9.07.2012

Dünya Hali - 09 Temmuz 2012

Almanya'da Türkçe öğretimi

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Rize’de Türkçe öğretim semineri bağlamında Almanya’daki Türk toplumunun genelde eğitim ve anadil eğitimiyle ilgili olarak yaşadıkları sorunları

Ayten Sarıyıldız (Bremen/Almanya)
Öğretmen
Yayından:
"Türkçe eğitim almış öğretmen arkadaşımız var. Türk kökenli çocuklar orta öğretimde ders almadığı için çok büyük sorun var.
İnanılmaz bir kopukluğumuz var. Çoğu okulda Türk kökenli öğrencilerimizi çoğu zaman haklarını bilmiyorlar. Bir çocuk Alman okuluna başladığında her şeyi Almanca odaklı öğreniyor. 
Uzun vadeli olarak, Türkiye'den gönderilen öğretmenlerle Almanya'da yaşayan öğretmenlerimiz bir araya gelmeli. Buradaki sorunları öğrenmeliler. Biz vizyon yaratmalı hedef göstermeliyiz.Bu sorunları bilmiyorlarsa Türk öğrenciler tarafından 
Aileler, medya, öğretmenler birlikte çalışmamız gerekiyor.
Daha fazlasını dinle Ayten Sarıyıldız_İsmail Güven:

Rana Şahin (Bavyera/Almanya)
Öğretmen
Yayından:
"Bavyera eyaleti oldukça katı bir eyalet, kendisini hala göç eyaleti olarak değerlendirmiyor. Bavyera eğitim bakanlığında bir proje olarak başlayan bir seminere devam ettik. Gymnasium'da 10-11-12 sınıflara ders verme hakkı tanıdılar. Bunun yanı sıra abitur'da Türkçe de sınavlara dahil edildi.
Bize gelen öğrencilerin Türkçe dil ve kültür düzeyleri gerçekten düşük.
Türkçe'nin diğer dillerin yanı sıra yüksek bir dil olarak kabul edilmesi için başvuruda bulunduk.
Şimdilik seçmeli, geç bir dil olarak başlatılmış durumda.Dil eğitimi günlük yaşamla iç içedir.
Türkçe derslerine katılım nasıl arttırılabilir. Ders materyalimiz eksik. Çoğu ilköğretime hitap ediyor. Seçimli ders olduğu için katılımlar azalıyor.
En önemlisi, Türk öğrenciler için iyi örnekler olması. Türkçe size kaybettirmez, daha fazlasını katar. Medyada iyi örnekler gösterilmiyor.
Almanya ve Türkiye'nin ortak çalışması gerekiyor.
Daha fazlasını dinle Rana Şahin_İsmail Güven:

Yrd. Doç. Dr. Ş. Dilek Belet
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
Yayından:
"Anadil eğitimcileri şunu söyler:
Anadili kültür aktarma ve düşünme aracıdır. Anadilini iyi kullanamayan bireylerin düşünme becerileri de tam olarak gelişmez. Yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının Türkçe öğrenmesinin iki temel sebebi budur. Öğretmenin değil öğrenmenin temel alınması gerekir. Öğrenme odaklı yeni yaklaşımlar, daha öğrenci merkezli etkinlikleri nasıl geliştirebiliriz, bu seminerde bu konuda yeni yöntem ve teknikler hakkında çalışmalar yapıyoruz. Türkçe dersi için her şey bir araçtır. "
Daha fazlasını dinle: Dilek Belet_İsmail Güven

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı
Yayından:
" KRV'da gymnasiumlarda abitur olarak verilen ders olarak geride kaldı.
En çok yakınılan konuların başında Türkçe'nin seçimlik ders olması. Sadece Türk velileri, öğrencileri değil aynı zamanda göç alan ülke yetkilerini de de inandırmak gerekiyor. Türkçe neden önemli bir dildir bunun gösterilmesi gerekiyor. Artık Türkçe konuşulmayan bir ülke yok. Politikacılar sözde göçmenlere çok şey borçlu olduklarını söylüyor. Artık ortak bir metin ortaya çıkarmamız gerekiyor. 
Daha fazlasını dinle: Mete Atay

Prof. Dr. İsmail GÜVEN
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi

Yayından:
"Öğrenmeyi öğrenmek
Yeni yöntemler
Çocuklar nasıl öğrenebilir.
Almanya'da dil öğretimiyle ilgili sorunları çözmek için öneriler
Yabancı ülkelerde Türkçe öğretim politikasının belirlenmesi gerekiyor.
Programın tamamının (50') podcast kaydını dinlemek için:

