanabilecekler. Bu uygulama ilk olarak 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde gerçekleştirilecek."
"Almanya gibi ülkeler çifte vatandaşlık hakkı vermiyorlar. Bu bir ayırımcılıktır, insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Bu konuda yaşanan sıkıntıları Alman yetkililerine ilettik."


Dünya Hali'nin STK buluşmasından canlı yayını 

4.06.2012

Dünya Hali - 06 Haziran 2012

Yurtdışında sivil toplum kuruluşları buluşması-1:
Sivil toplum örgütlenmesinin hedefleri, işlevleri, sorunları...
Göçmenlikten yurttaşlığa geçişte rolleri

Dr. Veyis Güngör
Avrupalı Türk Demokratlar Birliği Başkanı

Mete ATAY 
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Dr. Can Ünver
TÜRKSAM Göç Araştırmaları Enstitüsü başkanı

Can Ünver, Veyis Güngör, Mete Atay, İpek Erdem
Yayından:


Sivil toplum kuruluşlarının hedefleri, işlevleri, sorunları

Veyis Güngör:
Türk sivil toplum örgütlerinin tarihi göçün ortalama 10 yıl sonrasından başladığını görüyoruz.
İlk günlerde daha çok işçi hakları ve o günlerdeki sorunlara çözüm odaklı olduğu görülüyor.
Sonraki on yıllarda ise aile birleşmeleri ve dini içerikte örgütlenmeler ve nihayet 12 eylül sonrasında da siyasi örgütlenme görülüyor.
Geldiğimiz noktada, hemen hemen toplumun her alanında Türk örgütlerini görüyoruz.
Son eğilim, hemşehri dernekleri.
Yeni bir süreç de başladı. Günümüz şartlarına cevap verecek bir örgütlenme tipi ortaya çıktı: örn. üniversite mezunu gençler Hollanda Türk Liderlik örgütü kurdular. Eskiden olmayan bir ihtiyaca cevap veriyor.
İhtiyaçlar da değiştikçe yeni örgüt türleri ortaya çıkıyor.
AB sünreci de Arupa'daki Türklerin birikimlerini ülkelerine aktarma yolunda fırsat oluşturdu.
Türkler İçin Danışma kurulu bir çatı örgütü olarak Hollanda hükümetinin zoruyla ortaya çıkan bir model.Ortak mücadele, birlikte çalışma kültürü maalesef yok.


En önemli sorun: gönüllülük ve profesyonellik arasında gidiş gelişler.
Profesyonel elemanlar istihdam edilemiyor. Diğer bir sorun da 30 yıl önce kurulan çoğu sivil toplum örgütünün kendisini çağa uyduramamış olması bu nedenle kuşak çatışması yaşanması.
Başka bir sorun da örgütlenmede daha çok içe dönük bir örgütlenmeyi benimsemiş olması. Bu da içinde bulunduğu toplumla ilişkiyi zayıflatıyor. Yeni kuşak örgütçüler bu sorunu aşıyorlar.


Daha Fazlası İçin
Veyis Güngör


Mete Atay:
Türk toplumunun Almanya'da örgütlenmesi sancılı oldu.
Uzun yıllar sıkıntı çekildi ardından öğrenci örgütlenmesinin sonrasında üç farklı örgütlenme ortaya çıktı: 12 Eylül darbesi sonrasında Türkiye'deki siyasi örgütlerin yansıması şeklinde ortaya çıktı. Eksiklikleri Türkiye'niun sorunlarıyla ilgilenmeleriydi.
İkinci grup Almanlara bağlı örgütlenmeydi.
Üçüncüsü de sivil toplum örgütleri: meslek, öğrenci, işçi, öğretmen.
1990'lardan sonra özellikle biraz daha kalıcı olduktan sonra kendi özel sorunlarını, Almanya ile ilgili sorunları tartışılmaya başladılar,x.
Amaçları netleştikçe birliğin sağlanması kolaylaştı. Artık çatı örgütleri faaliyet göstermeye başladı. Onların varlığı, kendini belli etmeye başladı. Demokratik baskı unsunu olarak öne çıkmaya başladılar.
İnsan ister ki hep beraber olalım. Ama bu bir süreç. Ama şu an gelinen noktadan memnun olması gerekiyor. Örn. Almanya Türk Toplumu Almanya'daki zirvelere davet ediliyor ve muhatap alınıyor.
Türk Veli Dernekleri de aynı şekilde bakış açısını değiştirdi.
Son iki üç yıl içerisinde öğretmen atamalarında büyük gelişme oldu. Bunda Türk Öğretmenler Federasyonu'nun etkisi oldu.
En büyük sorun ekonomik. İkincisi profesyonellik. Üçüncüsü Almanya'da da aynı sorun var. Önce Türkiye ile ilgili dernekçilik başladı. Bizim dil sorunumuz, akademik sorunlarımız vardı, şimdiki kuşakta bu sorunlar yok. Bu nedenle Almanlar'ın bakışı da değişiyor.


Daha Fazlası İçin
Mete Atay

Can Ünver:
Bir öğrenci olarak Münih Türk Öğrenci Birliği'nin üyesiydim.
Küçük yerleşim yerlerinde daha çok öretmen, imam ve bir de dernek vardır. Muhtar, öğretmen imam üçlüsü bir anlamda hayata geçmiştir.
Hemşehri dernekleri bir bakıma geriye gidiş.
İçinde yaşadıkları toplumda saygın hale gelmeleri için kapalı yaşamak olmuyor. 
Geçmişte bazı girişimler oldu. Devletin işin içine girmesi tehlikeli oluyor.
Kabul kültürünün gelişmeye başlaması iyi bir gelişme.
Dernek yöneticilerini hayranlıkla izledim. Hiçbir menfaat gözetmeden, kahramanca mücadele eden arkadaşlarımız. Bunların çok katkısı oldu. Ama zaman geçtikçe yeni eskiyi beğenmeyecek. Boynuzun kulağı geçmesi lazım.


Daha Fazlası İçin
 Can Ünver

Veyis Güngör-Mete Atay-Can Ünver'i dinle


Yurtdışındaki Türk toplumunun göçmenlikten yurttaşlığa geçişinde sivil toplum kuruluşlarının rolü

Veyis Güngör:.
Türk sivil toplumlarının içinde bulunduğu topluma ilişkin yeni bir vizyon geliştirmesi gerekiyor. Üzerlerinde çok ciddi bir görev. Bu sosyal sorumluluk gerektiren bir misyon. Sürekli tartışıyoruz. Irkçılığın ardındaki suni korkuyu nasıl yenebiliriz?
Konya kriterleri adını verdiğimiz Anadolu değerlerinin halka anlatılması gerekiyor.
Bunu proje olarak yürütüyoruz. İkinci sorun ekonomik. Anadolui'da sistemleşmiş ahilik sistemini kurumsal olarak anlatmak istiyoruz.
Misafir işçilikten vatandaşlığa, Avrupa vatandaşlığına geçiş noktasındayız. Tarih bize bir sorumluluk yüklemiş bulunuyor.
Veyis Güngör, Mete Atay

Mete Atay:
Alm. göç alan ülke olarak ve göç veren ülke olarak Türkiye Türklerin örgütlenmesine sıcak bakmadı. Herkes kendi açısından değerlendirdi. Son yıllarda bu değişti. her iki ülke de şunu gördü: bi bu sivil t. örgütleriyle birlikte çalışırsam başarılı oluruz. En iyisi onları desteklemek. Çünkü onlara bir fırsat oluşturuyor. Almanya'da iş adamlarını örgütleri ses getiriyor. Söyledikleri ciddiye alınıyor. Ülkelerin bu gerçeği gördüklerini görüyorum. STKlar da ancak örgütlenerek toplumda yer edninebilecekleri gördüler.
Can Ünver:
60'larda Avrupa ülkelerine giden vatandaşlarımızda tam bir yurttaşlık bilinci yoktu. Türkiye de onlara o şekilde davranmadı. Son yıllarda onları yerleşik yurttaş olarak kabul etmeye başladılar. Böyle bakmaya başlayınca onları paydaşlar olarak görmeye başladık.
Türk hükümetinin, Avrupa hükümetlerinin muhatabı olarak kabul edilmeye başladılar.
80'li yılların ortasından itibaren Türkler yerleşik olmaya başladılar. 
Yapılan iş büyük bir iştir.

