Atilla Doğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atilla Doğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.03.2013

Dünya Hali - 13 Mart 2013

Toplantıya Katılanlar Anadolu Üniversitesi'nin 
Köln'deki Batı Avrupa Bürosu önünde
Avrupa’da Türkçe öğretimi yeni bir kavşakta

T.C. Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı,  Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, TRT- Okul Kanalı, Ankara Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nin  paydaş olduğu ‘’Yurtdışındaki Türklere Türkçe Öğretimi’’ projesinin amaç ve kapsamı...
Türkçe öğretimi için benimsenecek yöntemler...
Yurtdışındaki  Türk kitlesine eğitim-öğretim amacıyla en hızlı ve etkili  ulaşabilmenin yolları...

Dr. Dilek Yankaya
Türkçe öğretimi proje koordinatörü

Yayından:
"Hem mesleki açıdan hem kültürel açıdan Türkiye'ye ilgi giderek artıyor.
Türkiye'de çok ciddi bir ekonomik büyüme, bir dinamizm, bir canlanma görülüyor.
Dolayısı ile Türkiye'ye ilgi artıyor.
Gençlerin daha iyi konuşabilmesi için, daha çok Türkiye'ye gidip gelmeleri ya da burada yer almaları için bu projenin çok önemli bir yeri var.
Avrupa parlamentosunun Türkçeyi öncelikli öğretecek diller arasına almış olması projenin derlenmesinde büyük kolaylık sağlayacak.
Bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum."


Dr. A. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü

Yayından:

"Türkçe öğretiminin en büyük sorunlardan biri olduğu biliniyor.
Avrupa'daki Türklerin ve Türk olmayanların Türkçeyi öğrenme isteğini karşılamak amacıyla Anadolu üniversitesi çatı kuruluş olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Bu çok önemli bir sorunun çözümü için, Türkiye'nin çok önemli bir kurumunun, Türkiye'nin diğer önemli kurumlarıyla iş birliği yaparak, artık bu işin bir sahibi olduğunu belirleyen bir girişimin ilk adımları atıldı.
Gerçekleştiği taktirde yurt dışındaki Türklerin ve aynı zamanda Türkçe öğrenmek isteyen herkesin başvurabileceği, kaliteli, tüm eğitim öğretim sistemlerinin kullanıldığı bir hizmetin arefesindeyiz diyebilirim."

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Yayından:
"40-50 yıldan beri Türkçe için Türkiye için çok şey yapıldı ama bunlar hep kopuk kopuk olan çalışmalardı.
Sorunlar bir bütün olarak değil parça parça ele alındı, bu parçalar birleştirilemedi.
Yapılan toplantıda ben büyük bir kararlılık gördüm. o yüzden projeden çok umutluyum.
Son yıllarda Türkiye'nin ekonomisi çok büyüdü. Dünyada da siyasi ağırlığı artıyor.
Bu tek başına yetmez birde kültürle desteklenmesi gerekiyor. Bu ihtiyaç da giderilirse alınacak kararlar daha iyi hayata geçecektir diye düşünüyorum."


Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:
"Türkçe konusunda geride kalan 50 yıl içerisinde epey zaman kaybettiğimiz kanaatindeyim.

Özellikle okul eğitimi çerçevesinde bir takım sonuçlara ulaşılmaya çalışıldı.
İlk kez böyle kurumsal olarak bir adım atıldığı gözüküyor.
Anadolu üniversitesinin Türkiye'de çığır açan bir konumu var.
Koşullar şimdi daha oluşmuş gibi gözükmekte.
Açık lise açık üniversite derken şimdi böyle bir altyapı ile diğer kurumlarında katkısıyla Türkiye bu işte önemli bir adım atmış vaziyettedir.
Bunu kabul etmek lazım.
Dilimizi öncelikle Türklere, yeni kuşaklara en iyi şekilde öğretecek duruma geliyoruz bu projeyle.
Onun ötesinde Türk olmayanlara bu dili öğretmeye başlıyorsak bu büyük bir gelişmedir."



Yayını dinleyin:
1. BÖLÜM - Süre: 24'31"
2. BÖLÜM - Süre: 10'12"
3. BÖLÜM - Süre: 10'46"
YAYININ TAMAMI: Süre: 50'14"

5.10.2012

Dünya Hali - 05.10.2012

Avrupa'da göçmen kökenli aileye sahip, Türk kökenli yeni neslin geleceği-4
Birleştirici Ortak Değer Oluşumuna İlişkin Öngörüler
Yeni neslin Türkiye algısı nedir?
Yeni nesil ve gelecek kuşakların olumlu Türkiye algısı nasıl gelişebilir?
Avrupa ülkelerinde yerleşik Türk kökenli yeni nesli yönelik  uygulanan entegrasyon politikaları nasıl değerlendirilmelidir?
Yeni nesil Avrupa Türkleri ile Türkiye arasındaki ortak değer oluşumunun olmazsa olmazı nedir?

Dr. A. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi 


Yayından:
"Türkiye ile algının olumlu olarak sürdürülmesi için özel bir çalışma yok. Daha önce yeni nesil bir sorun değildi. Ama artık bizim için bir kaygı kaynağı. Şimdi hemen akla gelen ilk sorun Türkçe.
Ortak değerler de önemli elbette. Ama dil ortak olmadığı sürece analaşamıyoruz.
Daha fazlasını dinle: Atilla Doğan


Hayatı anlayabilmek için püf noktaları

Seda Haran
Vasiyetnameler ve hukuki sonuçları -1
Av. Eyüp Sabri Canbolat

Yayından:
"İnsan bir şekilde mal sahibi oluyor. Kalan mallar konusunda ihtilaf çıkabiliyor. Sorun nasıl çözülecek? Vasiyetname yoluyla.
Üç tarz vasiyetname var. 1. Sözlü vasiyetname.  Ölmeden önceki son sözleridir. 2. El yazılı vasiyetname. Bir kağıda kendi el yazısıyla yazılan vasiyet. 3. Resmi vasiyetname. Noter aracılığıyla ypılır.
Vasiyetname kişinin kendine bağlı haklarından doğrudan kişinin imzasını gerektiren iki şeyden biridir. Biri de evliliktir. 
Doğru bir vasiyetname hukuka, ahlaka ve görgü kurallarına uygun olmalıdır.
Vasiyetnamelerde temsilcilik geçerli değildir. 
Vasiyetnamede yazılı olanı noter dışında kimse görmez. Şahitler içeriği görmez ama eyleme tanıklık eder.

Daha fazlasını dinle: Eyüp Sabri Canbolat

15.09.2012

Dünya Hali - 14 Eylül Cuma

Avrupa'da göçmen kökenli aileye sahip, Türk kökenli yeni neslin geleceği - 3
Yeni Neslin Geleceği Üzerine Görüşler - Eğitim- Öğretim ve Okul'a ilişkin öngörüler
- Yeni neslin eğitim öğretim sorunları nedir?
- Bu sorunların kaynağı nerededir?
- Avrupa'daki yeni nesil Türk kökenli göçmenlerin eğitim-öğretimdeki ve okul yaşamlarına ilişkin tutum ve davranışları nasıl gelişebilir
- Göçmen kökenli toplumunun öğrenim derecesinin yüksek olması neden önemlidir?


Dr. Atilla Doğan 
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi
Atilla Doğan'ı dinle



Boşanma sürecinde çocukların yaşadıkları sorunlar
Seda Haran
Uzman Psikolog
Seda Haran'ı dinle

Eşlerin mal paylaşımı davası
Av. Eyüp Sabri Canbolat


Yayından:
"Evlilikler neden bitiyor? Genellikle aşk bitti iş bitti deniyor, ama evlilikler genelde mal kavgası nedeniyle bitiyor. Evlilikler bir nevi ticari şirket gibi.
İnsanlar birbirine vakit ayıramayacak noktaya gelinceye kadar mal ediniyor.
Mal rejimi 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Mal rejimi sözleşmesi genelde nişan sırasında, evlenme töreninden önce yapılıyor. Evlilik devam ederken de yapılabilir.
Evlilik bir nevi gemi gibi.  Boşanmadan önce eşler geliyor, "nasıl mal kaçırırız?" diye. Son bir yıl içinde kaçırılmış olan, satılan malların bedeli edinilmiş mallarla aynı torbaya konulur."

7.09.2012

Dünya Hali - 07 Eylül 2012

Türk kökenli yeni neslin geleceği - Aile 


Dr. Atilla Doğan 
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Bu nesil gelecekte alman ailesi mi, yoksa türk ailesi mi olarak tanımlanacak, ya da her iki kültürün etkisi ile melez bir yapı mı olacak?
 Gelecek yakın, orta ve uzak gelecek olarak sınıflandığında bugün ve yakın gelecek üzerine tespitler yapabilirken,  orta ve uzak gelecek üzerine değerlendirme de bulunabiliyoruz.
 Bu serinin tüm bölümlerinde yapılacak tespit ve öngörülerde çıkış noktamız, Türkiye'den coğrafi olarak uzakta, farklı dil ve kültür ortamlarında yaşayan Türk kökenli insanlarımızın dil, kültür ve algılama boyutu ile Türkiye ile gelecekteki ilişkilerini kestirmeye çalışmaktır.
 Amaç Dünya Hali'nde ele alınan bu konunun sosyal bilimcilerimize merak konusu ve ödev olmasıdır."

Yayından:
"İleride Türk kökenli aileler nasıl adlandırılacak. Alman ailesi mi denecek yoksa Türk kökenli diye mi adlandırılacak çok merak ediyorum.
Avrupa'da
Türkiye'den daha öte bir muhafazakar değerler çerçevesinde bütünleşen bir Türk toplumu oluşuyor.
İçe kapandıkça okul başarı durumu düşecektir.
Dışa açıldıkça okul başarısı artacaktır ancak yeni sorunlarla karşılaşacaktır.
Türk kökenli gençliğin geleceği ile ilgili soru işardetleri var.  Sosyologlar için Avrupa'daki Türk toplumunun araştırılması mutlaka gerekli."

Daha fazlasını dinle: Atilla Dogan


Yurtdışındaki vatandaşların boşanma sürecinde yaşadıkları sorunlar
Parçalanmış aileler


Seda Haran 
Uzman Psikolog

Yayından:
"Erkek otoritesinin zayıfladığını hissettiğinde şiddete başvuruyor. Kadın da bir süre sonra çocuğuna şiddet uygulamaya başlıyor.
Evlilik yürütülemez hale geldiğinde artık ekonomik özgürlüğe de bağlı olarak boşanmalar söz konusu oluyor. Ancak yurtdışında durum daha farklı olabiliyor. Avukatların boşanmaya her koşulda yönlendirmemesi gerek. Psikolojik ve maddi destek hazır olmadan kadınların mümükünse boşanmaya yönlendirilmemesi gerek."

Daha fazlasını dinle: Seda Haran



Eyüp Sabri Canbolat, İpek Erdem
Yurtdışındaki boşanmaların Türkiye’de tanınması 


Av. Eyüp Sabri Canbolat

Yayından:
"Yurtdışında gerçekleşen boşanmaların yurt içinde de tanınması için.
Kaç yıl önce boşanmış olursa olsun, yapılacak olan işlem şudur. Mahkeme kararının aslı, apostil şerhi, avukat tutma zorunlu değil, ancak daha iyi takip etmek istiyorsa, bulunduğu yerdeki konsolosluktan bir vekalet gönderecek. 
Boşanma çok özel bir iştir. Boşanmanın vekaletnamede yazılması, fotoğraflı olması lazım. Bunlardan sonra tanıma davası gelir. Nedir tanıma davası? Ben orada boşandım, örneğin Suudi Arabistan'da, Almanya'da veya Rusya'da boşandım. Türkiye olarak da sen bunu tanı ki bekar olabileyim demek.
Bunun tanınması çok üzün sürmez. Yaklaşık bir-iki ay içinde dava açılır, iki-üç ay içinde duruşması gelir ve tek duruşmada biter.

Daha fazlasını dinle: Eyüp Sabri Canbolat

9.08.2012

Dünya Hali - 10 Ağustos 2012

Gönüllü Sosyal Hizmet
Ve Hessen Türk Toplumu’nun Gönüllü hareketi

Atilla Karabörklü
Hessen Türk Toplumu Başkan yardımcısı
“Dostane” projesi sorumlusu


Yayından:
"2007'den itibaren gönüllü hareketleri geliştirerek, Türk toplumunun güzel yüzünü daha da göstermeye çalışan bir topluluk oluşturduk.
'Dostane projesi' çevremizdeki duyarlılığı arttırmak, toplumsal sorumlulukları üstlenmek amacıyla ortaya konmuş bir projedir. Amaç olarak da Türk toplumunun bulundukları yerlerde sorumluluk alabilmesini sağlamaktır. Böylece ön yargıları kırıp öğrenme süreçlerini geliştirmeyi amaçlıyoruz.
Alman toplumunun ana unsurlarından biri gönüllü hareketin içerisinde olmaktır. Kendi yaşadıkları topluma katma değer ürettiklerini düşünüyorlar. Türk toplumu olarak toplumun geleceği için sorumluluk almamız gerektiğini düşünüyoruz.
Yaşadığımız toplumda karşılıklı olarak ön yargılar var. Bunların neticesinde Türk toplumu ciddi şekilde baskı altına giriyordu. Bizdeki ön yargıların kırılması ve bu topluma Türklerin gerçek yüzlerini göstermek için gönüllü bir hareket girişiminde bulunduk."


Daha fazlasını dinle: Atilla Karabörklü



Milli Eğitim Bakanlığı Ve Anadolu Üniversitesi İşbirliğinde Yürütülen Programlar İle yurtdışında Açıköğretim ortaokulu ve Açıköğretim lisesi.


Dr. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yayından:
"Almancanız çok iyi olsa dahi çocuğunuzla farklı bir kültürden geliyorsanız önce Türkçe konuşmaya çalışın.
Bizim hizmetlerimiz çok geniş bir nüfuza yöneliktir. Açık öğretim lisesi özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımıza 12 yıllık eğitimini sağlamak amacıyla yürütülmektedir.
Açık öğretim okulu Milli Eğitim Bakanlığıyla işbirliğinde hizmet verecek olan 4 yıllık eğitimdir. Bu eğitime 4 yıllık ilkokul belgesi olanlar, 2.derece okuma belgesi olanlar, Türkiye'de ortaokul 1.,2.,3.,4. sınıfı okuyanlar, Batı Avrupa'da öğrenim gören en az 4.sınıfı bitirmek üzere denklik kuranlar başvurabilir.
Açık öğretim lise programlarına, orta öğrenimini bitiren herkes katılabilir. Ve bu alacağınız diploma, bütün örgün liselerle alacağınız diplomalarla eşdeğerdir.
Bu program eğitimde fırsat eşitliği isteyen Avrupa'da yaşayan soydaşlarımıza da hizmet götürmeyi amaçlıyor."    


Evlilikte ilişkiler

Seda Didem ERKEN

Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Yayından:
"Sosyal değiş-tokuş teorisine göre sıkıntılı ilişkileri olan bireyler olmayanlara oranla can sıkıcı davranışları daha çok değiş-tokuş ediyorlar. Algılamada odaklanma oluyor. Yani olumsuz ilişkilerde davranışlara karşı negatif alıyor ve negatif davranıyor. Olumlu ilişkilerde ise davranışlar iyi anlamlandırılıyor.
İnsan ilişkilerinde biraz da subjektif yaşıyoruz. Objektif olamıyoruz bu da bizi kötü etkiliyor.
Evliliklerde ilk 1 yıl çok önemlidir. İlişkilerde boşanma yoluna gitmemek için biraz daha özenli davranış gerekir. Zaman geçirmeyi azaltmamak, hem ayrı ayrı hem beraber vakit geçirmeye çalışmalılar. Partnerinizin mutluluğu sizi de etkiler. Bu yüzden birbirini desteklemek çok önemlidir."


Daha fazlasını dinle: Seda Didem Erken

29.06.2012

29 Haziran 2012 Cuma


Rektör Prof. Dr. Davut Aydın
Priştine Üniversitesi'nde 
Anadolu Üniversitesi’nin Balkanlar açılımı…
Anadolu Üniversitesi'nin Balkanlar ve Rumeli  Eğitim-Öğretim Hizmetleri Sonbahar'da Başlıyor

Prof. Dr. Davut AYDIN
Anadolu Üniversitesi Rektörü


Rektör Prof. Dr. Davut Aydın
Anadolu Üniversitesi Bulgaristan'a açıköğretim hizmeti vermeye hazırlanıyor. Rektör Prof. Dr. Davut Aydın'ın başkanlığındaki bir heyet konuyla ilgili olarak Bulgaristan'daki üniversiteyle irtibata geçti.
Bulgaristan'daki temaslarının ardından Makedonya'da da görüşmeler yapan Rektör Prof. Dr. Davutoğlu çalışma ziyaretlerinin Kosova ayağında da Anayasa Mahkemesi Üyesi Altan Suroy,Priştine Üniversitesi Rektörü Müje Rugova, Kosova Eğtim bakanı Rame Buja, Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar ile görüşmeler yaptı. Yoğun görüşme trafiği içinde Dünya Hali'ne de zaman ayıran Aydın Türkiye'nin Sesi mikrofonlarına konuk oldu ve çalışma ziyaretini değerlendirdi.

 Yayından:
''Bildiğiniz gibi biz 26 yıldan beri Köln  merkezli 22 ülkede açık uzaktan öğretim programları sunuyoruz vatandaşlarımıza ayrıca Milli Eğitim Bakanlığının açık öğretim açık lise programlarını yürütüyoruz ayrıca buna işletme yüksek lisansının yanı sıra iktisat ve konaklama işletmeciliğini de ekledik ayrıca geçen yıl bunun dışında Azerbaycan' da bir program başlattık açık ve uzaktan öğretimi Azerbaycan'a taşıdık. Köln , Azerbaycan ve Baku merkez olmak üzere şu anda 1200 öğrencimiz var eğitim ve öğretim görüyorlar.Bu sene haziran döneminde de bir kaç hafta önce TRT okullarında canlı yayınlanan programda mezuniyet programıyla da diplomalarını aldılar.                   
 2 yıllıklar mezun oldu bu sene giderek artacak şimdi buna geçen yıl ayrıca Batı Trakya'da görüntü ilave etmiştik şimdi sıra geldi Bulgaristan , Makedonya ve Kosova' ya sıra geldi o ne denle açık ve uzaktan öğretimi Türkçe konuşan , Türkçe bilen bütün bu coğrafyaya yaymak istiyoruz.Uzaktan açık öğretim yeri , üniversite olarak yaygınlaştırıyoruz.Avrupa'ya , Anadolu Üniversitesinin eğitimini öğretimini ayağınıza getirdik.Anadolu Üniversitesi Türkiye' nin en iyi gelişmiş iletişim fakültesine sahip.2012 yılı akademik yılını geliştirip hizmete sokmak istiyoruz.Batı Avrupa'da Köln' de TRT ile işbirliği halinde orada Anadolu üniversitesini kuruyoruz ve aynı zamanda Avrupa' da yayına da başlamış olacağız.                                           Global bilgi öğretiyoruz , evrensel bilgi istiyoruz ve bu evrensel bilgiyi bütün bir coğrafyada başlamak istiyoruz.Şuanda Avrupa'da en iyi 40 Üniversitesinin içerisine girdik.''
Rektör Prof. Dr. Davut Aydın


İlgili bağlantılar:
Kültürü korurken 
aynı zamanda uyum sağlamak 
mümkün müdür?

Dr. A. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

A. Atilla Doğan
"Türklerin Avrupa'ya işgücü olarak gönderilişinin üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen, Avrupa ülkelerinde yerleşmeye karar vermeleri yani göçmen olmayı tercih etmelerine yönelik net bir tarih vermek güçtür.
Her ne kadar 80'li yılların ikinci yarısı denilse de, bunu 90'lı yılların ilk yarısı olarak da ifade edenler bulunmaktadır.

1961'den 1985'e kadar geçen sürede, misafir ve geçici işçiler olarak bakılan bu büyük kitlenin, son 20 yıldır göçmenler ve göçmen kökenli aile çocukları olarak anılmaya başlamasıyla birlikte sorunların ve taleplerin yapısı da değişmiştir.

Göçmen kökenli toplum olarak söz edilen insanımız arasında Avrupa ülkelerinde yaşarken oluşan ve/veya oluşturulan sosyal ve kültürel ayrışma sonucu; toplumumuz,  din, dil, kültür ve sosyal algılama süreçleri yönünden ayrışık bir yapıya dönüşmektedir.

Bu yapı üzerine inşa edilmek istenen uyum politikalarının kısa geçmişine baktığımızda; Avrupa ülkelerindeki toplumlarla eşit ve birlikte yaşamak hedefinin ötesinde amaçlar taşıyan bir uyum(!) amaçlandığı görülmektedir.

Peki göçmen kökenli toplum buna karşı ne yapmalıdır? İlk 25-30 yıl süresince cemaat yaklaşımı ile yalnızlığa karşı, çaresizliğe karşı içine kapanma ve dışa karşı savunma temeli üzerine kurulu göçmen toplum yapısını yaşanılan ülkenin toplumuna ve kültürüne nasıl açmak gerekir?

'Hem kültürü korumak hem de uyum sağlamak mümkün değil, göçmenseniz artık gemileri yakacaksınız, yoksa geri dönün" diyen bir kesimin tezlerini çürütmek için neler yapmak gerekir?

Bu aşamadan sonra eğer içine kapanmak çözüm değilse, köken değerlerini tamamen reddederek göç edilen toplumla birlikte yaşamak nereye kadar çözümdür?"
Daha fazlasını dinle: A. Atilla Dogan
.............................
Yabancı toplumlarda 
ergenlerin sorunları ve kimlik - 2

Seda Haran
Uzman Psikolog

Seda Haran
"Ergenlik, kimliğin geliştiği bir dönem. 
Arkadaş grubu içinde kabul görmesi son derece önemli.
Kendine ilişkin sorular sormaya başlıyor. Dışarıdan gelen bilgilere de çok ihtiyacı var. Dışarıdan gelen olumlu sözler kendine güven kazanmasını sağlıyor. 
Olumsuz sözler ise kendini sorgulamasına, benlik saygısının azalmasına neden oluyor. 
Sivilcesi çıktığında, saçları yatmadığında kendisini çok kötü hissediyor. Bu da bütün yaşamını olumsuz etkiliyor.
Anne baba bu dönemde çok fazla baskı yaparsa, dışarıda daha yanlış arkadaşlıklar kurmaya başlayabiliyor.


Anne babalar daha anlayışlı olmalı. Ergen mutlaka doğruyu bulacaktır. Ufkunu daraltacak şeyler yaptığınızda doğruyu bulmasını zorlaştırırsınız.


Aileler tehlikelerden korumak anlamında çok fazla koruyucu davranabiliyor.
Burada belirli bir derece esnek olmak gerek. Çok fazla baskı uygulamadan uzaktan takip etmeli.
Çocuklarımızı destekleyelim ve yaptığı iyi şeylerden övgüyle söz edelim."
Daha fazlasını dinle: Seda Haran

22.06.2012

Dunya Hali - 22 Haziran 2012

Göçmen olmayı öğrenmek
Göçmen kökenli kadınların sorunları ve umutları...

Avrupa'da yerleşik Türk toplumunun kadın nüfusu homojen bir yapıya sahip değil.

Türk toplumunun kadınları;  Avrupa'daki Türkçe konuşan, Türkiye'den evlilik yoluyla gelen, ailesi göçmen kökenli olup da Avrupa ülkelerinde doğmuş olan gibi;
çok farklı toplumsal özelliklere sahip bireylerden oluşmaktadır.

Avrupa'daki Türk toplumunun bireyleri olmanın dışında farklı özellikler gösteren kadınlarımız üzerine tespitlerde bulunan bazı kişi ve kurumlar değerlendirmelerinde kimi zaman hatalı ve yanlış yorumlarda bulunmaktalar.

A. Atilla Doğan
Dr. A. Atilla Doğan - Almanya/Köln
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yayından:
"Avrupa'daki kadınlarla ilgili zaman zaman yapılan tespitlerde, kadınların eğitim açısından, uyum bakımından geride, şiddet mağduru olduğu, Türkiye'den gelenlerin bir baskılama altında olduğu söylenir. bunu yaparken bir genelleme yapılır. Beylik sözlerle bir tanım yapılır. Ben olay mahallinden şunu söylemek istiyorum, bu genellemeler Türk toplumu tarafından tepki ile karşılanıyor. 
Bugün baktığımızda, kadınlarımızın oranları neredeyse eşitlenmiş durumda.Avrupa'daki Türk toplumunun yarısı kadın, yarısı erkek. Bu denge sağlıklı bir nüfus yapısı olduğunu gösteriyor.
Gymnasium'da kız öğrencilerin sayısı erkek öğrencilerin sayısından fazla. Kız öğrencilerin başarısının erkek öğrencilerden fazla olması sevindirici.
Kadınların yıllardır çektiği sıkıntı göz alına alınınca kadınların olumlu ayrımcılık yapmak gerekiyor.


Kadınlarımızın girişimcilik yönü de zaman içinde büyük gelişme gösterdi. Almanya'da girişimci Türklerin %30-35'i kadınlardan oluşuyor.  Önceleri Türk kadını deyince temizlikçilik akla geliyordu. Ama artık girişimciler arasında da oldukça önemli oranda kadın var. Türk kadını artık girişimcidir diyebiliriz.

Daha fazlasını dinle:
Atilla Doğan 
.........................................................
Yurtdışındaki gençlerin meslek öğrenimi süreci ve günlük yaşamda karşılaştığı sorunlar

Mete ATAY
Mete ATAY – Almanya/Bonn
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Yayından:
"Almanya meslek eğitiminin en iyi yapıldığı ülkelerden biriydi, fakat son yıllarda büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Son yıllarda burada okuyan, burada büyüyen çocuklara bile meslek eğitimi sonrasında iş bulma sorunu oluyor. Bu göçmen kökenli gençler için daha büyük bir sorun. Bazı işyerleri Alman gençleri tercih ediyor. Bu da Almanya'nın meslek öğrenme sistemi iyi olsa da herkese iş bulma  konusunda yardımcı olamayınca bir anlamı kalymıyor.
Almanya'nın göçmen kökenli gençlere ihtiyacı var, ancak dezevantajları var. İkidilli doğmuş olmaları bir avantaj iken bunu geliştirecek eğitimden yoksun oluyorlar.
Göçmen kökenli gençler 100'den fazla yere müracaat edip iş bulamıyorsa büyük bir sorun var demektir.Göçmen gençlerle ilgili ön yargıların artık kalkması gerek. Göçmen gençler polise karşı güvensizdir. Bu yüzden bir kavga sonrasında mağdur da olsalar polise gidip şikayetçi olmak istemiyorlar."


Daha fazlasını dinle:








Yabancı bir toplumda ergen olma, kimlik sorunu


Seda Haran
Uzman Psikolog



Yayından:


"Gençler yeni toplumda hangi davranışlarıyla kabul edilecek?
 Acaba anne babası bu özellikleri benimseyecek mi. Çocuklar bir ikilemde kalıyorlar.
Anne baba ergenlikle birlikte çocuklarına karşı tutumları değişiyor. Özellikle kız çocuklar için dışarı çıkması, akşam saatlerine kalması sorun oluyor. Bu anlamda diğer toplumla kaynaşması, sosyal hayata katılması zorlaşıyor. Ergen için en önemli şey kendi kimliğini geliştirmek. bu sırada anne babanın değil arkadaşların, akranların beğenileri öne çıkıyor.
Anne babayla fazla zaman geçirmek istemiyor, akran gruplarıyla birlikte olmak istiyor.
Su durumda ailesiyle çatışmaya girebiliyor. bazı babalar bu dönemde daha fazla denetim sağlamak istiyor, şiddete başvurabiliyor. bu durumda gencin kendisini daha iyi hissedeceği çete gibi topluluklara yönelmesi söz konusu olabiliyor."

Daha fazlasını dinle:
Seda HARAN 

15.06.2012

Dünya Hali - 15 Haziran 2012


Göçmenlerin yaz tatili döneminde dikkat etmeleri gereken hususlar
Sıladaki yaz tatili sadece deniz ve güneş tatili değil, aynı zamanda kültür tatili de olmalıdır

Dr. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi
 Yayında:
''Bu tatil döneminde deniz ve güneş ilk akla gelenlerden ama son yıllarda Avrupa' da ki gerek eğitim , öğretimle ilgili sivil toplum kuruluşların yönlendirmesi gerekse Türkiye yönelik gençlerin istekleri, arzuları ve Türkiye yönelik yaşam beklentilerinin artması , Türk kültürü Türkçe ve benzeri alanlarda eğitim görmek ve hem tatil hem kültür ikisini bir arada yapmak konusunda beklentiler oluştu.Bunun ikisini aynı anda yapmak mümkün.Özellikle Avrupa'da bizi dinleyen Türkler için bu ciddi bir yatırım alanıdır.Bunlardan gelir elde edilebilir.
     Yabancı dil öğrenme konusu Avrupa'da da önemli ciddi bir yatırım ve emek verilmesi gereken alan.Türkiye'de yabancı diller konusunda gelişmeler söz konusu  ama tabi bizim çocuklarımız için Almanya , Belçika yada Fransa'da bulundukları ülkenin dilini daha iyi bilmeleri okul başarıları için gerekli olurken Türkçe ve Türk kültürüne ilişkin eksik bilgilerini de tamamlama konusunda ciddi yatırımlara ve girişimlere ihtiyaç var.Göçmen olmayı öğrenmek bir niyet değil bir harekettir ve bir emektir sonradan yapılmaz çocuklar doğduktan itibaren ailelerin başlaması gerekir.Yaklaştığımız yaz tatili de aileler için bulunmaz bir fırsat.''
Atilla Doğan'ı dinle
........................................
Yabancı toplumlarda kimlik ve aidiyet
Seda Haran
Uzman Psikolog
  Yayından:
''Bizim Türklerin yolculuğu çok uzun zamanlara dayanıyor. İlk zamanlarda da karşılaşılan en önemli sorunlar dan birisi kimlik sorunu , Türk olmak etnik köken yapısı. Geçici bir durumdu Almanya'ya gibi ülkelerde kalıcı oldu bugün 3 milyon gibi önemli sayıya ulaşıldı. Tabi ki Türküz , Türk vatandaşıyız ama oranın yaşam şartlarına uyum sağlamak çok önemli. Uyum sorunları değişik şekillerde    görülüyor . Kadının , erkeğin , çocuğun uyum sorunları farklı farklı ortaya çıkıyor. Türk vatandaşı kendi işlerini yapan , kendi dükkanını açan bir birey haline geldi. Böyle olunca da nüfusta da artışlar meydana geldi. Almanya'da olsun diğer ülkeler olsun Türklerin daha hala orada uyum sorunları olduğunu kendi Türk kültürünü sıkı sıkıya tuttuğu görülüyor. Böylece  farklılıklar ortaya çıkıyor ve gizli şiddet oluyor. Ruh sağlıkları bozuluyor. Orada ki ergen çocukların bilmediği farklı kültür sınavları oluyor. Ve böyle olunca çocuklarımız yapılan sınavlar olsun anlamadığı için zekası düşük gibi algılanıyor. Bu yüzdende hayatı sonuna kadar zekası düşük damgası oluyor. Türkler oralarda dışarıdan , şüpheciliği utangaçlığı daha fazla olan dindar görünen olarak görülüyor. Tabi  daha iyi yerlerde olan Türkler var eğitime önem veren siyasette , politikada yer alan kendi milletini koruyan Türkler'de var. Bütün bunlar aslında daha iyi yaşamak için yapılıyor fakat hepsi iyi olmuyor. Bireylerin ruh sağlıkları bozuluyor. Türklerin biraz daha esnek olmaya bakmak yenilikler  açık olmak bu sorunları ortandan kaldırır. Tabi ki Türk kimliğini de korumalılar.''      
........................................
Kadın erkek ilişkilerinde sorunlar: vajinusmus
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi
  Yayından:
 ''Cinsel ilişkiye müsaade etmeyecek oranda vajina kaslarındaki kasılma ve rahatsızlıktır.Tedavi edilebilecek bir rahatsızlıktır.Türkiye 'de ve diğer muhafazakar ülkelerde de ilk gece korkusunu anlatıyorlar.Genç kızlar kendi aralarında konuşularak da ortaya çıkıyor. Yıllar boyunca kıza bir şekilde kendini koruması öğretilmiş.Böyle sorunlar yüzünden istemsiz kasılma vajinanın içine girilmiyor.Erkekler bu yüzden partnerlerine    kibar davranmalıdır. Alkol , kullanımı yada bir takım , iğneler , kayganlaştırıcı ilaçlar var o şekilde halletmeye çalılıyor.Bazı insanlar bırakın ilişkiye girmeyi birbirlerine dokunamıyorlar soyunamıyorlar. Böyle olunca da ilişki  bir süre sonra bozuluyor.Bazen 5 , 6 yıllık ilişkiye girememiş çiftler var ne kadar çabuk tedavi olursanız o kadar sağlıklı oluyor. İlk önce jinekolojik bir muayeneye gönderiyoruz daha sonra tedaviye alıyoruz. Temelinde tabi yanlış bilgilenme , yanlış yönlendirme yada hastanelik olacağını düşündükleri için ilişkiye giremiyor. Hatta bazen hamile kalmaktan korktukları için ilişkiye giremiyorlar. Eğer çocukluğunda taciz falan yada bir saldırı varsa o sebepten dolayıda girilemiyor.Aşırı katı bir toplum yada günah , ayıp yada zina falan olarak öğretildiği için yanlış bilgiler böyle bir hastalığa sebep oluyor. Kızlık zarının nasıl bir işlevi olduğunu bilmiyorlar. Kendi bedeni ile ilgili sorduğumuzda bir şey bilmediği ortaya çıkıyor. Kişi organlarıyla barışık olmalıdır.''
Seda Didem Erken'i dinle:

1.06.2012

Dünya Hali - 01 Haziran 2012


Anadolu Üniversitesi'nden Yaz Dönemi Eğitim Atağı

Batı Avrupa'da yerleşik Türklere tezsiz yüksek lisans ve sertifika programları başvuruları başladı.

Dr. Ahmet Atilla Doğan 
Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü

"e-Sertifika Programlarına kayıt olabilmek için en az lise mezunu olmak gerekiyor. Öğrenci Seçme Yerleştirme Sınavı’ndan yeterli puan alamayıp herhangi bir yükseköğretim kurumuna yerleştirilememiş adaylar e-Sertifika Programlarına başvurarak dilediği alanda öğrenim görme imkânı yakalayabiliyor. Herhangi bir meslekle uğraşırken farklı bir alanda öğrenime ihtiyaç duyan bireyler de e-Sertifika Programlarına kayıt yaptırarak ilgi duydukları alanda öğrenim görme imkânı yakalamış oluyor.

Ayrıca KOBİ’lerde yapmakta olduğu işe ait bilgilerini güncellemek isteyen bireyler e-Sertifika Programlarından yararlanabiliyor. Bunların yanı sıra herhangi bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı olup farklı alanda kendini yetiştirmek isteyen bireylerin de ihtiyaçlarına cevap veren e-Sertifika Programları öğrencilere kendi alanlarının yanı sıra farklı bakış açıları kazandırmayı amaçlıyor.

Bu dönem 42 farklı e-Sertifika Programı ile Batı Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza yönelik olarak 7 Batı Avrupa e-Sertifika Programı sunuluyor. "



Daha fazlası için A. Atilla Doğan'ı dinle:

....................................................................

Yabancı toplumlarda kimlik ve aidiyet
Her iki kültürün sentezlenmesiyle daha donanımlı bir Türk kimliği oluşturmak mümkün.


Seda Haran
Uzman Psikolog

Yayından:
"Memleketi hatırlatan her şey ilk gidenlerin hayatında daha önemli hale geldi. Ana vatan yüceltildi. Sanki oradaki sorunlar Ana vatanda yokmuş gibi düşünüldü. Bu yüzden bulundukları yere kendilerini ait hissetmeleri çok zaman aldı.
Şimdi ise durum farklı. Yeni kuşaklar oluştu. Türkler farklı sektörlerde son derece başarılı oldu.
Önceden kendileri bile böyle bir başarı beklemiyorlardı.
Şimdi artık oraya ait olmak, o kimliği oluşturmak zamanı. En çok dikkat edilmesi gereken şey güven duygusu. Bu karşılıklı olması gereken bir şey. Oradaki toplumun kanunları, yaklaşımı da buna yardımcı olmalı.
Yerli toplumda kabul mekanizmasının da öğrenilmesi gerek. Bu tek yanlı bir süreç değil. Yerli toplumun da aynı çabayı göstermesi gerek.
Türklerin kendi mahallelerine ayrılmaları değil yerli toplumun içine yayılmaları gerek.
Kültürlerin bir arada yaşaması zenginliktir. Bu zenginliğin oluşmasını engelleyen uygulamalar var: ırkçılık, ayrımcılık...


Daha fazlası için Seda Haran'ı dinle:
....................................................................

Obsesif kompülsif bozukluk - 3
Tedavi teknikleri


Seda Didem ERKEN

Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Yayından:

"Tedavide Erteleme tekniği kullanılıyor. Takıntı yaptığı şeyi beş on daki , birkaç saat ertelemeyi öğreniyor. Bir süre sonra erteleme süresi o kadar artıyor ki yapacağı şeyin önemi kalmıyor.


İkinci teknik "azaltma".
Kapıyı 50 defa kontrol ediyorsa önce 40'a sonra 30' indiriyoruz.
Burada yaşadığı kaygı orta şiddette olacak. Bir süre sonra kaygının şiddeti azalacak. Örneğin 10 üzerinden 5-6'ya sonra da 1-2'ye düşürmeye çalışıyoruz.
Azaltma'da sayı ile ilgili durumu sistematik olarak ve kaygı şiddeti skalasını unutmadan yapıyoruz.


"Maruz bırakma"
Burada da bir kaygı skalası var.
Lavaboya dokunmama gibi bir takıntı olsun. Hiç elini dokundurmayan kişiye önce bir parmağını, sonra iki parmağını dokundurup bir süre yıkamamasını istiyoruz. Sıkıntısı ço yüksekse biraz yavaşlıyoruz.
Sonra avuç içiyle dokunmasını istiyoruz."

Düşünsel takıntılarda yapılması gerekenler biraz daha farklı. Bu takıntılar daha zor, daha yapışkan.
Bununla ilgili teknikler de farklı.
....................................
UYARI: Burada yazılanlar tedavi süreciyle ilgili tekniklerin sadece küçük bir bölümünü anlatmaktadır. Daha fazlasını dinlemek için lütfen bağlantıya tıklayın:

Seda Didem ERKEN'i dinle