Can Ünver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Ünver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.04.2013

Dünya Hali - 3 Nisan 2013

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin tutumu ve
Toplum yaşamına her alanda katılım …

NSU cinayetlerinin görüleceği Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin duruşmaları izleyecek basın mensuplarına getirdiği sınırlama.  
Gazeteci gözüyle Almanya’da politik yaşam ve göç kökenlilerin politikadaki yeri
Göç kökenlilerin göçmenlikten yurttaşlığa geçişinde politika…
Çifte vatandaşlık ve demokratik katılım

  
Ahmet KÜLAHÇI
Hürriyet Avrupa Yazarı

Yayından:
"Almanya’daki Türk varlığı 50. yılını doldurdu. İnsanlarımızın çok büyük bir bölümü buralı oldu.
2000 yılından itibaren burada doğan insanlarımız otomatikman Alman vatandaşlığını almakta.
Fakat ne yazık ki bu konuda bir talihsizlik var. 18 ile 23 yaşları arasında tek vatandaşlıkta karar kılmak zorundalar.
Bunun değişmesi için politik partiler bir takım çaba göstermekte. Özellikle muhalefet partiler, 18 ila 23 yaşları arasında tek vatandaşlıkta karar kılınmasının kaldırılmasını istiyorlar.
Umarım iktidar değişikliği halinde bu mümkün olabilir.

Artık Almanya’daki insanlar gerçekten buralı. Toplumsal yaşamın her alanında buralı.
Almanya’da 800 bin civarında Türk kökenli seçmen var.
Politik partilerde en yüksek düzeyde yönetici konumunda Türk kökenli insanlar var.
Ben inanıyorum ki Türk kökenli insanlar önümüzdeki yıllarda daha ağır olarak politikada da yerlerini alacak.
Bu insanlar elbette Almanya’nın milletvekilleridir ancak göçmen konusunda, göçmenlerin hakları konusunda bu insanlar daha fazla duyarlılık göstermekte.
Önerileriyle parti arkadaşlarını ve diğerlerini ikna etme olasılığı daha fazladır.
O nedenle ben buradaki Türk ve göçmen kökenli politikacı sayısının önümüzdeki dönemlerde artacağına gönülden inanıyorum."



Dr. O. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları 

Yayından:
"Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırma Merkezi’nin Almanya başta olmak üzere bir çok ülkede yaptırdığı yeni bir anket var.
Bu anketin ilk sonuçlarına baktığımızda, yurt dışında yaşayan Türklerin öncelikle Türkiye siyaseti ile meşgul olduklarını görüyoruz.
Bu zaman içerisinde değişmesi gereken bir şey.
Yani içinde yaşadığı ülkenin, içinde yaşadığı toplumun, karar verme süreçlerine müdahil hale gelecek konumda olmak lazım. Bunun içinde bir şekilde siyasete katılmak gerekir.

Siyasete katılmak ille de en üst düzeyde olmayı gerektirmez.
Önemli olan demokratik yaşamın çeşitli alanlarında kendilerini hissettirmeleri.
Bu bir dernek de olabilir, Belediye meclisi de olabilir.
Siyasi derneklere gidip üye olunması gerekir.
Siyasi partilere üye olmak lazım, siyasi partilerde görev almak lazım.
Artık kendini içinde yaşadığı toplumun bir parçası olarak hisseden Türkler açısından bunlar birer görevdir.
Bunları yapmak zorundalar. Yapacaklardır da. Ben buna inanıyorum."


Programı dinleyin:

1. Bölüm - Süre: 21'49"
2. Bölüm - Süre: 23'17"
Programın tamamı - Süre: 50'49"


Ahmet Külahçı'nın konuyla ilgili yazısı:
Schleswig’de oluyorsa Münih’te neden olmasın

20.03.2013

Dünya Hali - 20 Mart 2013

Arif Ünal
Almanya Türk toplumu açısından siyasal yaşam ve katılım 

Siyaset algılamaları
Örgütlü ve örgütsüz katılım
Makro ve mikro düzeylerde katılım
Yerel ve federal düzeyde katılım



Arif Ünal 
Kuzey Ren Westfalya Eyalet Milletvekili
(Yeşiller Partisi)


Yayından:
"Almanya'nın federal yapısından kaynaklı bir karışıklık söz konusu.
Yeşiller'in oluşturduğu bir hükümet şuan iş başında.
Şu an bütçe tartışmaları söz konusu.
22 Eylül 2013 de federal seçimler yapılacak.
Dolayısı ile politik konjonktür daha çok federal seçimlere yönelik çalışmalara odaklanmış durumda.
Eyaletler düzeyinde günlük işlerimizi yapmaya çalışıyoruz.

"Seçimlere hazırlık süreci hemen hemen her tarafta olduğu gibi burada da aşağı yukarı 1 yıl öncesinden başlıyor.
Seçim yasasına göre belirli prosedürleri yerine getirmek gerekiyor.
Üye toplantıları yapmak, milletvekili adaylarını demokratik biçimde seçmek, bunların gerekli formalitelerinin yerine getirilmesi ve paralel olarak da seçim programlarının hazırlanması süreci çok yoğun geçiyor.
Seçim çalışmaları son 3-4 hafta arasında yoğunlaşıyor.
Türkiye'de bizim alışık olduğumuz seçim havası burada yaşanmıyor.
Afişler toplantılar oluyor ama seçim 24 saat maalesef insanların gündemine girmiyor.
Bu yüzden eyalet ve yerel seçimlere ilgi de gittikçe azalıyor.
En son seçimlerde %65 oranındaydı seçime katılım oranı. 
Yani seçimlerde halkın büyük bir bölümünde ilgisizlik söz konusu burada."



Doç. Dr. Murat Erdoğan 
Hacettepe Üniversitesi


Yayından:
"Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Biz şuan Avrupa'da bir araştırma yapıyoruz. Bu araştırma devam ediyor.
Önümüzdeki seçimlerden itibaren Türkiye seçimleri için de yurt dışında bulunan vatandaşlarımız bulunduğu ülkelerde oy kullanabilecekler.
Buradan hareketle biz bir soru sorduk ve sonuçları geldi.
Almaya'da ki bir seçimde oy kullanmaya gitmeye ne kadar heveslisiniz, ya da Türkiye'deki seçimlerde oy kullanmaya ne kadar heveslisiniz diye sorduk.
Türkiye'deki seçime ilginin 2 kat fazla olduğunu gördük.
Almanya'daki seçime yaklaşık %20-%25 civarında bir katılım olacağı söylenirken bu oran Türkiye'deki seçimler için %40'ın üzerinde.
Bu uzun uzun üzerinde düşünülmesi ve analiz edilmesi gereken bir şey."


Dr. O. Can Ünver 

Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:
"Göçmen kökenliler arasında artık katılımcı ruhun gelişmiş olması lazım.
Bir çok yerde imza kampanyası yürütüyor durumda göçmen dernekleri.
Çifte vatandaşlık yasasının gelmiş olması siyasete daha fazla katılmayı mümkün kılacaktır.
Avrupa birliği ülkesinden gelmediği için 33 yıldır Köln'de yaşayan bir Türk vatandaşı Köln Belediye Başkanı seçiminde oy kullanamazken, 3 ay önce Köln'e gelen Bir Belçika vatandaşının bu seçimde oy kullanabiliyor olması skandaldır.
Böyle bir şey olamaz.
Bunları yavaş yavaş ortadan kaldıracak bir yaklaşım, anlayış değişikliğini en azından biz Türkiye'den baktığımızda ümitle bekliyoruz."


Dinle 1. Bölüm Süre: 30'15"
Dinle 2. Bölüm Süre: 15'10"
Dinle: Yayının tamamı Süre: 51'15"

13.03.2013

Dünya Hali - 13 Mart 2013

Toplantıya Katılanlar Anadolu Üniversitesi'nin 
Köln'deki Batı Avrupa Bürosu önünde
Avrupa’da Türkçe öğretimi yeni bir kavşakta

T.C. Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı,  Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, TRT- Okul Kanalı, Ankara Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nin  paydaş olduğu ‘’Yurtdışındaki Türklere Türkçe Öğretimi’’ projesinin amaç ve kapsamı...
Türkçe öğretimi için benimsenecek yöntemler...
Yurtdışındaki  Türk kitlesine eğitim-öğretim amacıyla en hızlı ve etkili  ulaşabilmenin yolları...

Dr. Dilek Yankaya
Türkçe öğretimi proje koordinatörü

Yayından:
"Hem mesleki açıdan hem kültürel açıdan Türkiye'ye ilgi giderek artıyor.
Türkiye'de çok ciddi bir ekonomik büyüme, bir dinamizm, bir canlanma görülüyor.
Dolayısı ile Türkiye'ye ilgi artıyor.
Gençlerin daha iyi konuşabilmesi için, daha çok Türkiye'ye gidip gelmeleri ya da burada yer almaları için bu projenin çok önemli bir yeri var.
Avrupa parlamentosunun Türkçeyi öncelikli öğretecek diller arasına almış olması projenin derlenmesinde büyük kolaylık sağlayacak.
Bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum."


Dr. A. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü

Yayından:

"Türkçe öğretiminin en büyük sorunlardan biri olduğu biliniyor.
Avrupa'daki Türklerin ve Türk olmayanların Türkçeyi öğrenme isteğini karşılamak amacıyla Anadolu üniversitesi çatı kuruluş olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Bu çok önemli bir sorunun çözümü için, Türkiye'nin çok önemli bir kurumunun, Türkiye'nin diğer önemli kurumlarıyla iş birliği yaparak, artık bu işin bir sahibi olduğunu belirleyen bir girişimin ilk adımları atıldı.
Gerçekleştiği taktirde yurt dışındaki Türklerin ve aynı zamanda Türkçe öğrenmek isteyen herkesin başvurabileceği, kaliteli, tüm eğitim öğretim sistemlerinin kullanıldığı bir hizmetin arefesindeyiz diyebilirim."

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Yayından:
"40-50 yıldan beri Türkçe için Türkiye için çok şey yapıldı ama bunlar hep kopuk kopuk olan çalışmalardı.
Sorunlar bir bütün olarak değil parça parça ele alındı, bu parçalar birleştirilemedi.
Yapılan toplantıda ben büyük bir kararlılık gördüm. o yüzden projeden çok umutluyum.
Son yıllarda Türkiye'nin ekonomisi çok büyüdü. Dünyada da siyasi ağırlığı artıyor.
Bu tek başına yetmez birde kültürle desteklenmesi gerekiyor. Bu ihtiyaç da giderilirse alınacak kararlar daha iyi hayata geçecektir diye düşünüyorum."


Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:
"Türkçe konusunda geride kalan 50 yıl içerisinde epey zaman kaybettiğimiz kanaatindeyim.

Özellikle okul eğitimi çerçevesinde bir takım sonuçlara ulaşılmaya çalışıldı.
İlk kez böyle kurumsal olarak bir adım atıldığı gözüküyor.
Anadolu üniversitesinin Türkiye'de çığır açan bir konumu var.
Koşullar şimdi daha oluşmuş gibi gözükmekte.
Açık lise açık üniversite derken şimdi böyle bir altyapı ile diğer kurumlarında katkısıyla Türkiye bu işte önemli bir adım atmış vaziyettedir.
Bunu kabul etmek lazım.
Dilimizi öncelikle Türklere, yeni kuşaklara en iyi şekilde öğretecek duruma geliyoruz bu projeyle.
Onun ötesinde Türk olmayanlara bu dili öğretmeye başlıyorsak bu büyük bir gelişmedir."



Yayını dinleyin:
1. BÖLÜM - Süre: 24'31"
2. BÖLÜM - Süre: 10'12"
3. BÖLÜM - Süre: 10'46"
YAYININ TAMAMI: Süre: 50'14"

13.02.2013

Dünya Hali - 13 Şubat 2013

Kalmak mı zor, dönmek mi?



Almanya’ya giden Türk vatandaşlarının Türkiye’ye dönüşleriyle ilgili sorunlar

·         İkinci vatanda kalmak mı zor, anavatana dönmek mi?
·         Almanya’da bulunuş uzun bir misafirlik mi, yerleşikliğe geçiş mi?
·         Dönmek isteyenlerin dönme nedenleri?
·         Kalmak isteyenlerin kalma nedenleri?
·         Dönenler için Türkiye cennet mi?
·         Almanya’ya yerleşenler için dönmek düşüncesi tamamen sona eriyor mu?

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Yayından:

"Bu evrensel alanda göçler giderken planlı programlı oluyor. Gidiş bileti alınıyor ama dönüş biletleri açık oluyor.
İbre nereyi gösteriyor diye sorarsanız bence Almanya’yı gösteriyor.
İnsanlarımızın büyük bölümü Almanya’da kalmak zorundalar.
Bunun değişik nedenleri var.

Göçün değişik nedenleri var.
Göç ilk gelen insanların gönüllerinde taşıdıkları hayal ettikleri bir istekti.
Buradaki bütün fedakarlıklarını hep bu göçün sonundaki emekleri için ya da dönüşleri için saklıyorlardı.
Ama zaman içerisinde bu böyle olmadı.
Bu göç alan ve göç veren ülkelerdeki hem cazibe hem iticilik dengelenemiyordu.
Ekonomik nedenler, yapılan ayrımcılık ve dışlamalar o ülkeyi itici kılan sebeplerden bazıları.
"


Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Yayından:

"Göçün dönüşü evrensel olarak zor bir şey.
Ülke içinde de böyle. İnsanlar kendi köylerinden kendi semtlerinden ya da kendi kentlerinden ayrılıp belli bir süre başka bir yerde yaşadıklarında kolay kolay geri dönmüyorlar.
Yapılan araştırmaların çoğu geri dönüşü kadınların engellediğini gösteriyor.
Kadınlar gittikleri yerde kalmayı tercih ediyorlar.
Yakın zamanda yeni bir çalışmamız olacak.
Yurt dışında bizim kendi insanlarımıza bu konuyu soracağız.
Nedir motivasyon unsuru, ne yoğunlukta dönülüyor, itici ve çekici faktörler neler onun üzerine konuşacağız.

Son dönemde Avrupa’da yaygınlaşan yabancılara yönelik saldırılar var.
Çünkü onlara bir rol biçilmişti ve o rolde fabrikalarda işçi olarak ya da evlerde temizlikçi olarak çalışmaktı.
O insanların bu statüden çıkıp gerçekten toplumun saygın kurumlarında saygın pozisyonlarda görev alıyor olması yerleşik toplumlarda rahatsızlık yaratabiliyor.
Böyle bir sosyal kıskançlık olayının ortaya çıktığını ve onların biçtiği rol modelinin dışına çıkmanın yadırgandığını biliyoruz."

Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:

"
Genelde düzenini kurmuş belirli bir yaşa ulaşmış insanlar geri dönmek istemiyorlar.
Onlar 2 ülke arasında yaşamayı tercih ediyorlar. Bu güzel bir şey.
Yazları Türkiye’de kışları Almanya’da geçiriyorlar.
Son bir kaç yılda Türkiye’de ekonomik cazibenin artması,
Almanya’da veya Avrupa’nın diğer ülkelerinde ırkçılık dışlanma gibi sorunlarla karşılaşılmış olması,
özellikle yurt dışında doğmuş büyümüş yüksek öğrenim görmüş gençlerin Türkiye’yi tercih etmesine yol açıyor."


DİNLE: Dünya Hali 1. Bölüm Süre:  21'
DİNLE: Dünya Hali 2. Bölüm Süre: 24'50"

4.02.2013

Dünya Hali - 06 Şubat 2013


Farklı kuşak göçmenler ve sorunları
Farklı kuşaklar ve yaşadıkları toplumla ilişkileri
Göçmenlerde kuşaklar arası çatışma
Karma evlilikler ve aile yapısında değişimler
Sosyal, kültürel farklılıkların değişimdeki etkileri


Birsen Taşpınar
Psikolog

Sümeyye AKSEL
Sosyolog

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı


Birsen Taşpınar

Yayından:

"60l'ı yıllar döneminde gerçekleşen iş göçü daha sonra aile birleşimi ile devam etti.
Daha sonra yıllarca anne ve babalar tek başına bir mücadele verdiler.
Genelde toplumda çok fazla yardım almadan aile kurumlarıyla baş başa kaldıklarını fark ettik.
Kırsal kesimden gelen anne babalar bireysel bir topluma gelince bocalama yaşadılar.
Çocuk eğitimini gerçekleştirmeye çalışırken nasıl bir çocuk eğitimi gerçekleştireceği konusu hakkında belirsizliklerle karşı karşıya kaldılar.
Şimdiye bakarsak gençler hala yabancı olarak nitelendirilmesinden rahatsız oluyorlar.
Son yapılan bir araştırmada, konut arayışında eğer bir randevu talep ediyorsanız ve Türk'seniz %30 imkanınız oluyor randevu talep etmekte.
Ancak Alman vatandaşıysanız %70 şansınız oluyor randevu talep etmek için.
Bunlar çok çarpıcı istatistikler."


Sümeyye AKSEL


Yayından
"Vatandaşlarımızın kendi kendilerini göçmen olarak tanımlıyorlar.
Ancak bu göçmen kavramı göç süresini kapsıyor. Göç ilk nesli kapsayan bir kavram.
Burada doğan çocuklara göçmen kökenli deniliyor. Buda kavramsal karmaşıklığı beraberinde getiriyor."


Dr. Can Ünver


Yayından
"Göçmen olarak bir toplumda yaşayan insanın dış çevreden etkilenmemesi mümkün değil.
Her toplumda herkes dış çevreden etkilenir ancak burada biraz daha şiddetli. Çünkü bir dışlama söz konusu.
Dışlamanın olduğu bir yerde, kabul kültürünün olmaması, vatandaşlarımızın sürekli göçmen olarak nitelendirilmesi, çatışma dediğimiz olguyu belirgin hale getiriyor.
Böyle olunca insan kendi konumunu sorguamaya başlıyor.
Göçmen ya da göçmen kökenli olarak adlandırılan insanın çevresiyle barışık, ama öncelikle kedisiyle barışık yaşaması zor.
Çünkü sürekli yüzlerine vuruluyor. Siz farklısınız, yabancısınız, değişiksiniz, ötekisiniz deniliyor.
Bu yapıldıkça da insanın barışıklık içinde, huzur içinde, mutluluk içinde yaşaması güçleşiyor."


Doç. Dr. Murat Erdoğan


Yayından:

"Ötekileştirme bir yandan da iyi bir şeydir.
Neyi ötekileştirdiğinize ve nasıl ötekileştirdiğinize bağlıdır.
Mesala biz Avrupa'da Türk toplumunun bazı olumlu özelliklerini bir araya getiriyoruz işte size Türk toplumu diyoruz.
Kendi kendimizi ötekileştiriyoruz ve bununla gurur duyuyoruz.
Hatta buradan hareketle de o kültür gurubunun kendi içerisinde yenilenmesine ve korunmasına alan açmış oluyoruz.
Yani savunma halinde ötekileştirme farklı bir şey kendini gerçekten bir yere koymak başka bir şey oluyor.
Devlet politikası olarak sizi ötekileştirme üzerinden ayrımcılığa tabi tutuyorlarsa orada isyan etmek lazım, orada dur demek lazım.
Onun dışında kültürel bir ötekileşme zaten aidiyetlerin ayrılmaz bir parçası."

DİNLE: 1. Bölüm 30'
DİNLE: 2. Bölüm

25.01.2013

Dünya Hali - 30 Ocak 2012


 Farklı kuşak göçmenler ve sorunları
Farklı kuşaklar ve yaşadıkları toplumla ilişkileri
Göçmenlerde kuşaklar arası çatışma
Karma evlilikler ve aile yapısında değişimler
Sosyal, kültürel farklılıkların değişimdeki etkileri

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü


Yayından:
"Son 10-20 senedir artık insanlarımız orada kalıcı olduklarının farkındalar.
Kalıcı olan insanlarında bu toplumda daha çok bir uyum içerisinde olması beklenir.
Bu da o toplumun bütün yaşam alanlarının içerisine girmekle mümkün oluyor.
Bu alanlara girdiğiniz andan itibaren de bu sefer kendi ailenizle kopukluğu daha radikal bir biçimde yaşıyorsunuz.
Çelişkili ve zor bir durum.
Bizim yurt dışında yaşayan Türkler'in, temel olarak hala aileleri ile ilişkilerini sağlayan önemli bir faktör Türkiye ile olan bağlantıları.
Ciddi bir sevgileri var. Müthiş bir duygusal bağlılıkları var.
Bunun ötesinde evlerindeki televizyonlar üzerinden Türkiye'nin gündemini takip edebiliyorlar ve Türkiye'nin normal formatına çok yakın bir yaşam biçimine alışkınlar.
Koruyucu etki yapıyor diyebiliriz.
Ancak yakın zamanda çok zorlaşacağını söyleyebiliriz.
Şuan Türkçe konuşan gençler her geçen gün daha da azalıyor, konuşmakta daha da zorlanılıyor, hatta bazıları bunu duygusal hale getiriyorlar ve konuşmaktan utanıyorlar," çekiniyorlar. 
Böyle olunca da daha fazla köreliyorlar.


Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Yayından:
"Yarım asırdan fazla bir zaman oldu bizim iş göçü göçmenlerimiz ilk kez yurt dışına gittiklerinden bu yana.
İlk gittikleri zamanda bunlar genç, evli olmayan ve erkek işçilerdi.
Zaman içerisinde aileler getirildi, çocuklar oldu nüfus farklılaşmaya başladı.
Dolayısı ile farklı kuşaklar durumu ortaya çıktı.
Bir kaç yıllığına gidip sonra geri dönülseydi ve yerine yenileri gitseydi belki böyle bir sorunla karşı karşıya kalınmayacaktı.
Aslında ilk başta plan öyleydi.
Kabul eden ülkeler açısından sadece iş gücü olarak kabul edip getirip çalıştırıp daha sonra rotasyon gibi düşünceler vardı.
Ancak bu düşüncelerin hiç biri tutmadı.
İlk başta gidip çalıştıkları fabrikaların lojmanlarında kalanlar daha sora ayrı eve çıktılar.
Türkiye'deki siyasal ve sosyal çalkantıların da etkisi ile aslında belki getirmeyi düşünmedikleri aile fertlerini yanına aldılar."

DİNLE: Murat Erdoğan, Can Ünver

23.01.2013

Dünya Hali - 23 Ocak 2013


“Türkiye’den Almanya’ya Evlilik Göçü: Boylamsal Bir Niteliksel Araştırma“

Dünya Hali bu programda Doç. Dr. İlknur Yüksel-Kaptanoğlu tarafından gerçekleştirilen önemli bir araştırmayı ele alıyor.

Evlilik amaçlı göçlerin Türkiye’den Almanya’ya göçteki yeri
Evlilik göçü sürecinde yaşanan kişisel deneyimler,
Göç öncesi hazırlık dönemi
Göç sonrası gidilen ülkeye ve aileye uyum
Göç eden eşin bakış açısı
Göç alan eşin bakış açısı
Eşler karşılaştıkları koşulları nasıl algılıyor?
Sorunlarla baş etme yöntemleri neler?
Kurumsal düzenlemeler
Türkiye’de düzenlenen uyum kursları ne kadar yardımcı oluyor?
 İlknur Yüksel-Kaptanoğlu












Doç. Dr. İlknur Yüksel-Kaptanoğlu
Hacettepe Üniversitesi
Nüfus Etütleri Enstitüsü

Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

Doç. Dr. İlknur Yüksel-Kaptanoğlu

Yayından:
"2010 yılında 4 kişi ile başlattığımız çalışmalarımızı 2011 yılında, 1 yıllık süre içerisinde tamamladık.
Almanya'da özellikle son dönemlerde göçmenlerle ilgili ve evlilik göçü ile gelenlerle ilgili kamuoyunda bir çok tartışma vardı.
Yapılan sosyolojik araştırmaların bir çoğunda da Almanya'ya göç etmiş ve orada yaşayan insanların sorunları ele alındı.
O yüzden biz, göç etmeden önce, Türkiye'de ki  Almanya'ya gitmek isteyen eşlerin neler düşündüğünü merak ettik.
Büyük bir hevesle gitmek istemelerinin sebebi nedir, acaba bir kültürel bağ olması mı gibi sorulara cevap bulmak için yola çıktık.
Çalışmalarımız 4 aşamada gerçekleşti.
İlk görüşmemizde hayat hikayelerini anlamaya çalıştık ve eşlerini nasıl tanıdıkları konusunda bilgi aldık.
İkinci görüşmemizde daha çok Almanca kurs ortamı ve göç etme hazırlıkları konusunda yoğunlaştık.
Daha sonra Almanya'ya dair ilk izlenimlerini öğrenmeye çalıştık.
Son olarak da nasıl bir uyum içerisinde olduklarını anlamaya çalıştık.

Biz burada teknolojinin çok büyük bir etkisi olduğunu gözlemledik.
Daha önceki yapıdan çok farklılaşan bir yapı söz konusu.
Eskiden aileler daha çok belirleyici ve karar vericiydiler.
Ancak cep telefonu ve internet üzerinden yapılan görüşmeler çiftlerin biraz daha bağımsız hareket edebilmelerine neden oldu."


Dr. Can Ünver

Yayından:
"Bu çok karmaşık bir olgu. Tek bir araştırma ile bütün sonuçları ele almak mümkün değil.
Almanya'da 2007 yılında getirilen dil zorunluluğu aile birleşmelerinde ciddi engeller ortaya çıkardı.
Bu işin insan hakları açısından eleştirilmesi gereken bir yönü ve ortaya çıkardığı sosyal sorunlar nedeni ile hem insanlar için hemde ülkeler için sıkıntı yaratan bir tarafı var.
Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın duruşunda düşüncelerinde farklılıklar olduğunu görüyoruz.
Önceden aile büyüklerinin evladım orada yalnız kalmasın, buranın kültürünü unutmasın düşüncesinden dolayı akraba evlilikleri oldukça fazlaydı.
Ancak buradan gidenlerin açısından baktığımızda olaylar biraz farklı.
Giden insanlar hem az tanıdığı bir kişiyle hayatını birleştirecek hemde bambaşka hiç tanımadı bir ortama adapte olmaya çalışacak.
Dolayısı ile son derece güç bir durum bu.
Engellerin çıkarılmasına insan hakları açısından karşı çıkıyoruz ama öte yandan da insanların böyle hazırlıksız gelmesi bazı sıkıntıları beraberinde getiriyor.
Hazırlanmak istense ne kadar hazırlanılabilir oda ayrı bir konu.
Bu şartlar altında evliliği sürdürmekte çok kolay değil.
Geçmişte bir çok erken boşanmalara, büyük bir hayal kırıklığı ile geri dönmelere ve ortada kalan çocuklara şahit olduk.
Bunları insan odaklı yaklaşımlarla çözmek mümkün.
Bu yüzden böyle bir araştırmanın var olmasını ben önemsiyorum."

 Dinle: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Can Ünver 1. Bölüm
 Dinle: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Can Ünver 2. Bölüm

16.01.2013

Dünya Hali-16 Ocak 2013

Ortak Akıl Platformu ve Sivil Toplum örgütlenmesi 


Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen (11-13 Ocak 2013 Antalya) "Ortak Akıl Platformu Çalıştayı" tamamlandı. 
Çalıştay'dan bir görünüm
TÜBİTAK'a bağlı TÜSSİDE'nin moderatörlüğünde gerçekleşen Ortak Akıl Platformu Çalıştayı’nda stratejik yönetim modelleri uygulandı. Çalıştayda ABD'den Japonya'ya, Bosna Hersek'ten Sudan'a kadar birçok ülkeden STK Temsilcileri, akademisyenler, medya kuruluşları temsilcileri ve toplumun farklı kesimlerinden vatandaşlarımız yer aldı. Çalıştaya ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarından da temsilciler katıldı. Antalya'da iki gün süren Ortak Akıl Platformu Çalıştayı çekilen aile fotoğrafının ardından sona erdi. 
Ortak akıl platformunun amacı neydi?
Türkiye son dönemde Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı vasıtasıyla yurtdışındaki vatandaşlarımıza yönelik neler yapmaya çalışıyor?
Sivil toplum gücünü nereden alıyor?
Yurtdışındaki Türklerin sivil toplum örgütlenmesinde hedef nedir?

Gazali Çiçek

Başbakanlık yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı
Kurumsal İlişkiler ve İletişim Daire Başkanı

Zerrin Konyalıoğlu 

Hamburg Veliler Birliği 2. Başkanı

Zerrin Konyalıoğlu teknik nedenlerle telefon iletişiminde yaşadığımız sorun nedeniyle sivil toplum örgütlenmesi konusundaki görüşlerini programımıza e-pota ile gönderdi:


"Yurtdışındaki Türkler artık kendi kimliklerin ve kültürlerin önemin farkında ve bu degerleri koruyup aynı zamanda bulundukların toplumun saygı değer bir parçası olmayı hedefliyorlar. Dernekler partilere neredeyse bir alternatif oluyor. Partilerin masaya yatırmadığı sorunları ele alabiliyorlar ama burada dernek çalışmalarına katılma amacı da çok önemli. Bazı dernekciler belirli konuları gündeme getirmek isterken baze dernekciler ise kendi şahıslarını gündeme getirmekte meşgul. Tüm dernekler üye adayları ve yaptıkları projeler ile masraflarını karşılar. Bu durumda, zaman zaman istemediğiniz projeleri uygulamak mecburiyetinde kalırsınız. Alman devleti ve vakıfların bir şekilde dernekler üzerinde uyum politikası uygulamaları var. Örneğin çifte vatandaşlık ile tek bir proje yok ama Alman vatandaşlığına ve Almanca öğrenme projeleri var. Burada illa vatandaşın arzu ettiği değil, daha çok devletin hedeflediği projeler uygulanıyor. Hamburg'da yabancılar tarafından kurulmuş yaklaşık 450 dernek var. Asıl diğer yabancı dernekler ile ortak adımlar atmak gerek. Çünkü yabancı olduğumuzdan ortak sorunlarımız da var. Sonuçta her dernek toplumsal ve siyasal açıdan yurtdışındaki vatandaş için bir destek olabilir."



Doç. Dr. Murat Erdoğan

Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Dr. Can Ünver

Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı


Gazali Çiçek


Yayından:

''Ortak Akıl Platformunu bir dizi çalışmanın sonrasında ortaya çıkmış bir çalıştay olarak tanımlayabiliriz.
Kurumumuz 2010 yılında kuruldu.
Kurulumuzun mevcut yapısında en çok göze çarpan 3 oluşum var. Bunlar danışma kurumları.
Bu danışma kurumlarını yurt dışı vatandaşlar danışma kurumu, soydaş akrabalarla ilgili danışma kurumu, öğrenciler danışma kurumu olarak sayabiliriz.
Bu danışma kurumları bir araya geldiklerinde ülkemizin ilgili meselelerinin bakış açısını ortaya koyuyor.
Yurt dışındaki vatandaşlar ile ilgili bu güne kadar bir dizi çalışmalar gerçekleştirdik.
Bunlardan ilki sınır kapılarında anket çalışması. Toplam 4000 bin kişi ile sınır kapılarında anket yapıldı.
Daha sonra Burdur'da döviz ile askerlik yapan askerlerimizle bir anket çalışması yapıldı.
Bunların haricinde belki vatandaşımızı en çok ilgilendiren konulardan bir tanesi olan, yurt dışında oy kullanma meselesi ile ilgili kanun çalışması yapıldı ve kanun meclisten geçti.
Bundan sonraki seçimlerde vatandaşımız, bulunduğu ülkelerde, temsilcilerimiz vasıtası ile oylarını kullanabilecekler.''


Dr. Can Ünver


Yayından:
''Ortak Akıl Platformunun Türkiye'de alışılmamış bir kamu yönetimi anlayışı var.
Sadece biz biliriz biz yaparız anlayışından uzaklaşarak fevkalade bir çalışma içerisinde oldukları kanaatindeyim.
Yöntem olarakta, anlayış olarakta, yaklaşım olarakta çok iyiler.
İnsanlarımızın bir açlığı var, o açlığı gidermeye çalışıyor şuanda bu kurum.
Bu önemli ve ilerisi için çok umut vericidir.
Hatta yıllardır bu işin içerisinde olan ben kendi adıma söylüyorum aklımıza gelmeyecek şeyleri ortaya çıkardılar.
Belli ki bu işi yaşıyorlar, yaşadıkları ülkede bu eksikliği yaşıyorlar.
Kurumun çok genç ve çok yetenekli bir personel kadrosu var.
Çok başarılı olacaklarına inanıyorum ve heyecan duyuyorum.''



Doç. Dr. Murat Erdoğan


Yayından:
''2007 yılında yurt dışındaki Türklere yönelik bir strateji belgesi çalışması yapmıştık.
Bu strateji belgesi toplantısına gittiğimde ben çok şaşırmıştım.
Çünkü yurtdışında yaşayan Türklerle ilgili bir strateji belgesi çalışmasıydı ama geneli kamu kurumu görevlisiydi. Sivil toplum yoktu. Medya yoktu.
Daha sonra bu çalışmayı biz Gebze'de Tubitak tesislerinde gerçekleştirdik.
Çok yaratıcı bir ortamdı çokta işe yaramıştı.
Yapmış olduğumuz strateji belgesinde yurt dışında yaşayan Türklerle ilgili genel sıkıntılar ortaya çıkmıştı.
Devletle kopukluk, sivil toplum örgütlerinin yeterince gelişmemiş olması, sivil toplum örgütlerinin arasındaki iletişim sorunları vs. vs.
Bu konuda bir takım akademik çalışmalara ve kuruma ihtiyaç var.  Orada bunlar dile gelmişti.
Yurt dışındaki Türkler belirli bir sayıya, belirli bir olgunluğa, belirli bir güce ulaştıktan sonra hem onlara yarayacak hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yarayacak ne yapılabilir sorusu devlet kurumlarında tartışıldı.
Burada sıkıntı genel bir stratejinin belirlenemiyor olması ve yurt dışındaki Türklerden bu anlamda katkı alınamıyor olmasıydı.
Şimdi artık bu ikisinin bir araya geldiği olgunlaştığı bir döneme girmeye başladık. Son 10 yılda Avrupa'da yaşayan Türklere karşı bir ilgi var.''


 DİNLE: Gazali Çiçek, Murat Erdoğan, Can Ünver : 1. Bölüm


Dr. Can Ünver


Yayından:
''Türkiye'den kalkıp kırsal bölgeden Avrupa'ya giden insanlarımız, kendilerinden hiç beklenmedik bir performansla ciddi dernekler oluşturdular.
Demek ki Türklerin bir organize olma örgütlenme kabiliyeti var. Bu sevindirici bir şey.
Fakat bu aynı zamanda çeşitli etkilerle ciddi bölünmelerle de devam etti.
Zaten bunun farklı olması da beklenemez. Tek bir çatı altında bütün kurumları toplayamazsınız.
Farklılıklar illa ki olacaktı. Şimdi buradaki olay o farklılıklarda birleşmektir. ortak fikirlerde birlikte olunmalıdır.''


Doç. Dr. Murat Erdoğan

Yayından:''Kendi ülkesinden çıkıp başka ülkelere yerleşmiş, yerleştiği ülkede kendi varlığını sürdürebilen ve aynı zamanda kendi ülkesiyle de bağlantısını güçlü bir biçimde sürdürebilen gruplara diaspora diyoruz.
Bizim diasporalaşmada esas sıkıntımız nitelik konusunda yeni yeni ilerliyor olmamız ve Türkiye'deki iç yapısal sorunların Avrupa'daki vatandaşlarımızı etkilemesi.
Yurt dışında yaşayan Türkiye kökenli insanların çok olağan üstü bir Türkiye ilgisi var.
Bu bir taraftan iyi bir şey ama diğer taraftan da biz burada bir araya gelemiyoruz
Bunu aşabilmenin yolu yaşadıkları ülkenin sorunlarına konsantre olmaları ve orada güçlü olmanın yollarını bulmaları.
Sivil toplum örgütlerininde bulundukları ülkede etki yaratabilecek, kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteye ulaşması gerek.''


Gazali Çiçek

Yayından:
''Maalesef güçlü bir şekilde insanlara proje sunabilecek ve bunun sonrasında insan kaynağıyla bunu uygulayabilecek sivil toplum kuruluşlarımızın sayısı çok az. Biz bu konu ile ilgili 2 yıldır ciddi araştırmalar yapıyoruz. Bilgiler edinmeye çalışıyoruz.
En profesyonel görünen derneklerde dahi bu sorunun olduğunu görüyoruz.
Biz diyoruz ki tıkandığınız yerde biz olmalıyız.
Sivil toplum sivil toplum olarak yapması gereken her şeyi yapmalı. Çalışmasını, faaliyetini, vizyonunu, stratejisini ona göre belirlemeli.
Çalışmasını yaparken bir yerde tıkanmış olabilir, bir yerde bizden ufak bir destekle bir seviye atlayacak olabilir, o zaman bize gelmeliler.
Sorunlar ne kadar çok konuşulur ne kadar çok dile getirilirse, çözümleri o kadar yapıcı olur ve sürat ile hareket edebiliriz diye düşünüyorum.''


 DİNLE: Gazali Çiçek, Murat Erdoğan, Can Ünver : 2. Bölüm

2.01.2013

Dünya Hali - Biz Burada kalıcıyız - 02 Ocak 2012


Biz Burada kalıcıyız
Programın genel amaçları
Ele alınacak konular
Bu programı yapmak neden önemli
Göç öncesi yaşam ve göç kararı alma süreci

Yüksel Pazarkaya
Şair-Yazar










Mehmet Canbolat
Almanya’da Türkçe yayınlanmakta olan Toplum Gazetesi sahibi










Dr. Can Ünver
Türksam Göç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

İsmet Korkmaz – Almanya’ya gitme sebebi: 2011 yılında Dünya Hali’nde yayınlanan röportajından bir bölüm

Ayla Tuna - – Almanya’ya gitme sebebi: 2011 yılında Dünya Hali’nde yayınlanan röportajından bir bölüm

Mahmut Gülçiçek - Almanya’ya gitme sebebi: 2011 yılında Dünya Hali’nde yayınlanan röportajından bir bölüm

Yüksel Pazarkaya

Yayından:
''1961 yılı sonlarında Türkiye’den Almanya’ya göç hareketi başladı. Düzenli bir göç hareketiydi.
Almanya Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan Ankara sözleşmesinin bir sonucu olarak, Almanya’nın ihtiyacı olan işçilerin Türkiye’den gönderilmesine başlandı.
1973 yılında Almanya tarafından bu göçün durdurulma kararının, federal mecliste alınmasına kadar Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü devam etti.
 Bunun sebebi de o zaman Almanya ‘da baş gösteren dünya petrol krizi sonucu ekonomik bir aksamaydı. İşçiye ihtiyaç kalmamıştı.
Bugün baktığımız zaman Almanya’da Türk toplumu bölünmez bir parça haline geldi.
Yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan yaşıyor Almanya’da.
Bu sayılar da Almanya’da artık bir Türk varlığının ve bu varlığın sürekliliğinin göstergesi diye düşünüyorum.''


Mehmet Canbolat


Yayından:
''50 yıl öncesinde Türkiye’den Almanya’ya göç eden vatandaşlarımızın amacı, 1,5 yıllığına buraya gelip Türkiye’deki bir eksiği kapatması, daha somut ifade ile bir ev sahibi olması şeklindeydi.
Fakat daha sonra çocuklarımıza da bir ev yapalım, onların da bir evi olsun derken bu hesaplar 15-20 yıla kadar uzanabildi.
Ancak gelinen noktada 50 yılı aşkın bir süre sonunda Türk toplumunun sadece Almanya’da değil değişik Avrupa ülkelerinde de artık kalıcılı oldukları son 10 yılda kesin bir konuma dönüştü diyebiliriz.''


Dr. Can Ünver


Yayından:
''İlk zamanlarda gurbet hadisesi tam anlamıyla yaşanıyordu.
Bugün artık öyle bir şey yok. Sınır ötesi bir yaşam ortaya çıktı. Bu sınır ötesi yaşam biçimini de herkes benimsemiş durumda.
Güzel bir noktaya geldik diye düşünüyorum. Kalkmayan sorunlar tabi ki var ama önceden hiç düşünülmeyen noktalara gelmiş bulunuyoruz.
Şimdi ki noktanın iyi bir analizini yapmak ve ona göre de bundan sonrası için neler yapılması gerektiğini tartışmak konuşmak gerekir.''


 Yüksel Pazarkaya, Mehmet Canbolat ve Can Ünver'i DİNLE : Sür 46'32"