7.07.2012

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Belçika

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Belçika
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştay ve Belçika'da gençlik daireleri ve ilgili sorunların  değerlendirilmesi
Önemli uyarı:
Bu sayfada yer alan içerik Dünya Hali ekibince Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'na katılan Belçika'dan katılımcılarla Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda yayınlanmak üzere gerçekleştirilen kayıtlardır. Burada yer alan içerik TRT Dış yayınlar Dairesi Başkanlığı'nın ön izni olmaksızın başka bir ortamda bulundurulamaz, yayınlanamaz, alıntı yapılamaz.
Kaydı dinlemek için bağlantıya tıklayınız.
(Soldan Sağa) Esma Çelik, Birsen Taşpınar,
Emine Karanfil, İpe Erdem, Kısmet Ülgen
Türkiye'nin Sesi Stüdyosunda
Belçika'da gençlik dairelerinin işleyişi...
Türk ailelerin gençlik daireleriyle yaşadığı sorunlar... 

Ailelerin çocuklarını yetiştirirken dikkat etmesi gereken noktalar...
Kültür farklılığının yol açabileceği sorunlar...
Gençlik daireleri neden öcü gibi görülüyor?
Uygulamada kötü niyet var mı?

Sorunun hukuksal çerçevesi nedir?


Birsen Taşpınar (Berchem)
Psikolog/Antropolog
Birsen Taşpınar

Yayından:
"Almanya, Hollanda, Avusturya'dan gençlik daireleriyle yakından ilgili elemanlarla tanıştık, bilgi alışverişinde bulunduk. Avrupa'da bir araya gelemezken Türkiye'de buluştuk. Bu çalıştayın Türkiye'de gerçekleşmesi bizim için çok özel bir durum. Türkiye'ye, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na teşekkür ediyorum.
Devlet tarafından profesyonellere verilen eğitime değinmek istiyorum. Çok kültürlü bir ortamda profesyonel olarak çalışmak ayrı yetenek gerektiriyor. Globalleşen dünyada göçün gerçekten de hayatımızın içine yerleştiğini görüyoruz. Nereye giderseniz gidin bunu görürsünüz. Göç çok önemli bir unsur. Profesyonellerin bu çok kültürlü ortamda çalışabilmeleri için hassasiyete, yeteneklere sahip olması lazım. Bu konuda verdiğimiz eğitimlerde ön yargıları yıkmaya çalışıyoruz. Aile yapısıyla ilgili önemli ön yargılar olabiliyor. Medyanın Türk ailesi, veya göçmen aileyle ilgili yansıttığı model ile gerçek modeller arasında bazen uçurum olabiliyor. Örneğin namus cinayetleri konusunda ön yargı olduğunu fark ediyoruz. Aile içi şiddetin Belçika'nın yerli halklarında da mevcut olduğunu fark ediyoruz. Türk aileler içindeki şiddetin namus cinayeti ile aynı olduğunu, örtüştüğünü düşünüyorlar."
(Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın


Emine Karanfil  (Wondelgem)
Psikolog 
Emine Karanfil

Yayından:
"Bizim çalıştaya davet edilmemizin sebebi Belçika'da çok güzel bir proje yürütmemiz.Yabancı kökenli gençlere ve çocuklara yönelik özel danışmanlık yapmamız.
Çocuk mahkemesi ve gençlik dairesi dediğimiz iki farklı kurumdan yola çıkarak, çocuk aileden uzaklaştırıldıysa dosyalar bize aksettiriliyor. Yollardan birisi koruyucu aile hizmeti.Biz buradan sonra devreye giriyoruz. Elimizden geldiği kadar çocuğu ve yerleştirildiği koruyucu aileyi takip ediyoruz. En az ayda bir defa görüşüyoruz. kendilerine psikolojik, pedagojik konularda yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Flaman bölgesinde bakanlığın altında olan çocuk mahkemesi ve gençlik dairesi ayrı şekilde çalışıyor. Suç (işleyen) veya suça eğilimli (çocukla ilgili) dosya hemen mahkemeye gidiyor. bu durumda zorunlu bir hizmet söz konusu. Bunun yanı sıra, gençlik dairesine akseden dosyalar, ev içinde problemli eğitim durumları diye tanımladığımız durumlarda olan çocukların dosyaları genelde gençlik dairelerine gidiyor."  (Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın


Esma Çelik
Türk Dernekler Birliği (Antwerpen)
Esma Çelik

Yayından:
"Sivil toplum kuruluşu olarak işin önleyici kısmında yer alıyoruz. Çocuk koruyucu aileye yerleştirilmeden ne tür hizmetler verilebilir bununla ilgileniyoruz. projeler kapsamında insanlarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sağlık, Refah ve Aile Bakanlığı'na bağlı 8 birim var. Ailelerimizin çocuklarının koruyucu ailelere verilmesine gerek kalmadan, işler içinden çıkılmaz hale gelmeden neler yapabiliriz? Sosyal danışmanlık mekanizmaları birçok hizmet veriyor. İnsanlarımız bu kurumlara gitmede, onlara ulaşmada birçok zorluklar yaşıyor. Sivil toplum kuruluşu olarak bu zorlukları aşmada onlara yardımcı oluyoruz."
 Program kaydını dinlemek için tıklayın

Kısmet Ülgen
Avukat (Steenweg)
Kısmet Ülgen


Yayından:
"Belçika'da da her ülkede olduğu gibi, eğer imzaladılarsa, çocuk hakları sözleşmesine dayanıyor. Belçika'da da bu sözleşmeye dayanarak 1965'te çocuk esirgeme yasası çıktı. 2006'da değiştirildi. Çocuklarla ilgili alınacak önlemler çocuk mahkemesi tarafından alınıyor. Korunmaya muhtaç çocuklar varsa da mahkeme dışında gerçekleşir. Sosyal danışmanlık kurumları araya girer. Gönüllü yardımda bulunulur.  Gönüllü yardım çözüm bulamazsa o zaman mahkemeye devredilir. Bu ağın içine girilirse buradan kurtulmak biraz zor oluyor.
Gençlik dairelerinin etkisi de çok büyük. Çocuk mahkemelerinde rapor düzenliyor. Onların tespit ettiği konular, iyi veya kötü, olabilir. Hakim genellikle onların verdiği bilgiye göre karar alıyor." (Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın

İlgili kayıtlar:
Teşekkür:
Türkiye'nin Sesi Dünya Hali program ekibi Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştaydı gerçekleştirildiği Ankara Rixos otel'de  kendisine ayrılan mekanda Almanya, Hollanda'dan gelen katılımcılarla ve Türkiye'nin Sesi OR-AN Stüdyolarında Belçika'dan gelen katılımcılarla gençlik daireleri ve ilgili sorunları konuştu.   Sorunun daha iyi anlaşılabilmesine, yanlış bilinenlerin düzeltilmesine ve dinleyici ve okurlarına daha fazla bilgi ulaştırılmasına katkıda bulunması dileğiyle.
Yayın ekibimize bu kayıtları gerçekleştirmesi için en başından itibaren yardımcı olan Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na ve özellikle Basın Müşavirliği çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

6.07.2012

Dünya Hali - 06 Temmuz 2012

Belçika'da Türkçe öğretimi
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Rize’de düzenlenen Türkçe öğretim semineri bağlamında genel olarak Belçika Türk toplumunun eğitim ve anadil eğitimiyle ilgili olarak yaşadıkları sorunları

Günnur Karataş
Öğretmen


Yayından:
Günnur Karataş
" İlk çalışmalarım Açev'in çalışmalarıyla başladı.Sonra okullarımızda çalışmaya başladık.Göçmen çocukların eğitim durumlarının tespitleriyle eğitim de geri kalmaları ilk okulda sene kayıpları daha sonra ilk okullarda başarılı olamayıp meslek okullara göndermeleri veya engelli özel okullara gönderilmeleri ve devletin çözüm politikalarının hedeflediği amaçlara ulaşamaması nedeniyle Ayşe işçinin önderliğinde yani proje başkanı Ayşe işçinin önderliğinde ana dil projesini başlattık.4 yıldır bu proje sürmektedir.Bu bir pilot projedir yabancı öğrencilerinin daha çok olduğu okullardır. Burada anadilini bir köprü gibi kullanarak Flamancayı destekleyip daha iyi öğrenmeleri amacıyla böyle bir adım attık.2 kontrol okulumuz ve 4 pilot proje okulumuz var her yıl çocuklar sınavlardan geçiriliyor. Ana okuldan başlayıp ilkokul 3'e kadar takip ediyoruz.Haftada 6 saat Türkçe 
 diğer saatlerde Flamanca dil ile eğitim görüyorlar. Bu şekilde de Flamanca' yı daha iyi öğreniyorlar  Flamancayı öğrenmede Türkçe' yi bir köprü olarak görüyorlar. Türkçe derslerine veliler imza atarsa benim çocuğum Türkçe dersi görsün diyorsa 3.sınıfa kadar Türkçe eğitim görüyorlar. Ana dili farklı olan çocukların aralarında kendi dillerine konuşması yasak bu şekilde de çocuklar anadillerine konuşamaması kendisini kötü hissediyor. Arkadaşları arasında lakap bile takıyorlar , yasaklıyorlar. Veliler önce çocukların ana dillerini öğrenmesini çocuklarının başarılı olmasını istiyor. projemizden haber veliler birbirlerini etkiliyorlar. Türkçe bakımından da en büyük reklam kendi aralarında birbirlerini haber ederek oluyor. Ders saatleri içeresinde Türkçe eğitim alıyorlar. Bu sadece pilot bir proje bu şekilde başarılar oldukça da dalga dalga yayılacak. "

Öznur Özçelik
Öğretmen

Yayından
Öznur Özçelik
"Belçika'da ki eğitim sistemini şöyle özetleyeyim size 3 yıl ana okul sistemi var. 3 yaştan itibaren çocuklar okula alınıyor. İlk okul 6 yıllık ortaokulla , lise ayrım yapılmıyor.Başarılı çocuklar tamamen genel lisede eğitime başlıyor notları düşerse teknik sonrada meslek liselere düşebiliyor. Sorunlar burada başlıyor yanlış yönlendirmeden dolayı bundan sonra ek yıl okuma mecburiyeti oluyor oda kolay olmuyor üniversiteye girebilmek için ondan sonrada itici geldiği için okullarını bırakıyorlar. Belçika'da eğitimde olarak farklılıklar gösteriliyor.''

Prof. Dr. Şefik Yaşar
Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, 
İlköğretim Bölümü Başkanı

Yayından:
"Bugün yapılandırmacı öğretim uygulamaları bağlamında Avrupa'dan gelen öğretmen arkadaşlarımıza  bilgilendirme çalışması yaptık. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve orada görev yapan öğretmen arkadaşlara yapılandırmacı öğretim nedir ? Bu yapılandırıcı öğretim bağlamında çıkan öğretim uygulamaları nedir? Onları vermeye çalıştık. Avrupa'nın değişik yerlerde görev yapan ve Türk çocuklarına , Türkçe öğretim yapan arkadaşlarımızın mesleki eğitimlerini geliştirmeye yönelik eğitimler yaptık ve Avrupa'daki çocuklarımıza daha iyi eğitim verecekler burada öğrendikleriyle.Bizim burada yaptığımız programlar daha çok Avrupa ülkelerindeki öğretmenlerimizin ihtiyaçları şunlar şunlar olabilir ilgileri şöyle olabilir diye bizim daha çok bulgulara dayanarak hazırladığımız programlar bunlar. Yani gerçek söylenmesi gerekirse araştırmaya dayalı olarak olması gerekir. Burada ki eğitimcilerimiz bizim bu ihtiyaçlarımızı giderecek eğitim veremez misiniz diyorlar haklı olarak. Ben kendi açımdan yapılandırıcı anlatım nedir ? Eğitim olarak vermeye çalıştım. Arkadaşlarımız Avrupa'da çocuklarımıza MEB adına Türkçe eğitim vererek anlar. Biz bu öğretmenlerimiz Türkçe eğitimi konusunda ne kadar iyi yetiştirirsek o kadar iyi katkıda bulunmuş oluruz. Arkadaşlarımız eğitim arkadaşlarımızın sorunları dinleyince farklı sorunlar oluyor ama formasyonu yok örnek bir makine mühendisi Finlandiya' da , Türkçe eğitimi veriyor bu arkadaşlarımıza Türkçe eğitim formasyonu verilmeli. böle olanlar saptanmalı ve eğitim daha iyi , daha içeriği iyi olabilmesi için eğitim verilmeli. Arkadaşlarımız eğitim konusunda istekli ama MEB bu arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılasın bunu yapabilir Milli Eğitim Bakanlığımız. İsteklerini karşılamalı. "

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı


"Türkçe, dersi Almanya'da 1967 yılından itibaren girmiş durumda. Bu derslerin değişik süreçlerini değerlendirmeye çalıştık MEB Türkçe ve Türk Kültürü dersleri olarak adlandırıyorlar. Fakat Almanlar bu derslere farklı isimler taktılar. Başlangıçta Türkçe dersi dediler daha sonra anadili Almanca dediler daha sonra tamamlama dersi olarak dendi daha daha sonra da köken dili olarak literatüre böyle geçirdiler.Almanya bu dersleri verilmesinde olumlu süreçler geçirdiler. En olumsuz şeyi İngiltere 'de duyduk ama diğer ülkelerde çok olumlu olması bizleri mutlu etti. Almanya'da veli inisiyatifi var aralarında kurdular. Bunu Avrupa dışına ne kadar taşırlarsa o kadar başarı oranı var.   Avrupa 2da ki veli grupları ne kadar güçlendi ise okullarda o kadar başarı sağlanıyor.Veli dernekler isterse programı değiştirebiliyor bu olanağı çocuklarına da sağlanabiliyor. Sonuçlara bakınca da gelinen noktadan ben çok mutluyum.  Bizim amacımız göçmen çocuklarımız dillerinin geliştirilmesi. Türkçe dersleri sorun gibi gösteriliyor.  Böle olmamalı çünkü Avrupa'nın ülkelerinde  3 , 4 dil biliyorlar bizim çocuklarımız neden bilmesin kendi ana dililini de diğer dili de."

Yrd. Doç. Dr. Cem Babadoğan
Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
   Yayından:
"Rize'de bildiğim kadarıyla ilk defa yapılıyor. Çok önemli bir çaba olduğunu biliyoruz.Çok nitelikli bir eğitim programı çok değerli arkadaşlarımız katılıyor. Tabi ki birleştirilmiş sınıflardan eğitim çok önemli sadece Türk çocukları  yer almıyor değişik kültürlerden çocuklar yer alıyor."

Program kaydını dinlemek için tıkla:

5.07.2012

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Hollanda

Gençlik Daireleri ve 
Türk Aileleri - Hollanda


Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştay ve Hollanda'da gençlik daireleri ve ilgili sorunların  değerlendirilmesi


Kaydı dinlemek için sayfanın altında yer alan bağlantıya tıklayınız.
Önemli uyarı:
Dünya Hali ekibince Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'nda Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda yayınlanmak üzere gerçekleştirilen kayıtlardır. Burada yer alan içerik TRT Dış yayınlar Dairesi Başkanlığı'nın ön izni olmaksızın başka bir ortamda bulundurulamaz, yayınlanamaz, alıntı yapılamaz.


Hollanda'da gençlik dairelerinin işleyişi, Türk ailelerin gençlik daireleriyle yaşadığı sorunlar... 

Ailelerin çocuklarını yetiştirirken dikkat etmesi gereken noktalar...
Kültür farklılığının yol açabileceği sorunlar...
Gençlik daireleri neden öcü gibi görülüyor?
Uygulamada kötü niyet var mı?

Konun hukuk açısından değerlendirilmesi...

Ertuğrul Gültekin
Hollanda Türkler için Danışma Kurulu
Ertuğrul Gültekin - İpek Erdem
Yayından:
"Çalıştay bizim için çok verimli geçti, Hollanda'dan gelen ama birbirini tanımayan insanları bir araya getirdi.
(Basına yansıyan bir çocuğun lezbiyen bir aileye verilmesi haberi ile ilgili olarak) Şüphesiz doğruluk payı vardır, ama bu olayın bir nedeni de vardır. Özellikle Hollanda'da sorunlardan birisi Türk toplumu içinde Türk ailelerden koruyucu aile bulunamaması. Eğer Türk aileler içinden koruyucu aile çıkarılamıyorsa, Hollanda'da yasal olarak mümkün olan lezbiyen bir çifte de verilmesi mümkün. Lezbiyenlerin evliliği yasal bir çerçevede. Olayın bir bu boyutu var." (Devamı kayıtta)

Gülay Karadurmuş
Psikolojik Danışman ve Rehber

Yayından:
Gülay Karadurmuş
"Bu konu ilk defa ciddi olarak ele alındı. Türkiye Cumhuriyeti bu konuya sahip çıktı. Birbirimizi tam olarak tanımıyorduk. Bir başlangıç oldu.

(Bir çocuğun lezbiyen bir aileye verilmesi haberi ile ilgili olarak) Çocuğun menfaati ön planda. Bir ikilem yaşanıyor, o da çocuğun menfaati hangisinde? Çocuk 2004 yılında alınmıştı. O zaman 5-6 aylık bir bebekti. Şu anda 8 yaşında. Eve ne zaman döneceği muamma. 12 yaşında, sanırım, çocukla konuştuktan sonra belki eve dönme ihtimali var. Psikolojik olarak şunu sorabiliriz. Çocuk 20 yaşına geldikten sonra (bu süreç çocukta) neler yarattı. Lezbiyen ailede büyüdüğünden dolayı neler yaşandı veya 12 yaşından sonra (kendi ailesine) döndükten sonra neler yaşandı? Yirmi yıldan sonra ancak bir analiz yapılabiliyor..."
(Devamı kayıtta)

Nazmi Türkkol  (Amsterdam)
Avukat
Yayından:
Nazmi Türkkol
"İki düşünce var Hollanda'da. Bir çocuk mecbur kalarak anne babadan alındığı zaman. yurtta mı kalacak yoksa koruyucu aileye mi gidecek? Hollanda'da şimdiye kadar teori küçük çocuklar direk koruyucu aileye gitmesiydi. Şefkata ilgiye ihtiyacı vardır. Kendisini koruyamaz. Fakat bu ne demek oluyor? Hollanda teorisinde hedef çocuğun ruhsal ve bedensel gelişmesini engelleyen veya tehdit eden konumlar  kalktıktan sonra çocuğun anne babaya geri verilmesiydi. hedef bu. Fakat 3-5 aylık çocuğu aileden alıp koruyucu aileye verdiğinde, bir sene sonra, üç sene sonra çocuğun durumu ne oluyor? Çocuk neye alıştı. Bu Hollanda'da büyük bir tartışma. Sadece Türkler için değil. (Bir çocuğun lezbiyen bir aileye verilmesi haberi ile ilgili olarak) Olay 2004'te oldu. Şu an biz 2012'deyiz. Bu kadar sene sonra bu çocuğun menfaatine mi geri dönmek? Türkçe bilmiyor bu çocuk. Annesiyle nasıl iletişim kuracak? Bunlar hukuki olarak da bir sorun. Çünkü Hakim diyor ki anneye, 'kendini çocuğu alabilecek duruma getir, vereyim' diyor. Hakim, ille de lezbiyen ailede kalsın demiyor. Çocuk devir alınırken en az rahatsızlık nasıl olur, onu bulalım diyor..."
(Devamı kayıtta)

Ayhan Tonca 
Hollanda Türk İslam Dernekleri
Federasyonu Başkanı

Yayından
"Hollanda'da bu konuyla ilgilenen arkadaşlar bireysel çalışıyorlardı. Bu çalıştay sayesinde biraraya geldiler. Asgari müşterekte çalışmanın yollarını aramak bizim için çok olumlu bir gelişme.
(Basına yansıyan bir çocuğun lezbiyen bir aileye verilmesi haberi ile ilgili olarak) Bireysel bir olay olmakla birlikte üzücü bir olay. O aile bize başvurdu. İşin bu noktaya gelmesinin sebebi bilgi eksikliği, bir hata. Hukuki süreçteki bilinçsiz bir hareket.


Buradan çıkartacağımız ders, o ile için üzücü olsa da, Hollanda aile kavramı bizim kültürümüzdeki gibi bir aile kavramı değil. İnsanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımızı bu hukuki süreçle ilgili bilgilendirmemiz gerekiyor.
Ders çıkaracağımız ikinci bir konu basının rolü. Bir süreç içerisinde basının aileyi hedef alması aileyi tamamen kapatıyor..."
(Devamı kayıtta)

Kaydı dinle: Ertuğrul Gültekin, Gülay Karadurmuş, Nazmi Türkkol, Ayhan Tonca  

İlgili kayıtlar:




Teşekkür:
Türkiye'nin Sesi Dünya Hali program ekibi Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştaydı gerçekleştirildiği Ankara Rixos otel'de  kendisine ayrılan mekanda Almanya, Hollanda'dan gelen katılımcılarla ve Türkiye'nin Sesi OR-AN Stüdyolarında Belçika'dan gelen katılımcılarla gençlik daireleri ve ilgili sorunları konuştu.   Sorunun daha iyi anlaşılabilmesine, yanlış bilinenlerin düzeltilmesine ve dinleyici ve okurlarına daha fazla bilgi ulaştırılmasına katkıda bulunması dileğiyle.
Yayın ekibimize bu kayıtları gerçekleştirmesi için en başından itibaren yardımcı olan Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na ve özellikle Basın Müşavirliği çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Almanya

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Almanya
Önemli uyarı:
Dünya Hali ekibince Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'nda Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda yayınlanmak üzere gerçekleştirilen kayıtlardır. Burada yer alan içerik TRT Dış yayınlar Dairesi Başkanlığı'nın ön izni olmaksızın başka bir ortamda bulundurulamaz, yayınlanamaz, alıntı yapılamaz.


Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştay ve Almanya'da gençlik daireleri ve ilgili sorunların  değerlendirilmesi









Kemal Yurtnaç
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba topluluklar Başkanı


Yayından:
     "Gençlik dairelerine Türkiye'de ki oturan kavram eski çocuk esirgeme kurumudur.Biz göreve başladığımızdan itibaren çocuk esirgeme kurumlarıyla ilgilenmek için bir çalıştay kurduk.Bizim başkanlık olarak koordinatörlük olarak görevimiz var bu nedir, sorunlara tespit edip ilgililere götürüp servis etmek.
    Oturumlarla ilgili amaçlanan birçok ülkede farklı yapılanma var bunların hukuki alt yapı temeli nedir? Bu aileleri hangi şartlarda çocukları alıyorlar ? Ortada bir sorun varsa bu sorunla ilgili ailelerimizi eğitmek. Cebir,şiddet veya kötü muamele hiçbir zaman eğitim değildir.Bu kolaycı bir yoldur. Böle aileleri eğitmemiz mutlaka lazım. Bu ailelerin eğitmenin yolları nedir bunlar burada tartışılacak.Türkiye'de ki kurumlarda alıyor ailelerinden çocukları birinci dereceden bakımlardan başlasın.Türkler bakıcı aileler olurlarsa bunun maddi bir getirisi de var.Bakıcı aileleri verilen ücretler var, burada mesele toplumun sorunlara sahip çıkmasını sağlamak bu tür farkındalıkları oluşturmak.Milletimizin bir ferdini işte bunlar cebir ve şiddetle eğitimini bu eğitimin çok kötü olduğunu söylüyorum.Böle bir şey yok çünkü.Bu yargı bizim milletimiz için çok kötü bir yargı.Bunları hukuken takip ettireceğiz.Devlet denilen aygıt insanların isteklerine azami derecede cevap veren aygıttır.Yani toplumdaki en mağdur en mazlum insanları mutlu edebiliyorsanız siz o kadar iyi bir devletsiniz.Herkes çocuklarına iyi davranacaklar birbirlerine sahip çıksınlar."
Kemal Yurtnaç'ı Dinle


Kamil Altay (Almanya)
Umut yıldızı Derneği Başkanı
Yayından:
  " Almanya'da ki Gençlik dairelerinin,Türk çocukları konusunda haksız uygulamalar yaptırımlara gidildiği konusunda söylemeler vardı oysa biz bunları yasalar çerçevesinde çalışması gerektiğini savunucusu ve uygulanması istediğimiz bir derneğiz.Ailenizde Bana Yer Var mı adı altında bir proje geliştirdik
   Herkes için çalışıyoruz ırk , dil , yapı gözetmeksizin gerek Alman olsun gerek İngiliz olsun fark etmiyor.Çocuklara cinsel istismar yada şiddet gösteriyorlar.Bu konuların net istatistiklerini açıklasınlar bende yakalarını bırakayım."


Kamil Aydın'ı dinle:


Fatoş Aytulun (Köln)
Köln Belediyesi
Sosyal Hizmetler Uzmanı


Yayından:
     "Almanya'da Türklerin çocukları Gençlik Daireleri tarafında yurtlara yada çocuk esirgeme kurumlarına yerleştiriliyor,ona çözüm aranması için biz burada bulunuyoruz.Ben Almanya'da Kölhn belediyesinde çalışıyorum ve Gençlik esirgeme kurumlarından sorumluyum dolasıyla benim bu konuda çok katkım olacağına inanarak buraya geldim.Almanya'da standartlar , yasalar var onları uyguluyoruz."

Ertunç Deniz (Hemer)
Hemer Belediyesi 
Gençlik Dairesi Müdürü
Yayından:
" Artık yardım eden bir kuruluş olarak görünmeyi istiyorum.Sadece Türklere özgü bir sorun değil Almanlara da uygulanıyor.Haksızlık yapılıyor.Bir çocuğun  yurda yerleşmesi için 3500 dolardan başlayıp 9000 euro kadar maliyeti vardır.Bizim temel amacımız aileler huzur içinde o hizmeti yaşayabilmesi için."


Mürvet Yüksel-Karakoç (Lüdenscheid)
Terapist


Yayından:
"Sosyal pedagoji aile danışmanlığı aile yardımı ve aile terapisti yapıyoruz.Gençlik dairelerin ilk önce aileyi bütün tutmak için sosyal pedagoji aile terapisti aile danışmanı eğitim danışmanı sunuluyor ondan sonra bakılıyor bu süreç 6 aydan iki yıla kadar sürüyor.Belirli durumlarda tabi ki çocuk alınması gerekiyor bu durumlar babaların çocuklarına işkence , şiddet gösteriyor o durumlarda aileden alınıyor.Gençlik ailelerin çocukları alabilmesi çok pahalı bir duruma geliyor gençlik daireleri için."
Fatoş Aytulun, Nermin Yumurtacı, Ertunç Deniz, Mürvet Yüksel-Karakoç'u dinle

Nermin Yumurtacı (Köln)
Sosyal Hizmet Uzmanı
 Yayından:
   "Aile Gençlik Dairesi çok eğitimli çok kültürlü çalışması gerekiyor.Çok yetenekte gerektiriyor bu çok önemli.Çocukların hayati ve psikolojik tehlikesini hissettiğim zaman Gençlik dairelerine bildirmek zorundayım.Bunları da uygularken genelde aileleri ikna etmeye çalışıyorum.Gençlik Dairesi de biliyor çocukların kendilerini en olumlu şekilde aile içerisinde gerçekleşiyor.Biz kurumlar içerisinde arabulucuyuz."


İlgili kayıtlar:



Teşekkür:

Türkiye'nin Sesi Dünya Hali program ekibi Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştaydı gerçekleştirildiği Ankara Rixos otel'de  kendisine ayrılan mekanda Almanya, Hollanda'dan gelen katılımcılarla ve Türkiye'nin Sesi OR-AN Stüdyolarında Belçika'dan gelen katılımcılarla gençlik daireleri ve ilgili sorunları konuştu.   Sorunun daha iyi anlaşılabilmesine, yanlış bilinenlerin düzeltilmesine ve dinleyici ve okurlarına daha fazla bilgi ulaştırılmasına katkıda bulunması dileğiyle.
Yayın ekibimize bu kayıtları gerçekleştirmesi için en başından itibaren yardımcı olan Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na ve özellikle Basın Müşavirliği çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

4.07.2012

Dünya Hali -04 Temmuz 2012

Avusturya'da Türkçe öğretimi
Programın kaydını dinlemek için lütfen sayfa altındaki bağlantıya tıklayın.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Rize’de Türkçe öğretim semineri bağlamında genel olarak Avrupa’da ve Avusturya’da Türk toplumunun eğitim ve anadil eğitimiyle ilgili olarak yaşadıkları sorunları

Özlem DÖNMEZ
Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü temsilcisi

Yayından:
"Bu seminerler 4 yıldır yapılıyor. Biraz da gelen taleplere bağlı. Anadilde eğitim konusunda kitaplar yazılmaya çalışılıyor. Okullara materyal sağlanmaya çalışılıyor.
Ülkelere kontenjan tanıyoruz ve yurtdışı temsilciliklerimize duyuruyoruz. Katılım talebinde buluna öğretmenlerimiz dış temsilciliklerimize başvuruyor. En önemli etke, öğretmenlerimizin mahallen atanmış olmaları ve Türktçxe anadil öğretmeni olmaları."

İlkay Yılmaz (Avusturya)
Öğretmen 


Yayından:
"Avusturya'da ilk Türkçe öğretimi başladığında çok büyük zorluklarla karşılaşılmış. 
Şu anda Türkçe öğretmenliği yapan öğretmenlere büyük kolaylıklar sağlanmış durumda.
Avusturya'nın eyaletlerinde Türkçe öğr. farklılık gösteriyor. Viyana'da Türkçe öğretimi zorunlu. 
Türkçe dersleri lisede verilmeye başlandı. Lisede çalışan arkadaşlarımız.
Çocuklardın Türkçe öğrenmeleri çok önemli. Kendilerini daha iyi ifade ediyorlar.

Celil ALANKAYA (Avusturya)
Öğretmen

Yayından:
"Uygulama alanında yalnız kalıyoruz. Om-kullarda sınıf, kitap, kayıp meselesi var. Ailelerin isteğine bırakılmış. Ailelerin bilinçlendirilmesi lazım.
Eğitim ve öğretime başlamak için hazırlamamız gereken ortamı hazırlarken çok sıkıntı çekiyoruz. Tabi iyi tarafları da var ama yetersiz olan tarafları çok fazla.
Öğretmenler olarak bizim üzerimizden alınması gereken çok görev var. Bizi çocuklarla baş başa bıraksınlar.
İlköğretimde seçmeli, isteğe bağlı bir not sistemi var. Başka okullara geçişlerde Türkçe dersinden alınan not dikkate alınmıyor.
Ders programının dışında kalıyor. Çocuk normal derslerini bitirdikten sonra ek ders olarak Türkçeyi alması gerekiyor. Bir kere Türkçe'nin zorunlu ders olması gerekiyor.

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı


Karşılıklı olarak birbirimizi bilgilendirmemiz gerekiyor. Sadece Bakanlığın yapamayacağı, Avrupa'daki öğretmenlerin de bilgi vermesi gerekiyor.





Prof. Dr. İsmail GÜVEN
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi


"MEB'na çok iş düşüyor. 
Türkçe öğretiminde yaşanan genel sorunlar neler.




Daha fazlasını dinlemek için tıklayın: