Psikolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.07.2012

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Belçika

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri - Belçika
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştay ve Belçika'da gençlik daireleri ve ilgili sorunların  değerlendirilmesi
Önemli uyarı:
Bu sayfada yer alan içerik Dünya Hali ekibince Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'na katılan Belçika'dan katılımcılarla Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda yayınlanmak üzere gerçekleştirilen kayıtlardır. Burada yer alan içerik TRT Dış yayınlar Dairesi Başkanlığı'nın ön izni olmaksızın başka bir ortamda bulundurulamaz, yayınlanamaz, alıntı yapılamaz.
Kaydı dinlemek için bağlantıya tıklayınız.
(Soldan Sağa) Esma Çelik, Birsen Taşpınar,
Emine Karanfil, İpe Erdem, Kısmet Ülgen
Türkiye'nin Sesi Stüdyosunda
Belçika'da gençlik dairelerinin işleyişi...
Türk ailelerin gençlik daireleriyle yaşadığı sorunlar... 

Ailelerin çocuklarını yetiştirirken dikkat etmesi gereken noktalar...
Kültür farklılığının yol açabileceği sorunlar...
Gençlik daireleri neden öcü gibi görülüyor?
Uygulamada kötü niyet var mı?

Sorunun hukuksal çerçevesi nedir?


Birsen Taşpınar (Berchem)
Psikolog/Antropolog
Birsen Taşpınar

Yayından:
"Almanya, Hollanda, Avusturya'dan gençlik daireleriyle yakından ilgili elemanlarla tanıştık, bilgi alışverişinde bulunduk. Avrupa'da bir araya gelemezken Türkiye'de buluştuk. Bu çalıştayın Türkiye'de gerçekleşmesi bizim için çok özel bir durum. Türkiye'ye, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na teşekkür ediyorum.
Devlet tarafından profesyonellere verilen eğitime değinmek istiyorum. Çok kültürlü bir ortamda profesyonel olarak çalışmak ayrı yetenek gerektiriyor. Globalleşen dünyada göçün gerçekten de hayatımızın içine yerleştiğini görüyoruz. Nereye giderseniz gidin bunu görürsünüz. Göç çok önemli bir unsur. Profesyonellerin bu çok kültürlü ortamda çalışabilmeleri için hassasiyete, yeteneklere sahip olması lazım. Bu konuda verdiğimiz eğitimlerde ön yargıları yıkmaya çalışıyoruz. Aile yapısıyla ilgili önemli ön yargılar olabiliyor. Medyanın Türk ailesi, veya göçmen aileyle ilgili yansıttığı model ile gerçek modeller arasında bazen uçurum olabiliyor. Örneğin namus cinayetleri konusunda ön yargı olduğunu fark ediyoruz. Aile içi şiddetin Belçika'nın yerli halklarında da mevcut olduğunu fark ediyoruz. Türk aileler içindeki şiddetin namus cinayeti ile aynı olduğunu, örtüştüğünü düşünüyorlar."
(Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın


Emine Karanfil  (Wondelgem)
Psikolog 
Emine Karanfil

Yayından:
"Bizim çalıştaya davet edilmemizin sebebi Belçika'da çok güzel bir proje yürütmemiz.Yabancı kökenli gençlere ve çocuklara yönelik özel danışmanlık yapmamız.
Çocuk mahkemesi ve gençlik dairesi dediğimiz iki farklı kurumdan yola çıkarak, çocuk aileden uzaklaştırıldıysa dosyalar bize aksettiriliyor. Yollardan birisi koruyucu aile hizmeti.Biz buradan sonra devreye giriyoruz. Elimizden geldiği kadar çocuğu ve yerleştirildiği koruyucu aileyi takip ediyoruz. En az ayda bir defa görüşüyoruz. kendilerine psikolojik, pedagojik konularda yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Flaman bölgesinde bakanlığın altında olan çocuk mahkemesi ve gençlik dairesi ayrı şekilde çalışıyor. Suç (işleyen) veya suça eğilimli (çocukla ilgili) dosya hemen mahkemeye gidiyor. bu durumda zorunlu bir hizmet söz konusu. Bunun yanı sıra, gençlik dairesine akseden dosyalar, ev içinde problemli eğitim durumları diye tanımladığımız durumlarda olan çocukların dosyaları genelde gençlik dairelerine gidiyor."  (Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın


Esma Çelik
Türk Dernekler Birliği (Antwerpen)
Esma Çelik

Yayından:
"Sivil toplum kuruluşu olarak işin önleyici kısmında yer alıyoruz. Çocuk koruyucu aileye yerleştirilmeden ne tür hizmetler verilebilir bununla ilgileniyoruz. projeler kapsamında insanlarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sağlık, Refah ve Aile Bakanlığı'na bağlı 8 birim var. Ailelerimizin çocuklarının koruyucu ailelere verilmesine gerek kalmadan, işler içinden çıkılmaz hale gelmeden neler yapabiliriz? Sosyal danışmanlık mekanizmaları birçok hizmet veriyor. İnsanlarımız bu kurumlara gitmede, onlara ulaşmada birçok zorluklar yaşıyor. Sivil toplum kuruluşu olarak bu zorlukları aşmada onlara yardımcı oluyoruz."
 Program kaydını dinlemek için tıklayın

Kısmet Ülgen
Avukat (Steenweg)
Kısmet Ülgen


Yayından:
"Belçika'da da her ülkede olduğu gibi, eğer imzaladılarsa, çocuk hakları sözleşmesine dayanıyor. Belçika'da da bu sözleşmeye dayanarak 1965'te çocuk esirgeme yasası çıktı. 2006'da değiştirildi. Çocuklarla ilgili alınacak önlemler çocuk mahkemesi tarafından alınıyor. Korunmaya muhtaç çocuklar varsa da mahkeme dışında gerçekleşir. Sosyal danışmanlık kurumları araya girer. Gönüllü yardımda bulunulur.  Gönüllü yardım çözüm bulamazsa o zaman mahkemeye devredilir. Bu ağın içine girilirse buradan kurtulmak biraz zor oluyor.
Gençlik dairelerinin etkisi de çok büyük. Çocuk mahkemelerinde rapor düzenliyor. Onların tespit ettiği konular, iyi veya kötü, olabilir. Hakim genellikle onların verdiği bilgiye göre karar alıyor." (Devamı kayıtta)
 Program kaydını dinlemek için tıklayın

İlgili kayıtlar:
Teşekkür:
Türkiye'nin Sesi Dünya Hali program ekibi Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri konulu çalıştaydı gerçekleştirildiği Ankara Rixos otel'de  kendisine ayrılan mekanda Almanya, Hollanda'dan gelen katılımcılarla ve Türkiye'nin Sesi OR-AN Stüdyolarında Belçika'dan gelen katılımcılarla gençlik daireleri ve ilgili sorunları konuştu.   Sorunun daha iyi anlaşılabilmesine, yanlış bilinenlerin düzeltilmesine ve dinleyici ve okurlarına daha fazla bilgi ulaştırılmasına katkıda bulunması dileğiyle.
Yayın ekibimize bu kayıtları gerçekleştirmesi için en başından itibaren yardımcı olan Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na ve özellikle Basın Müşavirliği çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

22.06.2012

Dunya Hali - 22 Haziran 2012

Göçmen olmayı öğrenmek
Göçmen kökenli kadınların sorunları ve umutları...

Avrupa'da yerleşik Türk toplumunun kadın nüfusu homojen bir yapıya sahip değil.

Türk toplumunun kadınları;  Avrupa'daki Türkçe konuşan, Türkiye'den evlilik yoluyla gelen, ailesi göçmen kökenli olup da Avrupa ülkelerinde doğmuş olan gibi;
çok farklı toplumsal özelliklere sahip bireylerden oluşmaktadır.

Avrupa'daki Türk toplumunun bireyleri olmanın dışında farklı özellikler gösteren kadınlarımız üzerine tespitlerde bulunan bazı kişi ve kurumlar değerlendirmelerinde kimi zaman hatalı ve yanlış yorumlarda bulunmaktalar.

A. Atilla Doğan
Dr. A. Atilla Doğan - Almanya/Köln
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yayından:
"Avrupa'daki kadınlarla ilgili zaman zaman yapılan tespitlerde, kadınların eğitim açısından, uyum bakımından geride, şiddet mağduru olduğu, Türkiye'den gelenlerin bir baskılama altında olduğu söylenir. bunu yaparken bir genelleme yapılır. Beylik sözlerle bir tanım yapılır. Ben olay mahallinden şunu söylemek istiyorum, bu genellemeler Türk toplumu tarafından tepki ile karşılanıyor. 
Bugün baktığımızda, kadınlarımızın oranları neredeyse eşitlenmiş durumda.Avrupa'daki Türk toplumunun yarısı kadın, yarısı erkek. Bu denge sağlıklı bir nüfus yapısı olduğunu gösteriyor.
Gymnasium'da kız öğrencilerin sayısı erkek öğrencilerin sayısından fazla. Kız öğrencilerin başarısının erkek öğrencilerden fazla olması sevindirici.
Kadınların yıllardır çektiği sıkıntı göz alına alınınca kadınların olumlu ayrımcılık yapmak gerekiyor.


Kadınlarımızın girişimcilik yönü de zaman içinde büyük gelişme gösterdi. Almanya'da girişimci Türklerin %30-35'i kadınlardan oluşuyor.  Önceleri Türk kadını deyince temizlikçilik akla geliyordu. Ama artık girişimciler arasında da oldukça önemli oranda kadın var. Türk kadını artık girişimcidir diyebiliriz.

Daha fazlasını dinle:
Atilla Doğan 
.........................................................
Yurtdışındaki gençlerin meslek öğrenimi süreci ve günlük yaşamda karşılaştığı sorunlar

Mete ATAY
Mete ATAY – Almanya/Bonn
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Yayından:
"Almanya meslek eğitiminin en iyi yapıldığı ülkelerden biriydi, fakat son yıllarda büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Son yıllarda burada okuyan, burada büyüyen çocuklara bile meslek eğitimi sonrasında iş bulma sorunu oluyor. Bu göçmen kökenli gençler için daha büyük bir sorun. Bazı işyerleri Alman gençleri tercih ediyor. Bu da Almanya'nın meslek öğrenme sistemi iyi olsa da herkese iş bulma  konusunda yardımcı olamayınca bir anlamı kalymıyor.
Almanya'nın göçmen kökenli gençlere ihtiyacı var, ancak dezevantajları var. İkidilli doğmuş olmaları bir avantaj iken bunu geliştirecek eğitimden yoksun oluyorlar.
Göçmen kökenli gençler 100'den fazla yere müracaat edip iş bulamıyorsa büyük bir sorun var demektir.Göçmen gençlerle ilgili ön yargıların artık kalkması gerek. Göçmen gençler polise karşı güvensizdir. Bu yüzden bir kavga sonrasında mağdur da olsalar polise gidip şikayetçi olmak istemiyorlar."


Daha fazlasını dinle:








Yabancı bir toplumda ergen olma, kimlik sorunu


Seda Haran
Uzman Psikolog



Yayından:


"Gençler yeni toplumda hangi davranışlarıyla kabul edilecek?
 Acaba anne babası bu özellikleri benimseyecek mi. Çocuklar bir ikilemde kalıyorlar.
Anne baba ergenlikle birlikte çocuklarına karşı tutumları değişiyor. Özellikle kız çocuklar için dışarı çıkması, akşam saatlerine kalması sorun oluyor. Bu anlamda diğer toplumla kaynaşması, sosyal hayata katılması zorlaşıyor. Ergen için en önemli şey kendi kimliğini geliştirmek. bu sırada anne babanın değil arkadaşların, akranların beğenileri öne çıkıyor.
Anne babayla fazla zaman geçirmek istemiyor, akran gruplarıyla birlikte olmak istiyor.
Su durumda ailesiyle çatışmaya girebiliyor. bazı babalar bu dönemde daha fazla denetim sağlamak istiyor, şiddete başvurabiliyor. bu durumda gencin kendisini daha iyi hissedeceği çete gibi topluluklara yönelmesi söz konusu olabiliyor."

Daha fazlasını dinle:
Seda HARAN 

25.05.2012

Dünya Hali - 25 Mayıs 2012 Cuma


Öğretime Bakarken, Eğitimi Göz ardı Etmeyelim
Birilerinin eğitiminden söz edildiğinde merak ettiklerimiz; hangi okula gidiyorsun ya da hangi okuldan mezun oldun gibi öğretimine ilişkin sorulardır. 

Şüphesiz okula gitmek, öğretim görmek ve sonunda bir diploma alma faaliyeti de bir eğitim etkinliğidir. Ancak doğumdan ölüme ve her dakika, her saat ve her gün isteyerek (planlı)  ya da kendiliğinden (plansız) öğrendiklerimiz de günlük yaşamı kaliteli sürdürme yönünden  çok önemli. 

Türk kökenli göçmenler başta olmak üzere, kimi göçmen kökenliler yerleştikleri ülkelerdeki kültüre ait birikimin ne kadarını öğrenebilmekteler? 

Ya da diğer yönden bakılırsa, göçmen kökenli ailelerden gelen yeni nesiller, köklerine ait kültürün birikiminin ne kadarına sahipler? 

Dr. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi 


Yayından:
Eğitim denilince bitirilen okullara bakıyoruz, ancak orada yapılan aslında öğretimdir.
Bir de hayat var ki okulda öğrendiklerimiz orada ortaya çıkar. Eğitim davranışlarımızda ortaya çıkan değişiklikler şeklinde yansır.
Trafiğe çıkarken kemer takmamız gerektiğini okul öğretir, ama araca bindiğimizde kemer takmak bir davranış olarak yerleşmişse eğitim gerçekleşmiştir.
Göçmenlerin hayatı Türkiye'deki yaşayanlara göre biraz daha farklı bir hayatı var. Gittiklerinde yerleştikleri ülkenin kültürüyle karşılaşanlar var bir de o kültürün içine doğanlar var. İlk grup o kültürün değerlerini almada sıkıntı çekebiliyor. İkincisi ise doğduğu ülkenin kültürünü benimsemiş ancak ana babanın kültürüyle bir yabancılaşma var.
Eğitimi göz ardı etmeyelim diyoruz çünkü bu okulda öğrenilmiyor.
Birinci kuşak veya evlilik yoluyla gelen sıfırdan başlayanlar var."


Daha fazlası için dinle:
Atilla Doğan

Türklerin yaşadıkları topluma entegrasyon sorunları: ait olma ve kimlik korumaya ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri

Seda HARAN
Uzman Psikolog



Yayından:
"Türkler dev bir sanayi toplumunun ortasına düştü.
Korsal kökenli insanlar ailelerini de geride bırakarak gelmişlerdi.
O dönem çok büyük sorunlar yaşandı. Gelişmiş bir sanayi toplumunun ortasında çeşitli dramlar yaşandı.


Eğitimsiz oldukları, kalifiye olmadıkları için en zor işleri yaptılar. Aslında o topluma entegre olmaya gitmişlerdi ama, sürprizlerle karşılaştıkça kendilerine kabuk örmeye, kabuklarını sertleştirmeye başladılar.
En önemli sorun dil sorunu olarak karşımıza çıktı. Dil bilmemek maalesef kısmen de olsa devam eden sorunlara yol açıyor.
Bir kısım bu zorluklara rağmen başarılı oldular. Bir kısmı ise toplumdan uzaklaşarak kabuklarına çekildiler. 
Bence ilk kuşak önce kayboldu, sonra tekrar kendini buldu ve kimlik oluşturmaya başladı. 
Irkçı tutum, ayrımcılık, önyargılar, bilgi eksiklikleri onları çok zor durumda bıraktı. Türkler de kendilerini çok iyi anlatamadı. İçlerinde hatalı davrananlar, kurallara aykırı hareket edenler de oldu. Bu kötü örneklerden yola çıkarak genellemeler yapıldı.
Önemli olan Alman toplumunun hoşgörüsüydü.
Düşüün aileye bir bebek geldi. Bu bebeği nasıl karşılıyorsunuz? Ağlamasına, gürültüsüne rağmen sevgiyle karşılıyorsunuz. O bebek de aileye ait olduğunu hissediyor.
Bir yabancı topluma giden bir kişi için de böyle bir kabullenme söz konusu. Göçmen kendisine kucak açıldığını görürse kendisini oraya ait hissetmeye başlar.
Aidiyet hissini bulamayan Türkler kendileri arasında paylaşıma gitmiş, birbirlerine sarılmışlardır.
Türkler artık biraz daha kendilerine güveniyorlar. Kendilerine güvensinler. Çok güzel şeyler yapabilirler. Ayrımcılık ve önyargılar kendilerini yıldırmasın. Özellikle ergenlik çağındaki bireyler için bu daha fazla sıkıntı yaratıyor. 
İyi örnek olabilecek gruplarla ilişki kurmakta yarar var."


Daha fazlası için Dinle:
Seda Haran
Programın tamamını dinlemek için:
Dünya hali - 25 Mayıs 2012 Cuma

6.04.2012

Dünya Hali - 06 Nisan 2012 Cuma













3 Nisan 2012 Salı günü Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset araştırmaları Merkezi (HÜGO) tarafından düzenlenen Dönüşen ve Dönüştüren Ulusötesi Göç: Avrupa Türkleri konulu sempozyumun ardından


Avrupa'da Türkiye kökenliler nasıl bir gelecek hedefliyorlar?
Kula:"Her kültür çok kültürlüdür." "Salt toplumun beklentilerini yerine getirse asla birey olamaz. Salt bireyselliğini vurgulasa asla toplumsal varlık olamaz."


Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü



Yayından:
"Türkiye kökenliler Alman toplumunun kültürel rengini çok etkilediler. Bizim kültürümüzü oluşturan renkler Almanya'adaki kültürel yapıya girdi ve rengini değiştirdi."

"Her iki ülkenin yetkilileri insani olarak soruna yaklaştığında, orada yaşayan insanların yaşamlarını kolaylaştırmaları gerektiğini görürler."



Onur Bilge Kula'yı dinle (18'14")















Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Öğrenci Seçme Sınavına katılmak isteyen lise veya dengi okul mezunu öğrenci adaylarına yönelik;



 Öğrenci Seçme Sınavı, 
Sınavsız Geçiş, İkinci Üniversite başvuruları bu yıl online yapılıyor.  





Dr. Atilla Doğan başvuru ve programlar hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 
   Yayından:
''Türk toplumunun bazı sorunlara karşı nasıl bir tepki oluşturması lazım nasıl yapması lazım ? Buda sert tepki değil daha aksine daha fazla eğitim alanında sosyal aktiviteler de yer almak yaşadığınız ülkenin dilini kültürünü daha iyi öğrenmek lazım en iyi tepki böyle olur. Avrupa ' da ki Türk dünyasına hizmet veriyoruz diyoruz ama biz  Türkiye ' ye gönül vermiş insanlara eğitim hizmeti veriyoruz. İlköğretimde Yüksek eğitime kadar her alanda eğitim veriyoruz. 30 Nisana kadar süremiz var başvuru yapılması için. Şu anda online hizmet vermeye başladık. Ön lisans programları var bunlar 4 , lisan programları bunlar 8 dönemlik eğitimlerimiz var. Bizler istersek 2. üniversiteye sınavsız kayıt olabiliyoruz.  son zamanlarda Türkiye'de üniversite okuma arzusu var. Biz de duvarsız eğitim fırsat eşitliği sunma mutluluğunu da yaşıyoruz. Eğitimi geliştirmek için okula gitmek şart değil online sistemler gelişti teknoloji gelişti. Fransa 'da Paris yada diğer ülkeler de dahil Anadolu Üniversitesi sınavları aynı anda yapabiliyor. ''                                           




Dr. Atilla Doğan başvuru ve programlar hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 













Panik bozukluğun tedavisi ve sıkça sorulan sorular

Seda Didem Erken
Psikolog

'' Panik atakta Öncelikle kontrol altına alınabilir, panik atak korkusunu düşünmemek.Zamanla psikolojik sorunları gidermek Panik bozuklukta 2 temel araç var birincisi ilaç ikincisi terapi. Bunaltı ve kaygı durumlarını önlemek yalnız kalabilmek paniği önemsememek. Panikten dolayı eski hayatın normalleşmesi Hiçbir panik belirtisi olmadan tedaviye devam edilmesi gerekiyor. Tekrarlaması adına biraz devam edilmeli. Bozukluk kanısı varsa ilaç kullanmak gerekiyor. Bazen insanlar ilaç kullanmak istemiyorlar fakat ilaç kullanmak şart. İlaç kullanmak yanı sıra hekimle hasta olan kişinin arasında danıştığı kişiyle iyi iletişim kurması gerekiyor''


Programın tamamını dinle:
06.04.2012 DÜNYA HALİ_562''

Programın tamamını dinle:











































5.04.2012

Dünya Hali - 30 Mart 2012 Cuma

Türk-Alman Bilimsel İşbirliği Forumu

15-17 Mart tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen Türk-Alman Bilimsel İşbirliği Forumu
Doç. Dr. Erol ESEN
Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) Müdürü



Türk-Alman Bilimsel İşbirliği forumu Göçün 50. Yılının ardından Türkiye-Almanya ilişkileri
Dr. Can ÜNVER
TÜRKSAM Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı



AKVAM tarafından düzenlenen forumla ilgili daha fazla bilgi için tıklayın 

XErol Esen ve Can Ünver'i dinle



Panik Bozukluğu olanların düşünce ve davranış özellikleri
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi 

XSeda Didem Erken'i dinle

X30.03.2012 DÜNYA HALİ_599


Dünya Hali - 23 Mart 2012 Cuma


1-Belçika’daki Türk vatandaşları 3 aydan daha uzun süre ülke dışında kaldığında oturma izni sorunuyla karşılaşabiliyor…
Nihat Dursun - Charleroi /Belçika
Belçika Charleroi Belediyesi
Sosyal ve Kültürel İşler Koordinatörü





Nihat Dursun'u dinle 






















2-Türkü Pınarı
Türkü ve Şiir Akşamı öncesinde Almanya’da Türklerin müziği ve şiiri

Sıddık Doğan
Ertekin ÖZCAN

Sıddık Doğan-Ertekin ÖZCAN'ı dinle

 
2-Panik bozukluğun nedenleri
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi 

Seda Didem Erken'i dinle

X23.03.2012 DÜNYA HALİ_556


Dünya Hali - 09 Mart 2012 Cuma

Göçmen ailelerin karşılaştığı sorunlar
Mete ATAY – Almanya/Bonn
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Mete Atay'ı dinle
Şiirlerde göç…
Dr. Ertekin ÖZCAN
Almanya Veli Dernekleri Onursal Başkanı

Ertekin Özcan'ı dinle
Anksiyete
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Seda Didem Erken'i dinle

Dünya Hali - 24 Şubat 2012 Cuma

Belçika’da Türkler ve Türk basını
Serpil Aygün
Belçika’nın Ayda bir yayınlanan Türkçe Gazetesi Binfikir’in Genel Yayın Yönetmeni

Serpil Aygün'ü dinle
Belçika’da Türk varlığı ve Türk basını
Hüseyin Dönmez
Internet haber gazetesi gundem.be Genel Yayın Müdürü

Hüseyin Dönmez'i dinle
Anksiyete ve belirtileri
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkez

Seda Didem Erken'i dinle
X 24.02.2012 DÜNYA HALİ_544

Dünya Hali - 10 Şubat 2012 Cuma

1-Avusturya'da eğitim sistemi ve öğrencilerin orta dereceli okullara yönlendirilmesi
Ayşegül Salfinger SALZBURG/AVUSTURYA
Sınıf Öğretmeni

XAyşegül Salfinger'İ dinle

Ayşegül salfinger

2-Savunma Mekanizmaları
-Yadsıma
-Yansıma
Seda Didem ERKEN
Psikolog
Yankı Psikolojik Danışmanlık Merkezi













XSeda Didem Erken'i dinle