Daha fazlası için:
Veyis Güngör-Mete Atay-Can Ünver'i dinle

Ayrıca:

Yurtdışındaki Sivil Toplum Kuruluşları buluşması
Dünya Hali - 08 Haz. 2012 .Yurtdışında Sivil toplum Kuruluşları buluşmasından canlı yayın
Göçün 50. Yılında Almanya'da Sivil toplum Kuruluşları
Almanya'da Türk toplumunun örgütlenme çabaları
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı

Dünya Hali - 04 Haziran 2012 Pzt


Çok kültürlü, 
çok dilli menajerlik 
çalışmaları
Meslek danışmanlığı




Dr. Aydın Sayılan

Aydın Sayılan kimdir?
Menajerlik nedir?
İş yerlerinde çalışanların eğitim programı nasıl oluyor?
Hedef grupları
İş yaşamında güncel ve geleceğe yönelik hangi konular önemli?
Kültürlerarası yeterlik ("Interkulturelle Kompetenz") ve çeşitlilik yönetimi (Diversity Management) ne demek
Almanya’daki eğitim politikaları is yaşamından bakıldığı zaman nasıl olmalı?


Yayından:
"Ağırlık noktamız daha çok işyerlerinde çalışanların eğitimi. Normal çalışanlar ve yöneticilere odaklanıyoruz.
Yetişkinlerin kendi kendini yeterince geliştirmediği tespit edildi.
Almanya'da güncel tartışma var. Dışardan gelen insanlara ihtiyacı var.
Küreselleşmek Almanya için çok önemli buna göre çalışanlara yönelik programlar hazırlanıyor.
İşyerlerinde sorunları nasıl çözebiliriz? Bu soruya cevap vermeye çalışıyoruz.
Bir işyerinde sorun illa ki olumsuzluk anlamına gelmemeli. Tam tersine bu bu bir şansa dönüştürülebilir.
Çeşitlilikten kastımız geçler ve yaşlıların bir ada bulunması, birbirlerinden yararlanması. kadınlar ve erkeklerin birbirinden alabilecekleri yararlanabilecekleri  değerleri var.
Avrupalaşma, küreselleşme sürecinde verimli çalışma, birbirlerinden yararlanarak bir takım oluşturmaya çalışıyoruz.
Eğitim programına katılan insanlar bir başka insan oluyorlar. 
Türkler kendi kültürlerinin ciddiye alındığını görüyorlar, bu şekilde verim artıyor.


Genellikle işverenler Alman okul sisteminden memnun değiller. İşyerlerinin ihtiyacını karşılayan insan yetiştirmekten uzak olduğunu düşünüyorlar.


Almanya'da 16 eyalet var. Yani 16 ayrı eğitim politikası var.
Göçmen kökenlilerin kamuda istihdamı yavaş yavaş Almanya'nın gündemine giriyor. Uluslararası açılım gündemde. yani başka kültürden insanların kamuda istihdamı tartışılıyor.
Bu konunun içindeki insanlar yavaş yavaş şunu fark etmeye başlıyor:
acaba farklı kültürden gelen ve değerleri olan insanlarla Almanların bir arada katabilecekleri neler olabilir?
Bir Alman'ın çalışma disiplini ile bir Türk'ün sıcaklığını alan bir bireyin çok katkısı olabileceğini görmeye başlıyorlar."


Daha fazlasını dinle:
 Dr. Aydın Sayılan
.......................................................
Almanya’da okulların kapanmasına kısa bir süre kala yeni mesleğe başlayacak genç mezunlar açısından meslek eğitimine veya iş yaşamına ilk adım

Mete ATAY – Almanya/Bonn
           Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Mezuniyet sonrası mesleğe başlangıç öncesi eğitim…
 Almanya”da gençler meslek eğitimi için nasıl yönlendiriliyorlar?
 Meslek Bilgilendirme Merkezi nedir? Nasıl çalışıyor?
 Meslek danışmanlığı nasıl bir hizmet sunuyor?
 Çocuğun kendini keşif programı nedir?
 Çocuk ailede meslek eğitimine nasıl hazırlanır?
 “Meslek seçiminde önemli konular
Çocuğun istek, ilgili ve yetenekleri neden önemlidir?


Yayından:
"Özellikle meslek eğitimi yapacak öğrenciler okullardan kapanmadan 2-3 hafta önce okullardan ayrılıyor. Onlar artık iş hayatına ilk adımlarını atıyor. Okullarda yapılan mesleki yönlendirme hemen hemen değiştirmiyor. Altıncı sınıftan itibaren meslek öğrenmeye başlıyorlar. Staj sırasında düşündükleri, ideallerindeki meslekleri yapıp yapamayacaklarını görüyorlar. 
Çocuklar ne kadar erken, ne kadar isabetli olarak mesleklere yönlendirilirse o kadar mesleklerinde başarılı oluyor, mutlu oluyor ve meslek hastalıkları azalıyor.
Meslek bilgilendirme merkezlerine gençler randevu almaksızın gidebilir, bilgi alabilir.
Bunlar üç alanda çalışıyorlar: bilgilendirme, materyal dağıtma ve internet üzerinden bilgiler veriyorlar.
Meslek borsasında hangi alanlarda iş acığı var, hangi mesleklerin daha fazla şansı var görülebiliyor.


Meslek danışmanlığı hem İş Ajansı he de Türkiye'nin çalışma ataşelikleri tarafından verilen bir hizmet.
Ana babalar bu mesleki danışmanlık konusunda çocuklarına destek vermeli, birlikte olmalı ve yol göstermeli.
Öğrenciler meslek öğrenme yerlerinde kendilerini kanıtlarlarsa o firmalarda iş bulma şansları artıyor. Anne bababalara herkesten çok iş düşüyor. Baven çocukları kendi hayallerindeki mesleklere yönlendirerek veya çok para kazanan meslekler yönlendirmeye çalışıyorlar. Oysa çocuğun kendi gerçeği var, onları çok büyük şartlamamalı. Yapamayacakları yükün altına koymamaları gerekiyor. Yapmaları gereken, çocuğun yapacağı meslek ne olursa olsun arkasında olduklarını bildirmek, güven vermek.
Çocuğun kendini keşfetmesi bence en önemli konu.
Bu beş basamaklı bir program.
Birincisi meslekle ilgili bilgiler veriliyor ve dört tane ilgi alanı belirlemesi isteniyor.
Daha sonra ilgi alanlarına uygun meslekler listesi çıkarılıyor.
İkinci basamakta 15 güçlü özellik sıralanıyor. Kendisinin güçlü olduğu konuları sıralıyor. Bazı soruları cevaplıyor. O zaman ilgi duyulan meslekle ilgi alanlarının örtüşüp örtüşmediği görülüyor."


Daha fazlasını dinle:
 Mete Atay


1.06.2012

Dünya Hali - 01 Haziran 2012


Anadolu Üniversitesi'nden Yaz Dönemi Eğitim Atağı

Batı Avrupa'da yerleşik Türklere tezsiz yüksek lisans ve sertifika programları başvuruları başladı.

Dr. Ahmet Atilla Doğan 
Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü

"e-Sertifika Programlarına kayıt olabilmek için en az lise mezunu olmak gerekiyor. Öğrenci Seçme Yerleştirme Sınavı’ndan yeterli puan alamayıp herhangi bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilememiş adaylar e-Sertifika Programlarına başvurarak dilediği alanda öğrenim görme imkânı yakalayabiliyor. Herhangi bir meslekle uğraşırken farklı bir alanda öğrenime ihtiyaç duyan bireyler de e-Sertifika Programlarına kayıt yaptırarak ilgi duydukları alanda öğrenim görme imkânı yakalamış oluyor.

Ayrıca KOBİ’lerde yapmakta olduğu işe ait bilgilerini güncellemek isteyen bireyler e-Sertifika Programlarından yararlanabiliyor. Bunların yanı sıra herhangi bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı olup farklı alanda kendini yetiştirmek isteyen bireylerin de ihtiyaçlarına cevap veren e-Sertifika Programları öğrencilere kendi alanlarının yanı sıra farklı bakış açıları kazandırmayı amaçlıyor.

Bu dönem 42 farklı e-Sertifika Programı ile Batı Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza yönelik olarak 7 Batı Avrupa e-Sertifika Programı sunuluyor. "



Daha fazlası için A. Atilla Doğan'ı dinle:

....................................................................

Yabancı toplumlarda kimlik ve aidiyet
Her iki kültürün sentezlenmesiyle daha donanımlı bir Türk kimliği oluşturmak mümkün.


Seda Haran
Uzman Psikolog

Yayından:
"Memleketi hatırlatan her şey ilk gidenlerin hayatında daha önemli hale geldi. Ana vatan yüceltildi. Sanki oradaki sorunlar Ana vatanda yokmuş gibi düşünüldü. Bu yüzden bulundukları yere kendilerini ait hissetmeleri çok zaman aldı.
Şimdi ise durum farklı. Yeni kuşaklar oluştu. Türkler farklı sektörlerde son derece başarılı oldu.
Önceden kendileri bile böyle bir başarı beklemiyorlardı.
Şimdi artık oraya ait olmak, o kimliği oluşturmak zamanı. En çok dikkat edilmesi gereken şey güven duygusu. Bu karşılıklı olması gereken bir şey. Oradaki toplumun kanunları, yaklaşımı da buna yardımcı olmalı.
Yerli toplumda kabul mekanizmasının da öğrenilmesi gerek. Bu tek yanlı bir süreç değil. Yerli toplumun da aynı çabayı göstermesi gerek.
Türklerin kendi mahallelerine ayrılmaları değil yerli toplumun içine yayılmaları gerek.
Kültürlerin bir arada yaşaması zenginliktir. Bu zenginliğin oluşmasını engelleyen uygulamalar var: ırkçılık, ayrımcılık...


Daha fazlası için Seda Haran'ı dinle:
....................................................................

Obsesif kompülsif bozukluk - 3
Tedavi teknikleri


Seda Didem ERKEN

Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Yayından:

"Tedavide Erteleme tekniği kullanılıyor. Takıntı yaptığı şeyi beş on daki , birkaç saat ertelemeyi öğreniyor. Bir süre sonra erteleme süresi o kadar artıyor ki yapacağı şeyin önemi kalmıyor.


İkinci teknik "azaltma".
Kapıyı 50 defa kontrol ediyorsa önce 40'a sonra 30' indiriyoruz.
Burada yaşadığı kaygı orta şiddette olacak. Bir süre sonra kaygının şiddeti azalacak. Örneğin 10 üzerinden 5-6'ya sonra da 1-2'ye düşürmeye çalışıyoruz.
Azaltma'da sayı ile ilgili durumu sistematik olarak ve kaygı şiddeti skalasını unutmadan yapıyoruz.


"Maruz bırakma"
Burada da bir kaygı skalası var.
Lavaboya dokunmama gibi bir takıntı olsun. Hiç elini dokundurmayan kişiye önce bir parmağını, sonra iki parmağını dokundurup bir süre yıkamamasını istiyoruz. Sıkıntısı ço yüksekse biraz yavaşlıyoruz.
Sonra avuç içiyle dokunmasını istiyoruz."

Düşünsel takıntılarda yapılması gerekenler biraz daha farklı. Bu takıntılar daha zor, daha yapışkan.
Bununla ilgili teknikler de farklı.
....................................
UYARI: Burada yazılanlar tedavi süreciyle ilgili tekniklerin sadece küçük bir bölümünü anlatmaktadır. Daha fazlasını dinlemek için lütfen bağlantıya tıklayın:

Seda Didem ERKEN'i dinle


29.05.2012

Dünya Hali -30 Mayıs 2012 Çarşamba

Yabancı bir ülkede okul öncesi eğitim ve okul öncesi eğitimde anadil eğitimi – Hollanda örneği

Doç. Dr. Kutlay Yağmur /Hollanda
Tilburg Üniversitesi 
Dilbilim Bölümü Öğretim Üyesi

"Okul öncesi eğitim iki dilli çocuklar açısından daha da önemli.
AB belgelerine baktığımızda :
okul öncesi eğitimdeki dil gelişimi akademik eğitimin temelini oluşturur, bu yüzden göçmen çocukların anadilde eğitimi desteklenmesi gerekir.
Kutlay Yağmur
Dil Zengini Avrupa araştırmasında 24 ülkede araştırma yapıldı.
Dkul öncesi aynı zamanda bilişsel gelişme açısından da önemli. Anadillerine yer verilmediğinde ikinci dilin öğrenilmesinde de sorun çıkıyor.
Doğu Avrupa ülkelerinde okul öncesi eğitimde azınlık dillerine daha fazla yer veriyor."
Rotterdam'da 60 bin Türk yaşıyor
İlkokullarda nüfusun %51'i göçmen çocuklardan oluşuyor, yani evlerinde başka bir dil konuşuyorlar. 
Çocukların ana dilini yok sayıyorlar. Çokdillilik Avrupa düzeyinde savunulurken burada geriye doğru gidiş var.
Hollanda'nın eğitim sistemini çok takdir ediyoruz ama bu dört dörtlük yapının göçmen çocuklara da yansımasını da istiyoruz.
Cocuğa annesiyle anadilinde konuşmamasını nasıl istersiniz?
Aile ve çocuk arasındaki iletişimin kısıtlanması söz konusu.
Kavram eğitimine baktığımızda, çok yapısalcı bir şekilde kavramların sınıflandırılması, hikaye içine yedirerek bunu çocuklara sunuyorlar, çocuklara kıyaslama yaptırıyorlar. Çocukların sınıflandırmalarını istiyorlar. Bunlara önemli bilişsel beceriler. Bunların hepsini oyun ve hikaye içinde yapıyorlar. Bunların çocukların öğrenmesi çok önemli ama bunu Türkçeden yararlanarak yapmak çok önemli.
Biz ikinci kuşaktan bahsetmiyoruz, III., IV. kuşaktan söz ediyoruz.
Bu alanda Hollandalı akademisyenlerin çalışmaları da çok az sayıda. "

Rahime Gülcü /Hollanda
Öğretmen
CITO Türkçe sınavlar sorumlusu

"Son zamanlarda çocuk anne karnındayken çocuğun takibi başlıyor.
Çocuk dünyaya geldikten sonra nasıl yetiştirilecek?
0-2 yaşta tam gün okul öncesine gidiyor.
Doktorlar fiziksel ve dil gelişimini kontrol ediyorlar.
Okul öncesi eğitimin dil açısından okul başarısına etkisini ölçme şansımız olmadı.  Hollanda okuluna başladıklarında Hollandaca konuşabiliyorlar ama bu basit bir Hollandaca, çünkü anadilde eğitim olmadığı için dil gelişimi yeterli olmuyor."

Cem Babadoğan, Leyla Uzun, İpek Erdem


Prof. Dr. Leyla Uzun 
Ankara Üniversitesi
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi
Dilbilim Bölümü Öğretim Üyesi



Yrd. Doç. Dr. Cem Babadoğan
Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı


Okul öncesi eğitimde ne gibi ilkeler güdülüyor?
Okul öncesi eğitimde tek dilde eğitim verilmesinin okula başladıklarında çocukların okul başarısına etkisi oluyor mu?
Yeterince Hollandacası geliştirmemiş olan anne çocuğuyla ilietişimde veya dil gelişiminde yetersiz kalıyor.
Kavram eğitimi çok önemli. Eğer okul öncesinde çocuklar tek dilli kavram öğrenme eğitiminden geçiyorsa, bu yazık! Bir tur telef olmuş bir süreç. Kavramların içini oluşturan içerikler kültürlere göre değişiyor.
Doğu Avrupa'da azınlık dillerine neden daha fazla yer veriliyor?
İLGİLİ SAYFALAR: