9.08.2012

Göç Öyküleri - 3


Göç öyküleri -3

Dünya Hali özellikle Türkiye ile Almanya arasında iş-gücü göçü anlaşmasının imzalanmasının 50'nci yılı olan 2011yılında onlarca kişiyle göç öykülerini konuştu. Aşağıda bu kişilerle yapılan görüşmeleri yayınlandığı tarihe göre sıralanmış bulacaksınız:


Yaşariye KUNTER
 "1970de Almanya'ya geldim. İlkokul mezunuyum. Eğitimime devam etmedim. Almanya'da tekstil işinde çalıştım."Daha fazlası için:
 Yaşariye Kunter

Cengiz İYİLİK – Almanya/Köln
Araştırmacı-Yazar 
"1963'te Almanya'ya geldim. Türkiye'de lüle taşı yontucusuydum. Almanya'ya geldiğimde iki meslek edindim. İlk boru tekniklerinde çalıştım. Daha sonra sosyal danışman olarak çalıştım. Ve bu meslekten emekli oldum."
 
Daha fazlası için:
Cengiz İyilik

Hamza BAYRAM

Emekli "1955 yılında doğdum. 1980 yılında Almanya'ya geldim. Türkiye'de ziraat teknisyenliği yaptım. Darmstad'da iki- üç yerde çalıştım. Ama sağlık nedenlerimden ötürü erken emekli olmak zorunda kaldım."
Daha fazlası için:
 Hamza Bayram

Sefine BAYRAM /Almanya
Emekli 

"1973 yılında Almanya'ya geldim.Türkiye'de kağıt fabrikasında çalıştım. İş için Almanya'ya geldim. Burada hastanede temizlik ve mutfak işinde çalıştım."Daha fazlası için:
 Sefine Bayram

Metin ÖZISINMAZ 
"Ankara doğumluyum. İlkokuldan üniversiteye kadar ki öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Almanya'ya tercüman olarak geldim. Çalıştığım firmada muhasebeciliği de öğrendim ve hem tercüman hem muhasebe işinde çalışmaya başladım. Daha sonra öğretmenlik yapmaya başladım."Daha fazlası için:   
 Metin Özısınmaz

Diğer göç öyküleri;

Nimet KÖSE, Ayla TUNA, Cengiz TÜRKİLİ, İsmet Korkmaz, Mahmut GÜLÇİÇEK

Göç öyküleri -2 

Suat YILMAZ, Müfide EROLAN, Atiye ARSLAN, Nebahat UZUN, Ahmet KARTAL, Gülben MORGER

Necdet BAYRAM, Gül GEZEGEN, Ahmet KARTAL, Ali Duran GÜLÇİÇEK, Namık KELTEK

Göç öyküleri - 5
Şükrü ÇALKIN, İlter Gözkaya Holzhey, Fuat BULTAN, Çetin KÜÇÜK, İlhan TUNCA

Göç öyküleri - 6
Perihan İNAL, Yılmaz GÜNDÜZ, Ayşe KARAKURT, Necati SEZER, Mustafa ÇALTILI

Göç öyküleri - 7
Tevfik ASLAN, Hamdi YÜKSELER, Ali ÖZDEMİR, İhsan SUNGUR,
 Safiye PEKTAŞ 

Göç öyküleri - 8
Hulusi PEKTAŞ, Sevim ERCAN, Çetin KAYA, Günal GÜNAL, Mehmet ŞAŞMAZ

Göç öyküleri - 9
Rüstem ÖZDEMİR, Mehmet GÜZEL, Emine TEKÇE

Göç Öyküleri - 2


Göç öyküleri -2

Dünya Hali özellikle Türkiye ile Almanya arasında iş-gücü göçü anlaşmasının imzalanmasının 50'nci yılı olan 2011yılında onlarca kişiyle göç öykülerini konuştu. Aşağıda bu kişilerle yapılan görüşmeleri yayınlandığı tarihe göre sıralanmış bulacaksınız:



Suat YILMAZ - İşveren/Endüstri Mühendisi
 
"Ben 79 yılında liseyi bitirdikten sonra yurt dışına gittik. İngiltere' ye gittik ama şartlar kötü olduğu için Almanya'ya gittim. Lise diplomamız orada tanınmıyordu tekrar liseye yazıldım. Sonra üniversiteyi okudum stajımı yaptım. 
Almanya'da kısa süreli dönemler mühendislik yaptım. Ailemin ihtiyacı vardı ve o yüzden döndüm. Bütün gençlik yılım Almanya'da geçtiği için döndüğümde alışma sıkıntıları çektim. Geldikten sonra madencilikle uğraşıyorum burada."
Daha fazlası için:
 Suat Yılmaz

Müfide EROLAN - Öğretmen 
"Ben Denizli'de doğdum 1974 te  evlendim 2 sonra evlendikten sonra balayına geldik. ve hala buradayız. Burada 33 yıldır aynı okulda Türk çocuklarına Türkçe öğretiyorum. Eşim de metal  fabrikasında öğrencileri eğitiyor. 2 çocuğum oldu burada çalışılıyor. Kızım mecburdu Alman vatandaşı olmaya... ağlayarak verdi vatandaşlığını ama biz hala Türk vatandaşlığımızı koruyoruz."
Daha fazlası için:

Atiye ARSLAN
Hamburg /ALMANYA
"2003 yılında Almanya'ya eşimle birlikte geldim. Ekonomik nedenlerden dolayı Almanya'ya göç ettik. Hemşirelik eğitimi aldım ve Almanya'da bu işi yapıyorum." 
Daha fazlası için:
 Atiye Arslan

NEBAHAT UZUN

Gazeteci
" 15 yaşında Almanya'ya gelin olarak gönderildim. 21 yaşından sonra Almanya'da meslek eğitimine yöneldim. Sosyoloji ve gazetecilik eğitimi aldım.Serbest gazeteci olarak çalışıyorum."
Daha fazlası için:

 Ahmet KARTAL-Hamburg/Almanya
 
"1969 yılında Almanya'ya geldim ve 43 yıldır buradayım. Demir-döküm fabrikasında çalıştım. Daha sonra araba frenleri yapan bir firmada 14 sene çalıştım."  
Daha fazlası için:
 Ahmet Kartal

Gülben MORGER

Frankfurt/Almanya
 
"1972 doğumluyum. ODTÜ psikoloji mezunuyum. 1998 yılında Almanya'ya geldim. Burada bir enerji şirketinde çalışıyorum. İş ve sosyal yaşamımdan memnunum."
Daha fazlası için: 
 Gülben Morger



Diğer göç öyküleri;

Nimet KÖSE, Ayla TUNA, Cengiz TÜRKİLİ, İsmet Korkmaz, Mahmut GÜLÇİÇEK

Göç Öyküleri - 3

Yaşariye KUNTER, Cengiz İYİLİK, Hamza BAYRAM, Sefine BAYRAM, Metin ÖZISINMAZ 

Göç öyküleri - 4
Necdet BAYRAM, Gül GEZEGEN, Ahmet KARTAL, Ali Duran GÜLÇİÇEK, Namık KELTEK

Göç öyküleri - 5
Şükrü ÇALKIN, İlter Gözkaya Holzhey, Fuat BULTAN, Çetin KÜÇÜK, İlhan TUNCA

Göç öyküleri - 6
Perihan İNAL, Yılmaz GÜNDÜZ, Ayşe KARAKURT, Necati SEZER, Mustafa ÇALTILI

Göç öyküleri - 7
Tevfik ASLAN, Hamdi YÜKSELER, Ali ÖZDEMİR, İhsan SUNGUR,
 Safiye PEKTAŞ 

Göç öyküleri - 8
Hulusi PEKTAŞ, Sevim ERCAN, Çetin KAYA, Günal GÜNAL, Mehmet ŞAŞMAZ

Göç öyküleri - 9
Rüstem ÖZDEMİR, Mehmet GÜZEL, Emine TEKÇE

Göç öyküleri -1

Göç öyküleri -1

Dünya Hali özellikle Türkiye ile Almanya arasında iş-gücü göçü anlaşmasının imzalanmasının 50'nci yılı olan 2011yılında onlarca kişiyle göç öykülerini konuştu. Aşağıda bu kişilerle yapılan görüşmeleri yayınlandığı tarihe göre sıralanmış bulacaksınız:


Nimet KÖSE – Köln
"32 yıldır Almanya'dayım. 
23 sene kadar Almanya'da ilkokullarda Türkçe öğretmenliği yaptım. 
1980'de Almanya'ya tatil için geldim ama buraya yerleşmeye karar verdim."
Daha fazlasını dinle:



Ayla TUNA - Frankfurt
 Ayla Tuna

Cengiz TÜRKİLİ - Berlin
Emekli tekniker 
"1974 senesinde Berlin'e geldim. Tekniker olarak Berlin'e gittim"
Daha fazlasını dinle:

İsmet Korkmaz – Köln

"1942 Tekirdağ'da doğdum. Tahsil hayatım İstanbul'da geçti. 1964’te Almanya’ya elektrik teknisyeni olarak gittim.   Almanya'nın sanat okulunu 60 günde okudum."
Daha fazlasını dinle:
İsmet Korkmaz

Mahmut GÜLÇİÇEK - Köln
Emekli

"Sivasta doğdum. Çiftçilikle uğraşıyordum. 1964 Almanya'ya gittim. Köln'de inşaat alanında çalıştım. Zaman içinde işimi değiştirdim." 
Daha fazlasını dinle:             Mahmut Gülçiçek


Diğer göç öyküleri:

Göç öyküleri -2 
Suat YILMAZ, Müfide EROLAN, Atiye ARSLAN, Nebahat UZUN, Ahmet KARTAL, Gülben MORGER

Yaşariye KUNTER, Cengiz İYİLİK, Hamza BAYRAM, Sefine BAYRAM, Metin ÖZISINMAZ 

Necdet BAYRAM, Gül GEZEGEN, Ahmet KARTAL, Ali Duran GÜLÇİÇEK, Namık KELTEK

Şükrü ÇALKIN, İlter Gözkaya Holzhey, Fuat BULTAN, Çetin KÜÇÜK, İlhan TUNCA

Perihan İNAL, Yılmaz GÜNDÜZ, Ayşe KARAKURT, Necati SEZER, Mustafa ÇALTILI

Tevfik ASLAN, Hamdi YÜKSELER, Ali ÖZDEMİR, İhsan SUNGUR,
 Safiye PEKTAŞ 

Hulusi PEKTAŞ, Sevim ERCAN, Çetin KAYA, Günal GÜNAL, Mehmet ŞAŞMAZ

Rüstem ÖZDEMİR, Mehmet GÜZEL, Emine TEKÇE

6.08.2012

Dünya Hali - 8 Ağustos 2012

Hollanda'da erken seçime doğru - 3

Hollanda seçimlerinde AB ile ilgili olarak bir tartışma var.
Diğer bir konu da İslamafobi ve fırkçılık.


Emre Ünver 
PvdA Adayı
 Amsterdam Belediye Meclisi Üyesi

Yayından:
Emre Ünver
 " Önce oy kullanılması gerekiyor. Demokratik seçimimizi yapmamız gerekiyor.
Çocuklarını geleceği için oy kullanmaları gerekiyor.
İnsanların kimliğine saldıran, hakaret eden ırkçı partiye karşı duruş gereklidir.
Halkımızı hem ekmek kavgası hem de kimlik olarak gerekli seçimi yapması gerek.
Azınlık hükümeti gerçek sorunlarla uğraşmak yerine bizleri oyaladı.
Hollandalı bir işadamı işçi alırken Faslı veya Türk işçi isteimiyoruz dediğinde bu isteğe uygun davranıldığında büyük bir sorun var demektir.
Aynı primi ödememize rağmen sigorta kapsamlarımız aynı değil. Bu ırkçı bir yaklaşımdır.
Artık tepki gösterme zamanı. Bunu demokratik yollarla yapmalı, sessiz kalmamalıyız.
Geçen seçimlerde Türk toplumu seçime tam olarak katılsaydı bu azınlık hükümetini yaşamayacaktık.Türk Halkından isteğim oylarını kullanmaları."


Daha fazlasını dinle: Emre Ünver



Selçuk Öztürk
PvdA adayı
Selçuk Öztürk
Yayından:

"Geert Wilders bizleri mağdur ediyor. Bence Hollanda'da yeni bir açılım var. Wilders'ın popülist politikası artık eskisi gibi destek görmemeye başladı.
Aslında Hollanda da değişim başladı. Hollanda'nın gerçek sahipleri, yabancı düşmanı çıkışlarıyla gündeme gelen Hollanda'nın ekonomisinin kötü etkilendiğini gördüler.
Artık uyum konusunu tartışmamalıyız.
Artık Hollanda hükümeti buradaki insanları olduğu gibi kabullenme politikası geliştirmeli. Bunu da hep beraber yapacağız. 60 bin insan Türk işadamının yanında çalışıyor. Bu potansiyelin Hollanda ekonomsine katkısı düşünmeliyiz. Yıllarca Türk- Avrupa Birliği projelerinde bulundum. Hollandayı bilen insanlar, kültürü bilen göçmenlerin bir köprü rolü oluşturduğunu görüyorum. Bu işi yapan arkadaşlarımıza biraz daha destek verilmesi gerekiyor.
                                          Yurttaşlık konusunda ülkemize sahip çıkmalıyız."


Daha fazlasını dinle: Selçuk Öztürk
    

Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:

"Hollanda seçimlerinde iki ana konu vardır. Biri Avrupa Birliği ile ilgili diğeri ise islamafobidir.
Irkçı yaklaşımlara genelde sağ partiler prim veriyor. Onların desteği olmasa herangi bir etkisi olamaz.
Hollanda aslında parmakla gösterilen bir demokrasi. Birdenbire en duyarlı toplum haline getirildi.
İnsanların emekleri yerine kimlikleri, etnik kökenleri ile uğraşmaya başladılar.
Bizim yurttaşlarımız bulundukları ülkelerde geçici göçmenlik süreçlerini geçtiler. Ve gittikleri yerde kendilerini göstermeye başladılar. İyiye doğru bir gidiş olduğu gözler gözler önündedir.
Eğitime çok önem vermeliyiz. Eğitim konusunda çıtayı yüksek tutmak gerekiyor. Sonrasında siyasete önem vermeliyiz. O toplumda saygın olup haklarını koruyabilmek açısından çok önemlidir."

Daha fazlasını dinle: Can Ünver


İlgili haberler:

Hollanda erken genel seçime hazırlanıyor

Dünya Hali - 06 Ağustos 2012

"Kaçkarlar'dan Berlin'e, 
Bir Eğitim Gönüllüsünün Yaşam Öyküsü"

Ali Uzun

- Yurt içinde ve yurt dışında 46 yıl süreyle hizmet yapmış olan bir eğitim gönüllüsünün yaşam öyküsünde yazar Ali Uzun yakın tarihimizin son altmış yılını, yurt içi ve yurt dışı tecrübesi olan bir eğitimci ve yazar olarak eleştirel bir gözle ele alıyor, kendi yaşamına paralel olarak başta eğitim olmak üzere sosyal, kültürel, ekonomik ve yönetim alanlarındaki problemlerimizi dile getiriyor.
- Söz konusu problemlerle ilgili olarak yaşananlar, mücadeleler, elde etmiş olduğu başarılar.
- Avrupa’ya göç eden birinci ve ikinci kuşağın karşılaşmış oldukları sorunlar.
- Halk – aydın çelişkisini nasıl aştı?
Halkla bütünleşen aydınlar neler yapabilir?
- Türk ve Alman toplumlarında ve eğitim sistemlerindeki farklılıklar.
 


 Yayından:
"Kitabım da 60 yıllık birikimimi, tecrübemi insanlara ulaştırmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Avrupa'ya iş gücü göçünün tanığıyım. Eğitimci olarak onların karşılaştığı bütün problemlerin tanığıyım. Ve kitabımda bu olaylardan bahsediyorum.
30 Kasım 1976 yılında Berlin'e gönderildim. Orada eğitim müşavirliğini kurmakla görevlendirilmiştim. Türkiye'den 54 Türk Kültürü öğretmeni getirdim. Orada bulunan işçi kardeşlerimizin çocuklarına anadillerini geliştirme fırsatı sağladım.
Almanya'ya ilk gidenler biraz kalifiye elemanlardı. Ardından gelenlerin çoğu kırsal toplumdan gelmişler bu yüzden geldikleri zaman endüstriyel toplumda uyum sorunu çektiler. Ancak sabrettiler. Ve bugünkü nesle zemin hazırladılar. İşçi olarak geldiler, insan oldukları sonradan fark edildi.
Almanya'da ki Türk gençlerinin gittikçe durumlarının iyileştiğini gözlemliyoruz. Bu konuda herkese özellikle de anne babaya çok büyük görevler düşüyor. Anne babaların belli ölçüde aydınlatılması için de sivil toplum kuruluşlarının seferber olmaları gerekiyor. Bir taraftan oradaki kültürel, ekonomik, siyasal alanda gelişmelerini sağlamak gerekiyor.
Halk ve aydın çelişkisi çatışmalı bir konudur. Aydınlar eğitimlerinden sonra çoğunlukla doğdukları yere yabancılaşıyorlar. Doğdukları yerden uzaklaşmaları ve yabancılaşmaları o bölgeye yardımcı olabilmelerini engelliyor."


Daha fazlasını dinlemek için: Ali Uzun


Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı


Almanya’da eğitim ve kültür ataşelikleri ve işlevler
 
Ataşeliklerin daha iyi işlemesi için yapılabilecekler

Yayından:
"Eğitim ataşelikleri konusunu seçmemin bir sebebi bu ataşeliklerin hafife alınmasıdır. Esasında işlevleri bilinirse önemi anlaşılır diye düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim sistemini Almanya'da ki eğitimcilere tanıtmakla yükümlüdür. Ve şu anda boş olması oradaki eğitimcilerin muhattap bulamaması sorununu oluşturur.
Eğitim ataşeliği demek öğrenci müfettişliği demektir. Almanya'da eğitim ataşeliğinin olmaması oradaki öğrencilerimizi zor durumda bırakmaktadır.
Eğitim ataşeliğinin oradaki veli dernekleri, öğretmen dernekleri, sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim içerisinde olması gerekiyor.
Bazı durumlarda eğitim ataşeliğinin görevleri maalesef küçümseniyor. Bu çok yanlıştır. Her bölgedeki eğitim sistemi incelenip Türkiye'ye iletilirse ve hepsi Türkiye'de birleştirilirse eğitim alanında ulaşılmak istenilen reformlara daha kolay ulaşılır."



 Daha fazlasını dinlemek için: Mete Atay

2.08.2012

Dünya Hali - 03 Ağustos 2012

Avrupa ülkelerinde yerleşik vatandaş ve soydaşlarımız için yaşam boyu eğitim

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan yeni protokol ile batı Avrupa ülkelerinde yerleşik vatandaş ve soydaşlarımızın eğitim   düzeylerinin 12 yıla çıkartılması hedefleniyor...

  
 Prof. Dr. Davut Aydın
Anadolu Üniversitesi Rektörü

Yayından:
"Türkiye'de yüksek öğretim yeniden yapılandırılıyor. Bu bağlamda eğitim 8 yıldan 12 yıla yükseltildi. İlk dört yıl ilköğretim, ikinci dört yıl odaklanma / öğrencilerin ilgi ve becerileri üzerine, üçüncü dört yıllık süreç lise odaklanma programıdır.
22 yıldan beri Batı Avrupa vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza eğitim hizmetini Anadolu Üniversitesi olarak getiriyoruz. Bu 26 yıldan beri süren bir eğitim sistemidir. 1990lardan sonra ilköğretim ve açık liseyi programlarımıza ilave ettik. Böylelikle yurt dışında çalışan vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza, kendilerinin ve çocuklarının oradaki eğitim sistemiyle entegrasyonunu sağlamak, uyum sağlanması amaçlanmıştır.
Belirtmek isterim ki orta okul ve açık lisenin dışında 2 yıllık ön lisans programlarımız var. Bunun dışında Türk Dili ve Edebiyatı, Sosyoloji, Uluslararası İlişkiler gibi üniversite programlarıyla yaklaşık 26 yıldan beri hizmet veriyoruz.
Anadolu Üniversitesinin diplomaları, verdiği dereceler, okuttuğu dersler bütün Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kabul ediliyor.
Anadolu Üniversitesi olarak 81 ilde 25 ülkede uzaktan öğretim hizmetleri veriyoruz."


Davut Aydın'ı dinle (19'29")



Anadolu Üniversitesi'nin Balkanlar ve Rumeli Eğitim-Öğretim Hizmetleri Sonbahar'da Başlıyor






Dr. A. Atilla Doğan 
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yayından:
" Kosova'da Türkçe öğretime büyük bir ilgi var. Onlara çalışmalarımızı anlattığımız zaman açıköğretim hizmetlerinin kendilerine en ekonomik, en kolay, evinden ve işinden, yaş sınırı olmadan verileceğini öğrendiklerinde çok memnun oldular. Anadolu Üniversitesi diplomalarının  çoğu yerde geçerliliğinin olmasından da mutlu oldular.
Balkanlarda çok yönlü ilişkiler ağı olacaktır. Bu öğretim hizmetinin kurulmasında ön hazırlık yapmaya gelen ekip olarak bunu duyurduğumuz için teşekkür ederiz, yine sizin aracılığınızla vatandaşlarımızın nereye, ne zaman başvuracaklarını söyleyeceğiz.
Biz Türkçe konuşan, Türkçe düşünen vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın Türkiye sınırları dışında yaşadıkları ortamda eğitimlerini yükseltmelerini sağlamak için varız."    



Atilla Doğan'ı dinle (8'55")

Aile İçi İlişkiler:
Eşlerde problem çözme

Seda Didem Erken
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi 

Yayından:
"Eşlerde problem çözme yeteneği gelişmediği zaman şiddetli tartışmalara, ayrılıklara ve boşanmalara yol açıyor.
Köklü uyum gerektiren devreler var. Evlenmek, boşanmak, göç etmek bunların hepsi köklü uyum gerektiren devrelerdir.
Her ailenin karşılaştığı problemler kronik bir duruma geldiği zaman sorun oluşturur. Eşler kendi aralarında uzlaşmaya çalışarak bu sorunu çözebilir.
Özellikle aile problemleri günümüzde çok sorun olmaktadır. Eşlerin ailelerle ilgili durumları bir arada konuşmaya, ortaklaşa çözümleme yapmaya çalışmalılar."


 Seda Didem Erken'i dinle (13'14")


İlgili haberler

Milli Eğitim Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi’nden Avrupalı Türklere Hayat Boyu Öğretim Protokolü

Hollanda'da erken seçim

4 Türk kökenli aday doğrudan seçildi
Alınan bu sonuçların ardından farklı partilerin listesinde bulunan 14 Türk kökenli adaydan 4'ü meclise doğrudan girme başarısı gösterdi. Buna göre ana muhalefetteki PvdA adına yarışan Keklik Yücel, Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk ile Sosyalist Parti'den Sadet Karabulut milletvekili seçildi.
Diğer Türk adayların seçilip seçilmedikleri adlarına kullanılan tercihli oyların sayımından sonra belirlenecek.

Hollanda’da zafer Liberal Parti’nin


Hollanda’da, erken genel seçimi çok az farkla iktidardaki Liberal Parti (VVD) kazandı. Avrupa Birliği yanlısı parti, 150 üyeli mecliste sahip olduğu milletvekili sayısını 31’den 41’e çıkardı.
2010 yılından bu yana iktidarda olan ve Nisan ayında kabinesini dağıtmak zorunda kalan VVD lideri Mark Rutte’nin yeni hükümeti kurması bekleniyor: “Tebrikler. Liberal Parti, tarihinde hiç bu gece olduğu kadar büyük olmamıştı.”
Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin (PvdA) milletvekili sayısı ise 30’dan 39’a yükseldi. Rakibi Başbakan Rutte’yi arayarak tebrik eden PvdA lideri Diederik Samsom, yeni hükümet için işbirliği sinyali verdi. İki partinin milletvekili sayısı koalisyon çoğunluğu için yetiyor: “Hollanda’nın bir an önce güçlü ve istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var. İşçi Partisi, bu geceden itibaren bu konu üzerinde çalışacak. Bu, yeni kabinenin kurulmasına yansıyacak.”
Seçimin en büyük mağlubu ırkçı Geert Wilders oldu. 2010’daki seçimde büyük bir başarı elde ederek 24 milletvekili kazanan aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin lideri, sandalye sayısını 15’e düşürdü.
Bu arada farklı partilerin listesinde bulunan 14 Türk kökenli adaydan 4’ü doğrudan seçilme başarısı gösterdi. Katılımın yüzde 74 olduğu seçimde 11 parti meclise girdi.
Seçim sonucuna göre Kraliçe Beatrix’in hükümeti kurmak için koalisyon görüşmelerine başlama görevini Rutte’ye vermesine kesin gözüyle bakılıyor.
Olaf Bruhns, euronews:
“10 yıldır sağdan Euro düşmanları ve soldan Euro şüphecileri Hollandalı politikacıları mahcup etti. Şimdi krizin ortasında birdenbire Hollandalılar Avrupa yanlısı bir normalliğe dönmenin yolunu arıyor.”
Kaynak: Hollanda’da zafer Liberal Parti’nin

Dünya Hali 12 Eylül 2012 - Hollanda’da yapılmakta olan erken genel seçim Hollanda Türk toplumu için ne anlam taşıyor? Türk toplumunun siyasete bakışı? 

Dünya Hali 5 Eylül 2012 Hollanda’da erken seçime doğru…6Hollanda’da siyaset yapmanın koşulları 
Nevin Özütok, Zeki Baran, Yasin Torunoğlu

Hollanda'da erken seçime doğru - 5   Erken seçim ve Hollanda Türk toplumu
Nurten karışlı, Fatma Koşer Kaya, Keklik Yücel

Dünya Hali 15.08.2012 Hollanda'da Erken seçime doğru - 4 - Turan Yazır (CDA), Saadet Karabulut (SP), Can Ünver (TÜRKSAM)



Dünya Hali - 08.08.2012 Hollanda'da Erken seçime doğru - 3; Emre Ünver, Selçuk Öztürk, Can Ünver


Dünya Hali - 01.08.2012 Hollanda'da seçime doğru  -2: Ebubekir Öztüre, Yasemin Çekerek, Can Ünver



Dünya Hali 25.07.2012 Hollanda'da erken seçim ve Türkler..: Tunahan Kuzu, Huri Şahin, Veyis Güngör

31.07.2012

Dünya Hali - 1 Ağustos 2012


 Hollanda'da seçime doğru - 2

Türk toplumunun adaylardan beklentileri
Demokratik katılım yeterli mi?
Türkiye kökenli seçmen Türk siyasetçilere yeterli desteği verecek mi?


Ebubekir Öztüre
CDA Adayı
Yayından:
"Hollanda, Avrupa içerisinde töleranslı bir ülke olarak tanınır. 2001 yılında Dünyadaki bazı olaylar daha sonra Kıta Avrupasında ve Hollanda üzerindeki Can Ünver'in de bahsettiği olaylar belki toplumun içerisindeki gizli tansiyonu yükseltti.Tam bu sırada aşırı sağ söylemler ile yabancı karşıt söylemler bazı partiler ve kişileri ortaya çıkardı. Oluşan korku ve toplumdaki yüksek tansiyon prim yaptı.Yabancılarla ilgili zihinler karışık. Bu karışıklığın giderilmesi için katkılarımızı vermeye çalışacağız.
Halk yabancılara homojen bir yapı olarak bakıyor ve bir korku var.
Aslında entegrasyon iyi gidiyordu . Bir arızaya uğradı. 
Seçimler aslında Hollanda'nın istediği bir tarihe gelmedi. Pek bir coşku görülmüyor.
İnsanların duyguları verecekleri oyun rengini belirleyebiliyor.
Seçim dönemleri aynı zamanda bazı sorunları analiz etme zamanı.
Meclise gönderilen adaylardan halkın muzdarip olduğu konu, toplumla irtibatları konusunda halkın tereddütleri var."

Daha fazlasını dinle: Ebubekir Öztüre

Yasemin Çekerek
PvDa Adayı

Yayından:
"Hollanda'nın adem-i merkezi bir siyasi sistemi vardır. Avrupa'daki ekonomik kriz, tasarruf paketi ve yabancı düşmanlığı konuları gündemde. 12 Eylül'den sonra da gündemde olacak. Bu konular üzerinde ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Yabancı kökenli siyasetçilerimiz umarım yabancı düşmanlığına karşı tepki verir.
Wilders Hollanda'nın iklimini değiştirdi. Yabancılara bakış değişti. İş piyasasına girerken yabancılara karşı bir önyargı var.

Hollanda demokratik bir ülkedir. Demokratik bir ülkede de herkese eşit davranılmalı, önyargılar olmamalıdır. Parlamentonun da toplumun aynası olması gerektiğini düşünüyorum.
Bir siyasetçinin her zaman halka ulaşması lazım sadece seçim döneminde değil. Yabancı kökenli siyasiler de parlamentoda yer almalı ve parlamento toplumu yansıtmalı."

Daha fazlasını dinle: Yasemin Çekerek


Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:
"Hollanda 70'li yılların İtalya'sına benzemeye başladı. Sürekli seçim yapıp hükümetini yeniler hale geldi.
Son dönemde 2 önemli sorunu var bence: Biri Avrupa Birliği'nin "tasarruf paketi" ile ilgili diğeri ise  "yabancılara karşı reaksiyoner bir tavır" olmasıdır. 
Hollanda yabancı işçilere tepki gösterilen ülkelerin başında geliyordu. Daha sonraki yıllarda alınan tedbirlerle bu izlenim değişmiş görünüyordu. Hollanda aldığı tedbirlerle bundan sıyrılmış gözüküyor. 2003 yılının 6 mayıs günü işlenen cinayeten sonra tartışmalar arttı,11 Eylül hadiselerinden sonra Hollanda bu konuda birden hassaslaştı. Ardından Geert Wilders'in başını çektiği partinin çok güçlendiğini gördük.
Sağ liberal partinin muhtemel başbakan adayı Mark Rute gerekirse Wilders'in partisiyle (özgürlük partisi) ortaklık yapabileceğinden söz ediyor. Bunu normal bir parti olarak değerlendiriyor. Göçe karşı birtakım söylemler geliştiriyor. Dolayısıyla yabancı düşmanlığı, yabancılara karşı reaksiyon var.
1986'dan beri Türkler geniş biçimde siyasete katılmaya başladılar.

Toplumsal dayanışma ruhunun topluma karşı sorumluluk duygusunun artmasıyla o ülkeler yabancı politikacılardan daha çok yararlanacak. Avrupa'da siyasal sistemler yabancının önünü kapatmıyor, daha da açıyor. Diğer taraftan yabancılara karşı bir tepki de var. Mücadeleyi elden bırakmamak gerekiyor. Bu bir süreç, sistem buna göre kurgulanmıştır. 
Çözüm toplumun parçası olmak. Ama bunu sorun olarak görmemek gerek. Toplumun sorumluluğunu sırtlamak ve siyasete katılmak gerekiyor. Süreçlerin dışında kalmamak için o toplumun parçası olmak gerek."
Daha fazlasını dinle: Can Ünver

İlgili haberler:
Halkta demokratik hukuk devletine inanç zayıfladı